İlkolarak on iki yıl önce çıktım insanların karşısına yazılarımla. O gün bu gündüryazmaya devam ediyorum ama hâlâ kendime "yazar" denmesine alışamadım. İsminönüne bir sıfat lazımsa "Okur-yazar" demek daha güzel. Okur-yazar olmayı ise"okumayı ve yazmayı yaşamı boyunca bir ihtiyaç, keyifli bir yolculuk olarakgörmek" olarak görüyorum. Dolayısıyla da okumak ve yazmak benim için önceliklebir ihtiyaç.

Yazmak;öncelikle öğrenmek ve öğrendiklerini kalıcı hâle getirmek ve bunları paylaşmak... Bacon'un " Okumak insanı olgunlaştırır, konuşmak ustalaştırır. Yazmak isedaha somut bir bilgi sağlar. " sözünün gereği...

Yazmak;bir merak, bir arayış, bir cesaret ve bir emek işi... Yazmak; sorumluluk sahibiolmanın, endişe etmenin, hayatı bilme-olma-yapma sacayağına oturtabilmeçabasının bir sonucu...

Yazmak;hayatla olan uyumsuzluğumun, çevremdeki insanlarla olan geçimsizliğimin çaresi,isyanımın sesi... Dünyaya, hayatın kurgulanan ilişkilerine, insanların sorumsuzve çıkarcı yaklaşımlarına alışamayan birinin kendini teskin ettiği yeryazmak...

Yazmak;kendini bulunduğu yere ait hissetmeyen insanın savrulan duygularının yatıştığıyer... Kelimelerle duvarların arkasına geçerek yalnızlıktan kurtulabilmek...

Yazmakkendime yakıştırdığım bir iş... Yazmak kendimi iyi hissettiğim bir meşgale...Yazmak kendimi geliştirdiğim, büyüttüğüm, olgunlaştırdığım bir uğraşı... Böyleolunca da okuduğum, dinlediğim, gözlemlediğim her şey yazma isteğini artıranbir esinti oluyor.

Benimiçin her yazı bir ders... Peşine takıldığım her konu bir sınıf... Kaleme aldığım her kitap bir okul...

Yazaraköncelikle hayatımda bir yer açtım kendime. Her geçen gün güzelleşen, gittikçedaha cazip hâle gelen, beni günden güne daha çok kendisine bağlayan bir yer...Bir yaşam biçimi hâline gelen...

Sonrasındayazarak başkalarının hayatında bir yer açtım kendime. Her hafta yazılarımımerakla bekleyen, teşekkür eden, beni cesaretlendiren, takdir edenokuyucularımın hayatında bir yer buldum kendime.

Yerimiseviyorum... Hem kendi hayatımda hem de başkalarının hayatında yazılarımlaaçtığım o yeri seviyorum. Olduğum yeri seviyorum, olmak istediğim yeriseviyorum, olmam istenen yeri seviyorum.

HerÇarşamba gecesi 00.00'da yayımlanan yazılarımı okumadan yatmayan, mesajlarıylaya da bizzat arayarak teşekkür eden, beni cesaretlendirenokuyucuların-dostların varlığı bana şevk veriyor.

Bugünekadar yayımlanan sekiz kitap, yayımlanmayı bekleyen bir o kadar dosya... Ve HamleGazetesi aracılığıyla altı yılda size ulaşan tam 310 yazı...

Bugünitibarıyla altı yıl bitti ve yedinci yıla "Bismillah!" dedik.

HamleGazetesi benim için bir okul... Hiç devamsızlık yapmadan her hafta altı yıldırdevam ettiğim bir okul... Düzenli olarak yazılarımı gönderiyorum ve bu yönüylebeni disipline ediyor. Hamle'de yazmak, hayatımın en istikrarlı uğraşısı...

Hamle,yazılarımı "ama"sız-"fakat"sız yayınlayabildiğim bir gazete. Suya sabunadokunan yazılarımın, eleştirilerimin, serzenişlerimin, iç çekişlerimin,hesaplaşmalarımın, isyanımın, haykırışımın adresi...

Okuyacağımçok kitap var, öğreneceğim çok şey var. Derdim var, sorumluluklarım var,hayallerim var, planlarım var. Sorumluluk duygusunun bir yansıması olarakyarınlara dair beklentilerim var. Araştırmak istediğim, paylaşmak istediğim,itiraz etmek istediğim, laf atmak istediğim çok şey var. Dahası yazacağım çokyazı-konu var. Bu nedenle de daha nice yıllar bu sayfalarda sizlerle buluşmakisterim.

Çünküyerimi seviyorum.

Banabu fırsatı veren, 48 yıllık bir basın çınarının gölgesinde bana da yer verenSayın Hayati Nizamoğlu ve Hafize Nizamoğlu Acar'a, Hamle ailesinin değerliçalışanlarına bir kez daha teşekkür ediyorum. Her hafta yazılarımı okuyarakhayatlarında bana da bir yer açan değerli Hamle okurlarına şükranlarımısunuyorum.

26.07.2023