Kü­re­de yani dün­ya­da,
Ne­re­ye bak­sak fitne, fesat.
Ne­re­ye bak­sak kan ve göz­ya­şı.
Ne­re­ye bak­sak zulüm.
Bir söz var­dır,
‘Ya­ra­dan’ı kı­ya­me­te zor­la­mak’
Ve sanki Ya­ra­dan’ı kı­ya­me­te zor­lu­yor­lar.
Tek dünya dev­le­ti sap­kın­lı­ğı­na tak­mış­lar,
Tam gaz iler­li­yor­lar.
Bu bağ­lam­da kül­tür­le­ri yok etmek,
Ulus Dev­let­le­ri yık­mak is­ti­yor­lar.
Yı­ka­bil­mek için­de el­le­rin­den ge­le­ni ya­pı­yor­lar.
Ve biz­ler daha fazla hata ya­par­sak iler­le­ye­cek­ler.
Hata de­yin­ce,
Sarı ökü­zün hi­ka­ye­si geldi ak­lı­ma.
Ot­lak­la­rın bi­rin­de bir öküz sü­rü­sü ya­şar­mış.
Çev­re­de­ki aslan sü­rü­sü­nün gözü öküz­ler­dey­miş.
Öküz­le­ri bir türlü rahat bı­rak­maz­lar,
Sü­rek­li öküz sü­rü­sü­ne sal­dı­rır­lar­mış.
Ee, öküz de­di­ğin de öyle ya­ba­na atı­lır hay­van ol­ma­dı­ğın­dan,
Bir araya ge­lir­ler as­lan­la­ra karşı bir­lik olur­lar,
Bir­kaç sıy­rık­la sal­dı­rı­yı at­la­tır­lar­mış.
Gün geç­tik­çe as­lan­la­rı bir kaygı almış,
Git­gi­de iyi bes­le­ne­me­dik­le­ri için güç­ten düş­müş­ler.
“Her­hal­de bize bu ot­la­ğı terk etmek dü­şü­yor” demiş iç­le­rin­den bi­ri­si.
“Evet” diye tas­dik etmiş di­ğer­le­ri.
Ne­re­ye gi­de­riz diye dü­şü­nür­ler­ken sü­rü­nün en çe­lim­siz,
Fakat kur­naz mı kur­naz olan Topal Aslan söze gir­miş.
“Hayır” demiş, “Hiç­bir yere git­mi­yo­ruz.
Siz bana bı­ra­kın, ben hal­le­de­rim bu işi.”
Topal Aslan ya­nı­na bir iki aslan daha ala­rak,
Öküz­le­rin ya­nı­na beyaz bay­rak çe­ke­rek git­miş.
Öküz­ler bak­mış as­lan­lar elin­de beyaz bay­rak ge­li­yor yak­laş­mış­lar.
Topal aslan ko­nuş­ma­ya baş­la­mış:
“Bi­li­niz ki biz as­lan­lar ba­rış­çı bir mil­le­tiz.
Hele öküz­ler­le hiç­bir alıp ver­me­di­ği­miz ola­maz.
Size de­fa­lar­ca sal­dır­dık,
Ama niye bi­li­yor mu­su­nuz?
Hep o sizin ara­nız­da­ki Sarı Öküz yü­zün­den.
Onun rengi öyle si­zin­ki­ler gibi değil ki.
Gö­zü­mü­zü ka­maş­tı­rı­yor,
Ak­lı­mı­zı ba­şı­mız­dan alı­yor.
Onu gör­dük mü ne kadar ba­rış­se­ver ol­du­ğu­mu­zu unu­tup,
Size sal­dı­rı­yo­ruz ve sü­rü­nü­ze zarar ve­ri­yo­ruz.
Yoksa bizim si­zin­le hiç bir alıp ve­re­me­di­ği­miz yok.
Onun yü­zün­den he­pi­niz zarar gö­rü­yor­su­nuz.
Bun­la­rın hepsi Sarı Öküz’ün suçu.
Verin onu bize, siz kur­tu­lun,
Biz de barış için­de ya­şa­ya­lım."
Öküz­ler as­la­nı din­le­miş.
Boz Öküz diğer öküz­ler­le bir­lik­te as­lan­la­rın tek­li­fi­ni de­ğer­len­dir­miş.
Bir tek yaşlı Be­nek­li Öküz “Olmaz” demiş ama ken­di­ni kim­se­ye din­le­te­me­miş.
Za­val­lı Sarı Öküz diğer öküz­le­rin kur­tu­lu­şu için as­lan­la­ra kur­ban edil­miş.
Uzun­ca bir süre öküz sü­rü­sü­ne sal­dı­ran ol­ma­mış.
Ama as­lan­lar sonra gene acık­mış.
Topal Aslan ya­nı­na bir­kaç aslan daha ala­rak,
Öküz­le­rin ya­nı­na git­miş.
“Gör­dü­nüz ya biz as­lan­lar ne denli uysal mil­le­tiz.
Doğru ka­ra­rı­nız için sizi bir daha kut­la­mak is­te­rim.
Siz de huzur için­de­si­niz, biz de.
