"İnsaninsan dokunmuşsun ruhlarımıza, rehberlik yapmışsın bütün güzelliğince. Sazında,sözünde, sesinde "Biz" varmışız. Senin sözlerinde yunduk bahara. Seninsözlerinle ateşleri aştık gül bahçelerine geçtik. Senin sözlerinle acıları baleyledik. Senin sözlerin şifa oldu bizlere."

Enuzağındakiler en yakınında değil midir aslında? Hâlbuki sen her daimyanımdaydın, yüreğimdeydin. Ben sendeymişim, özümdeymişsin farkına varmam içinadını anmam yeterliymiş. İnsan insan dokunmuşsun ruhlarımıza, rehberlikyapmışsın bütün güzelliğince. Sazında, sözünde, sesinde "Biz" varmışız. Seninsözlerinde yunduk bahara. Senin sözlerinle ateşleri aştık gül bahçelerinegeçtik. Senin sözlerinle acıları bal eyledik. Senin sözlerin şifa oldu bizlere.

Sazdansöze karanlığın içinde aydınlığı yaşattın bizlere. İlmin fukarası olduk hermısrasında. Nice kitaplar devirsek yetişemedik makamına. Âşıktın gayrı,ozandın, bilgeydin, ariftin, sultandın. Sözün sultanıydın. Makamın dertligönüllere deva oldu, karanlık yüreklere umut oldu.

Topraktan,havaya, suya, ateşe dokudun özünü. Anadolu'nun her bir zerresine erişen güneşmisali ötekileştirmeden, ötelemeden, ayırmadan, bölmeden aynı ruhta buluşturduninsanı. Aynı şefkatle, merhametle açtın gönlünü. Sen de Anadolu'nun mayaladığıinsan vardı. Sen de mayaladın aynı mayadan geleceğe duyanlara, görenlere, aynıgönülde buluşanlara.

"Anlatamam derdimi dertsiz insana

Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez

Derdim bana derman imiş bilmedim

Hiçbirzaman gül dikensiz olamaz "

Birderdim vardı benim. İnsan olmaktı. Bu bedende, bu ruhta içimdeki insanaermekti. Hamdım, pişmeye durdum. Olgun başaklar gibi başım yere eğdiğimdekendimi değil, insanı gördüm. Tıpkı Veysel gibi. Hayatın çilesini yüklenmişgiden gözlerinde artık güneşi göremeyen çocuktan gönül gözünde, yüreğinde binbir baharı saklayan insan olmaya varmıştı. Ermişti desek erenlerden eyler miVeysel'i. Varsın eylesin. Aşka kanmamış mıydı Veysel. Aşka kanmadan Âşık olunurmuydu? İlk güneş ışığını görünce aldanan badem çiçekleri gibi değil miydiVeysel? Biz aldanır derken badem çiçekleri aslında bizi aldanışa hazırlamıyormuydu?

Veysel'inderdi kanmaktan yanaydı. Bir derdi vardı anlatacak, kendi gibi insan olmaderdinde insanlara. Veysel sözünde adı dert olsun, aslında özünde Yunus dilindeher derdin adı dava değil miydi? Yunus'tan Veysel'e dokunan dava, insanlıkdavası değil miydi? Veysel'in derdi, bir davası yok muydu? Derdi de davası dabüyüktü Veysel'in. "Ben"leri aşan, "Biz"de çağlayan, "İnsan"da yani "Bir"dehuzura eden bir dertti bu dert, bu dava.

Bizlerbu fani âlemde bir girdaba kapılıp giderken, gaflet uykusunda insanlığın tümgüzelliklerinden uzaklaşırken dikensiz güle ulaşılamayacağını bilen Veysel bizerehber olamamış mıydı? Olmuştu olmasına yalnızca Veysel'i bir kere dinlesin,ruhunda eğlesin. Gönülden işitsin.

"Göklerden süzüldüm tertemiz indim
Yere indim yedi renge boyandım
Boz bulanık bir sel oldum yürüdüm
Çeşit çeşit türlü renge boyandım"

Bir kere işitsek, bir kere dinlesekVeysel'i. Her şey dinlemeyle başla mıyor mu oysa. Dinlemeden işitilir mi?Bakmadan görülür mü? Kendi benliğinde kaybolan nasıl görsün Veysel'i? Gönülleramayken, kalpler mühürlenmişken o gönlün, o kalbin sahibi işitir mi Veysel'i?Veysel'i duymak âşığı hissetmekten geçer. Bak gör deryalara kavuşmuş, ummanısırtlamış Veysel'de kaybolmaz mısın? Benliğini deryalar aşırıp insan aslınadöndürmez misin?

Veysel akarsu gibidir, kir nedirbilmez. Kiri, kötülüğü, hasedi ve insanı insandan uzaklaştıran adı neyse içindetutmaz. Arınmıştır, saftır, tertemizdir o. Onun gönlü aynadır içindeki insanaulaşmak isteyene. Âşık Veysel hallince hâllenirsin dünyayı, tabiatı, hayatı veinsanı. Çünkü denklemi bulmuştur Veysel. Ne kadar da basit bir denklemdir.Zaten insan için çözülmesi en karmaşık denklem de, sorun da basit olan değilmidir? "Mihnet-i dünyaya tahammül gerek / Gâhî ağlayarak gâhî gülerek" Bir yüzügüneşin seyredişinde diğer yüzü güneşin batışında insan ağlamakla gülmekarasında bir hayat sürmez mi? Ve bütün ömrü bu hayatı anlamaya çalışmaklageçmez mi? Görmeye talip ol Veysel gibi bir kere. Görmeyen gözlere uyku girmezo zaman. Biz ne zaman benliğimizin dertleri dışında insanlık adına uykusuzkaldık. Veysel'in derdi de büyük davası da.

"Dünyada tükenmez murat var imiş

Ne alanı gördüm ne murat gördüm

Meşakkatin adın murat koymuşlar

Dünyada ne lezzet ne bir tat gördüm"

Veysel, bu sözlerinde türlü türlü yokluklar içindetükenmez. Her tükenişte çoğaldıkça çoğalır. Zorlukların, çilenin adı muratkonsa bile muradı için değil muratlar için sabretmeye, umut etmeye devam ederVeysel. Dünyada alamadığı lezzet de tat da dünyalıktır. Çünkü Veysel için dünyabir amaç değil araçtır. Konup göçülen bir hanın daim mutluluk verdiği görülmüşmü? Görülmüş değildir. İnsan mayasındaki, özündeki güzele aşk ile erebilir.Sabrın acı meyvesini tadarak ulaşabilir. Çünkü hakikatte dünya iki kapılı birhandır. Üzerinde gece gündüz gidilen ve sadece temaşa seyrince yaşanılan. Aşkolsun bu sırra Veysel gibi erenlere.

Veysel'le başlayan sözler nihayete erer mi hiç?Sadece Veysel adıyla başla. Yol nedir, yolcu nedir düşersin yollara. Belki dekendi yoluna, kendi yolculuğuna. Her adım başında Veysel'i görürsen anlarsınYunus'tan Veysel'e ve ondan bize düşen hisseyi. "Her dem yeniden doğarız / Bizden kim usanası" Onun sözünde,onun sazında, onun gönlünde tazeleniriz her daim.