Son günlerde,

Güzel ülkemde, 

Bir kavram türettiler,

Türkiyelilik. 

Bu kavramı,

Kimi çevreler tarafından kapsayıcı, 

Çoğulcu bir yurttaşlık kimliği gibi,

Savunulurken, 

Bazı kesimlerce, eleştiriliyor.

Milli Birlik,

Milli ülkü,

Ve ortak kimlik açısından

Türk Milleti kavramının

Tarihsel sürekliliğe sahip olduğu

Ve vatandaşlık bağına dayalı

Bir üst kimlik olduğu ifade ediliyor.

Türkiyelilik kavramı,

Türkiyelilik söylemi,

Ulus devletin kurucu değerlerini gölgeleyen,

Milli birliği,

Milli kimliği,

Toplumsal birliği zedeleyebilir.

Türkiye Cumhuriyeti,

Kuruluşundan bu yana,

‘Türk Milleti’ kavramı etrafında şekillenmiş,

Ve ‘Ulus Devlet’ olmuştur.

Bu kimlik,

Etnik değil,

Vatandaşlık bağını esas alan,

Bir üst kimliktir.

Türkiyelilik ise bu tarihi çerçeveyi zayıflatabilir,

Türk milleti tanımını değersizleştirebilir,

Ve belirsizleştirebilir.

‘Türkiyelilik’’ milli kimlikten uzak,

Coğrafi bir tanıma indirgemektir.

Bu kavram,

Ortak kimliği güçlendirmek yerine,

Farklılıkları vurgulayarak ayrışmayı artırmaktır.

Millet kavramını coğrafya ile sınırlamak,

Ulus bilincini köksüz hale getirmek demektir.

Cumhuriyetin kuruluş felsefesi,

Farklı unsurları,

‘Türk milleti’ çatısı altında,

Birleştirmeyi amaçlamıştır.

Bu çatı, Lozan Antlaşması’yla da,

Uluslararası anlamda da tanınmıştır.

Dolayısıyla ‘Türk Milleti’ yerine,

‘Türkiyelilik’’ ifadesinin öne çıkarılması,

Tarihsel bir sürekliliği bozabilecekken,

Ve sanki yeni bir kimlik mühendisliği ile,

Milli şuur silinebilir.

Ayrıca bu yaklaşım,

Küresel güçlerin,

Ulus devletleri zayıflatma stratejisi ile uyuşmaktadır.

Türkiyelilik kavramının savunucuları,

Bunu çoğulculuğun ve demokrasinin,

Gereği olarak öne sürmekte,

Ancak ulus devletini savunan,

Vatanını canı gibi sevenler için,

Bu bir kandırmacadır.

Bu söylem pratikte,

Kimlik siyasetine hizmet etmekte,

Ulusal birlik yerine,

Etnik ayrışmaları derinleştirmektedir.

Ortak bir üst kimlik yerine,

Parçalı kimlikler ortaya çıkartıldığında,

Toplumsal uyumun,

Zayıflaması kaçınılmaz hale gelmektedir.

Konuyu özetlersem,

Türkiyelilik kavramı,

Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle uyuşmayan,

Milli kimliği anlatmayan,

Milli birliği zedeleyebilen,

Ulus olma bilincini yok edebilecek

Bir yaklaşım olarak görülüyor.

Ülkemizin geleceği için ihtiyaç duyulan,

Türkiyelilik adı altında

Yeni kimlik tartışmaları açmak değil,

Mevcut Türk milleti kimliğini,

Demokratik,

Eşitlikçi,

Ve kapsayıcı bir şekilde güçlendirmektir.

Türk milleti kimliği,

Tarihsel sürekliliği,

Uluslararası meşrutiyeti,

Ve toplumsal bütünleşme kapasitesiyle,

Zaten kapsayıcı çatı olma özelliği taşımaktadır.

BÜYÜK TAARRUZ

26 Ağustos Büyük Taarruz,

Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde,

Çok önemli bir dönüm noktasıdır.

26 Ağustos 1922 sabahı,

Afyonkarahisar Kocatepe’de yükselen top sesleri,

Yalnızca bir muharebenin değil,

Milletin kaderinin başlangıcını veriyordu.

Mustafa Kemal Paşa’nın,

’Ordular !

İlk hedefiniz Akdeniz’dir,

İleri!

Emriyle başlayan Büyük Taarruz,

Kurtuluş Savaşı’nın en kritik,

Ve sonuç belirleyici hamlesi olmuştur.

Mondros Mütarekesi sonrası,

Anadolu’nun işgale uğraması,

Milletin hür ve bağımsız yaşama isteğini,

Daha da pekiştirdi.

1919 da Samsun’da doğan güneş,

Yakılan bağımsızlık meşalesi,

Erzurum ve Sivas Kongreleriyle büyüdü.

23 Nisan 1920 de,

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla,

Halkın iradesi kurumsallaştı.

Ancak hala işgal altındaydık.

İşgalin sona erebilmesi için,

26 Ağustos 1922’de başlayan saldırı,

Türk ordusunun aylarca süren,

Gizli hazırlıklarının eseridir.

İşgalci güçler,

Güçlü mevzilere sahip,

Her şey onların lehine idi.

Ancak Türk ordusunun inancı,

Kararlılığı,

Stratejik dehası karşısında,

Bu üstünlükleri yetersiz kaldı.

Büyük Taarruz,

30 Ağustos 1922’de,

Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde,

Kesin zaferle sonuçlandı.

Bu zafer yalnızca,

Yunan ordusunun,

Anadolu’daki varlığını,

Sona erdirmekle kalmadı,

Aynı zamanda,

Türk milletinin kaderini değiştirdi.

9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşu ile,

İşgal tamamen sona erdi,

Ve Cumhuriyetin temelleri atıldı.

26 Ağustos,

Sadece askeri bir başarı değil,

Bağımsızlığa,

Özgürlüğe,

Ve milli iradeye duyulan,

Sonsuz inancın sembolüdür.

Türk milletinin azmi ve fedakarlığı,

Bugün özgürce yaşadığımız topraklardır.

Büyük Taarruz,

Milletimizin ‘ya istikbal ya ölüm’,

Şiarının ‘ete kemiğe’ büründüğü destandır.

Bugün; 26 Ağustos’u anmak,

Yalnızca bir zaferi kutlamak değildir.

Bağımsızlığımızın değerini bilmek

Ve geleceğe aynı inançla yürümek demektir.

Bu arada,

Mustafa Kemal’e,

Cumhuriyet’e karşı olanlar var.

26 Ağustos Büyük Taarruz için

Emniyet Genel Müdürlüğü,

Bir paylaşım yaptı.

Görselde Atatürk’ün bulunmaması

Kamuoyunda tepki çekti

Anıtkabirde kullanılan bir fotoğraf alınmış,

Bu fotoğrafta Mustafa Kemal Atatürk varken,

Bir çalışma yapmışlar,

Mustafa Kemal’ olmadan,

Büyük Taarruz ’un 103ci yılını kutlamak için yayınladılar.

Hayırdır!...

Mustafa Kemal’i fotoğraflardan silebilirsiniz

Gönüllerden silebilecek misiniz?