"Sözün sahibi mutluluğu ya damutsuzluğu kendi iradesiyle yaşar. Verdikçe çoğalmak, paylaştıkça zenginleşmek,dinledikçe anlaşılmak, sevdikçe sevilmek ve bildikçe aydınlanmak insanın hayatçizgisinde önemli dönemeçlerdir. Yaşadıkça öğreniriz. Öyleyse mânâya hükmedensöz bir yaşanmışlığın bütün zamanlara seslenişidir."

Sözlerin her biryaşanmışlıkları aktarıyor bizlere. Veciz sözler, ata sözleri her birinin mânâsıdeğerince bir yaşanmışlık, bir tecrübe aktarır. Her bir söz aslında bizleridüşünmeye sevk eder. Bu kadar hızlı akıp giden zaman karşısında hızınıayarlayamayan ya da kontrol edemeyen insana bir nefeslik kıymetli bir paybırakmaktadır aslında. Her bir söz insana, ne kadar kıymetli olduğunu dahatırlatır.

İnsan taşıdığı değerinkıymetini anlamakta ne kadar bilme hâlindedir. Yunus'un sözlerindeki sırratalip olalım. "Okumaktan mânâ ne / Kişi hakkı bilmektir" Kişi hakkı bilmektesaklı hükümleri kendimizce yorumladığımızda öncelikle kelimenin anlamından yolaçıkarak tanımakla başlayalım. Anlamakla devam edelim, bizi asıl mânâya götürenbilgiyi tamamlamakla neticeye vardıralım. Ben'in bilgisinden biz'deki bilgiyeve aslolan Bir'deki bilgide tanımlanmaya vardığımızda sözün her bir kademesindebilmek aydınlanmak, uyanmak, dirilmek eylemleriyle sadece insana haiz olangelişimi ortaya koyar.

Sözler üzerine bir idetanımlanmaya vardığımızda sözün her bir kademesinde bilmek aydınlanmak,uyanmak, dirilmek eylemleriyle sadece insana haiz olan gelişimi ortaya koyar.

Sözler üzerine bir beyinfırtınası gerçekleştirelim isteğimiz bizi nerelere götürüyor. Kullandığımızsözcükler sadece düşünme üzerinden ne kadar da sınırlı kaldı. Oysa hayatıninsana sunduğu sonsuzlukta insan neyi toplayabilirse o kadar gelişimintamamlayabilir. Ve bir o kadar sahip olduğun kıymeti hükmünce yaşamaya başlar.Söze sahip olmak, sözün hakkını vermek aslında sözün hükmüne uyup yaşamaklaeşdeğerdir.

Sözün sahibi mutluluğu yada mutsuzluğu kendi iradesiyle yaşar. Verdikçe çoğalmak, paylaştıkçazenginleşmek, dinledikçe anlaşılmak, sevdikçe sevilmek ve bildikçe aydınlanmakinsanın hayat çizgisinde önemli dönemeçlerdir. Yaşadıkça öğreniriz. Öyleysemânâya hükmeden söz bir yaşanmışlığın bütün zamanlara seslenişidir. "Bâkî kalanbu kubbede hoş bir sâdâ" bırakmaktır sözü kıymetli kıldıran.

Sözün yaşanmışlığındaönemli bir gösterge de samimiyettir. Samimiyetin kontrolünü ise tutarlılıklaçözebiliriz. Evet, tutarlılık. Hayata ve söze bir denge katar. Güzel sözler ağızlardabir süs gibi dolaşırken gerçek mânâda hayat bulduğu yer o söze inanmışgönüllerdir. Davasına inanmış bir yürekten çıkan söz önündeki bütün engelleriaşacak cesarete de sahiptir. Sözün sahibi, sözün varlığını kir ya da nur olaraktaşıyacağı noktada kendi iradesindedir.

Sözlerden bahsettikmisallendirelim. "Havalar soğuduğunda insanlar, kendilerine gölge verenağaçları unuturlar." Bugün televizyon izlerken dikkatimi çeken ve benidüşündüren güzel bir söz. Hüküm alanına baktığımızda bu sözü duyan her insansadece ve sadece kendine ait alandan anlayacak ve hükme varacaktır. Sahipolduğumuz bilme hâlince sözün açtığı pencereler vasıtasıyla aydınlanmamız bizebir değer katacaktır.

Havalar soğuduğundainsanlar diye başlayan sözde havanın soğumasıyla çaresiz kalan insanlardantutun iç dünyasına çekilmek zorunda kalan insan kadar farklı özneleri getirirönümüze. Yüzlerce yargıya pencere açan söz kendilerine gölge veren ağaçlarıunuturlar, derken sadece yükleminde yer alan unutmanın insana özgü metaforuna nasılda güzel dokunuşlarda bulunur. Havaların soğuması, insanların havalarınsoğuması karşısında yaşadıkları durum ve unutuş. Sözde eksik bıraktığımız tekyer mânâya son noktaya koyacağımız anahtarda saklı: "Gölge veren ağaçlar"

Dolu başaklar gibiolgunlaşan insanların durumunu hatırlatır gölge veren ağaçlar. Ağaç, insan içinköklerinden aldığı güçle dimdik ayakta duran bilgeliği sembolize eder.Ağaçların gölge vermesi, bilgeliğiyle ve olgunluğuyla olma hâlindeki veyolundaki insanı işaret eder. Para, makam, mevki, şöhret, güç hatta bilgi bilebir gölgeye sahip olmak için yeterli değildir. İnsanın bir gölgesinin olmasıiçin iz bırakması gerekir. Bu da ancak sevgiyle, inançla, aşkla ve cesaretlegerçekleştirebilir.

"Havalar soğuduğundainsanlar, kendilerine gölge veren ağaçları unuturlar." sözü çözüm noktasında çok daha fazla hükme vedeğere sahiptir. Ve söylendikçe aydınlatacak, insanlara hissettikleri veihtiyaç duydukları ölçüde rehber olacaktır.

Her söz başka bir sözdetamamlanır. "Zemheri ayazında bir evin bacası tütmüyorsa, ya evde kimse yoktur yada evdekilerin kimsesi yoktur." Unutmaktan yok olmaya söz bize nelertaşımaktadır, değil mi? Asırları aşıp gelen medeniyetlerin temelindeinsana ait olanın yeri aslında bu merkezdedir. Sözler de insanlar gibi hayatınmerkezinde ve kıymetlidir. İnsan bilme hâlinde oldukça sözler de varlığınısürdürecektir. O zaman aşk olsun insana, aşk olsun sözlere..