Neyalan söyleyeyim, pek çok insan gibi ben de Yüksel Aksu 'nun adını 2005 yapımı Dondurmam Gaymak filmi ile duydum. O günlerde Muğla sokaklarındabir film çekildiğini görüyordum ama ticarî bir yerel film çekildiğini düşünerekyapılan işi hiç ciddiye almamıştım. Ta ki filmin üniversitede yapılan galasınakadar.
Galadatanınmış sanatçılar da vardı ama benim için önemli olan rahmetli Ömer Lütfü Mete (Ö. 19 Kasım 2009) ve Nazif Okumuş 'un da salonda olmalarıydı.
Filmiseyrettik ve çekim anındaki peşin hükmümün ne kadar yanlış olduğunu anladım.Film sıradan bir komedi değildi ve o günlerde çok yaygın olan Doğu-Güneydoğuağzı taklidi yapılan bir film de değildi; daha doğrusu filmde kullanılan Muğlaağzı, konuşma/söz komiği olmaktan ziyade bir sosyolojiyi yansıtıyordu. Yıllarcaekranları kaplayan aşiret sosyolojisinin yanında (Feodal sosyoloji midemeliydik?) dokusal yoğunluk ve özdeşlik gösteren bir kasaba filmi ile karşıkarşıyaydık. Zevkle seyrettik ve etkisi hâlâ devam eden bir iz bıraktıDondurmam Gaymak.
2011'de Entel Köy Efe Köye Karşı filmigeldi. Kasaba yereli ile evrensel çizgi tutturma sevdasının bir yansımasıydı bufilm. Çevrecilik ve sınaî gelişme çekişmesine yaslanan filmde, çok basit ve çokbilinen bir çelişki, ilk bakışta "basit bir film" intibaını uyandırabilir amamesele konu değil, konunun işlenmesi olunca, işin veçhesi değişiyor. Basit vesade bir konudan taze ve diri ironik sahneler çıkarmak ve bunu yaparken deseyirciyi bıktırmadan genel bir felsefî derinlik atmosferinde tutabilmek başarısıher baba yiğidin harcı değildir.
YükselAksu, Dondurmam Gaymak ile Entel Köy Efe Köye Karşı arasına 6 yılsıkıştırmıştı; sonraki filmi olan İftarlıkGazoz ile Entel Köy Efe Köy'e Karşı arasında geçen zaman biraz kısalmıştı ve 4 yıl sonra, 2015'te İftarlık Gazoz'uçekti.
İftarlıkGazoz da bir "kasaba filmi" idi. Bir çocuğun gelişmesinde din ve orucun yeriüzerinden kurgulanan filmi Aksu ölüm oruçlarıyla ilişkilendirerek politik birtavır da sergilemiştir ama bunu insanı irrite eden bir DHPKP-C militanıtavrıyla değil daha çok insanî merkezli yapmıştır.
Lafıuzatmayalım.
Yüksel Aksu 3 filmiyle bizi "kasaba sosyolojisi"nealıştırdı. (Bu arada Çağan Irmak 'ın Babam ve Oğlum 'u da kasaba sosyolojisifilmidir.) Aksu'ya sormak gerekiyor herhalde: "2005, 2011 ve 2015'te yaptığı bufilmlerden sonra yeni filmin zamanı gelmedi mi? 5 yıl oldu son filmden bu yana"
Yukarıdada dediğim gibi "aşiret feodalitesi" furyası milleti hayli yormuştu; acabaYüksel Aksu da "kasaba sosyolojisi"nin insanları yorduğunu mu düşünüyor? Bence öyle düşünmemeli. Kasaba kültüründederinlik ve genişlik vardır ve pek çok Yüksel Aksu'yu kaldırır.
Metin Eloğlu ne diyordu?"Hazır Kasabaya İnmişken Bir de Fotoğraf Çektirelim Dedik" Biz de hazır kasaba sosyolojisi filmlerinealışmışken; hadi oldu olacak onu da söyleyelim "tiryakisi olmuşken", 5 sene arabiraz çok olmadı mı sevgili Yüksel Aksu? Hem senaryoyu hem yönetmenliği sendenbekliyoruz üstad!...
YükselAksu sineması, kendini tekrar etmeden devam etmeli. Belki yeni kuşaklar içinyeni soluk olacaktır bu filmler.