Ne mutlu.
Yal­nız bu­ra­ya bun­la­rı söy­le­mek için gel­me­dim.
Büyük bir prob­le­mi­miz var."
“Ne?” diye sor­muş Boz Öküz.
“Şu sizin Uzun Kuy­ruk” demiş Topal Aslan.
“Öyle uzun bir kuy­ru­ğu var ki ne­re­den bak­sak gö­rü­nü­yor.
Gö­zü­müz dö­nü­yor, sü­rü­ye sal­dır­ma­mak için ken­di­mi­zi zor tu­tu­yo­ruz.
Bir onun suçu yü­zün­den kor­ka­rım he­pi­niz zarar gö­re­cek­si­niz.
Gelin onu bize verin, sulh için­de ya­şa­ya­lım” demiş.
Boz Öküz yine is­ti­şa­re yap­mış sü­rü­nün diğer öküz­le­riy­le.
Yine sa­de­ce Be­nek­li Öküz karşı çık­mış.
Ama kimse onu din­le­me­miş.
Hepsi “ve­re­lim git­sin” de­miş­ler.
Uzun Kuy­ruk’u sü­rü­den dış­la­mış­lar.
Uzun kuy­ruk çır­pı­na çır­pı­na as­lan­la­ra yem olmuş.
As­lan­lar her geçen gün se­mi­rir­ken öküz­ler her geçen gün za­yıf­la­mış.
As­lan­lar küs­tah­laş­tık­ça küs­tah­la­şı­yor­lar­mış.
Artık bir sebep bile söy­le­me ge­re­ği bile duy­ma­dan,
“Verin bize şu öküzü yoksa ka­rış­ma­yız” di­yor­lar­mış.
Za­val­lı öküz­le­rin “Hayır” di­ye­bi­lecek güç­le­ri kal­ma­mış.
Hepsi birer birer as­lan­la­rın pen­çe­sin­de can ver­miş.
En sona Boz Öküz ve bir­kaç öküz kal­mış.
“Ne oldu bize, ne zaman kay­bet­tik bu sa­va­şı as­lan­la­ra karşı,
Oysa ne kadar da güç­lüy­dük?” diye sor­muş biri Boz Öküz’e.
“Biz” demiş Boz Öküz piş­man­lık­la tit­re­ye­rek,
“Bu sa­va­şı Sarı Öküz'ü ver­di­ği­miz gün kay­bet­tik.”
Evet, Sarı Öküzü ver­dik­le­ri gün kay­bet­miş­ler­di.
Ge­le­lim bu öy­kü­nün bize ver­di­ği ders­le­re.
Ge­le­lim ma­sa­lın geniş za­man­lar­da­ki so­nu­na;
He­pi­mi­zin bir zaman ara­lı­ğın­da, ver­di­ği bir Sarı Öküzü var.
Me­se­la bir parti ma­sa­dan kalk­tı­ğın­da ver­miş­ti Sarı Ökü­zü­nü.
Ve 28 Dö­nem­de li­ya­kat değil de para bazlı aday­lık güttü,
Gel­di­ği nokta or­ta­da.
Açık­ça­sı ken­di­ni üttü.
Ve bizi çok üzdü bu sü­reç­te.
Ne dip­lo­ma­nın ve ne li­ya­ka­tın önemi vardı.
Pa­ra­nın önemi çoktu.
Şim­di­ler de lime lime eri­mek­te­ler.
Çünkü sarı öküzü ver­mek­le baş­la­mış­lar­dı kay­bet­me­ye.
Tek­rar dö­ne­lim Sarı Öküze.
Öküz­ler bir­lik­le­ri­ni ko­ru­sa­lar­dı vahim so­nuç­la kar­şı­laş­ma­ya­cak­lar­dı.
Bir­lik olmak güç bir­li­ği ya­ra­tır.
Sarı Öküz'ü ver­mek için asla bir ‘ge­rek­çe­miz’ ola­maz.
Hep söy­lü­yo­rum..
Söy­le­me­ye de devam ede­ce­ğim.
Yeni bir çağ baş­lı­yor.
Bu çağda Ana­do­lu gö­rev­li.
Işık Ana­do­lu’dan yük­se­lecek.
Türk dün­ya­sı bü­tün­leş­mek zo­run­da­dır.
Ortak bir dil, kül­tür ve da­ya­nış­ma te­me­lin­de,
Türk Dev­let­le­ri Teş­ki­la­tı ile bir yol alın­dı.
Daha derin bir yapı oluş­tur­mak zo­run­da­yız.
Halk­la­rı­mı­zın re­fa­hı ve Türk mil­le­ti­nin aydın ge­le­ce­ği için,
Her alan­da iş bir­li­ği ve ya­kın­laş­ma pren­si­bi ile
Türk Dev­let­le­ri ara­sın­da­ki bir­lik­te­li­ği güç­len­dir­mek yo­lun­da,
Ka­rar­lı­lık­la ça­lış­ma­la­rı­nı sür­dür­mek zo­run­da­yız.
Yoksa bizim tö­kez­le­me­mi­zi bek­li­yor­lar.