Dün sabah Now TV’de “Çalar Saat” programını izlerken gördüm.

Birleşmiş Milletlerin çağrısıyla 25 Temmuz 1950'de Bakanlar Kurulunun Güney Kore'ye kuvvet gönderme kararı doğrultusunda Genelkurmay Başkanlığınca görevlendirilen askerler arasında yer alan 94 yaşındaki İhsan Damdam, Seul'den Konya'ya gelen heyetle buluşmuş. Heyetin kendisine gösterdiği saygı ve sevgi karşısında büyük mutluluk yaşamış. Kore’den gelen heyetle Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca'nın daveti üzerine bir araya gelen Damdam, kendisine gösterilen saygıdan dolayı büyük mutluluk yaşamış...

Ben de bu buluşmayı Now TV de izlerken duygulandım...

Galiba biz Türklerin en iyi dostları atalarımızın kendilerini kurtarmak için ülkelerine gittiği Koreliler ve vatanımıza göz dikenlerden İngiltere Kraliçesinin buyruğu ile topraklarımıza, Çanakkale’ye ölmeye gelen Anzakların Yeni Zelandalı torunları...

xx xx xx

Buluşmada şöyle bir diyalog yaşanıyor:

Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca; -- Kore'den gelmişler.

Kore Gazisi Damdam; -- Sağ olsunlar, Allah razı olsun.

Heyetten biri Damdam'a alkışlarla sarılıyor. Kore/Seul Belediyesi Sağlık Kurulu Başkanıymış.

Damdam, Kore’ye savaştan sonra 2 defa gittiğini, orada 14 ay kaldığını söylüyor. Koreliler daha bir sevgiyle bakarken, Damdam ise Karatay Başkanı Kılca’ya “Misafirlere yemek yedirdiniz mi, yoksa ben yedireyim...” diyor. Çevirmen çevirince, Koreliler alkışlıyorlar. Damdam’a Seul Belediyesi Sağlık Kurulu Başkanı belediyelerinin onur rozetini takıyor. Damdam’ın önünde birlikte eğiliyorlar, ne eğilmek.. adeta secde eder gibi yere kapanıyorlar. İçlerinden bir genç kadın “Siz olmasaydınız biz olmazdık...” diyor...

Güney Koreliler “kurtarıcı” gördüklerinden bir Türkün önünde yerlere eğilirken, biz bu topraklarda kurtarıcı bildiğimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e küfretmeyi marifet sayanlarla birlikte yaşamanın mutsuzluğunu, utancını yaşıyoruz...

xx xx xx

Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu toprakları “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek silah arkadaşları ile birlikte kurtardı. Kurtardığı bu toprakları “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” diyerek vatan yaptı... Kurduğu Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerden “Tam Bağımsız Türkiye” diyenler, onlardan asılanlar oldu...

Biz ne yaptık? Türkiye Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Kalelerini; fabrikalarını birer birer sattık.

Birkaç gün önce de gazeteler “En son düşürülen kalelerden SEKA Dalaman Kağıt Fabrikası’nı satın alan MOPAK’ın Dalaman Kağıt ve Selüloz Fabrikası’nı kapattığını” haber verdi.

Dalaman TV Haber, “2001 yılında özelleştirilen Mopak Dalaman Kağıt fabrikası kapanma kararı aldı. Şirket tarafından 13 Mayıs 2024 tarihi itibarı ile ‘ÇALIŞANLARIMIZA DUYURU’ başlığı ile fabrikanın kapanma kararı aldığı, diğer iki fabrikada boş olan pozisyonlara başvuru yapılabileceği duyuruldu.” diye yazdı.

Olumsuz Piyasa Koşulları, Rekabet” ara başlığı ile haberde o duyuru şöyle yer almış:

İşverenliğimiz tarafından yapılan teknik, operasyonal ve ticari portföyüne ilişkin işletmesel değerlendirmeler neticesinde, ülkemizin ekonomik durumunda işletmemizin devamlılığını sağlayabilmek gayesiyle birtakım işletmesel tedbirlerin alınması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çerçevede, Şirketimizin içinde bulunduğu olumsuz piyasa ve rekabet koşullarında, hammadde olarak kullanılmakta olan hurda kağıt fiyatlarındaki artış yaşanmış, ithal rakip ürünler piyasaya düşük fiyatlardan girmiş ve son yıllarda hem iç piyasa hem de dünya genelinde yapılan yatırımlarla arz fazlası oluşmuştur. Bu gelinen durumda müşteri siparişlerindeki azalma neticesinde üretimimiz durması ile mevcut ekonomik ve işletmesel tabloda herhangi bir iyileşmenin de öngörülmemesinin sonucu olarak şirketimiz yönetim kurulu tarafından alınan 19 Nisan 2024 tarihli karar ile siz değerli çalışanlarımızın halihazırda görev aldığı ‘Bezkese Mah. Gazi Bulvarı No:189 Dalaman Muğla’ adresli ‘Dalaman Şube’ işyerimizin kapatılmasına karar verilmesi zarureti hasıl olmuştur.

xx xx xx

Çalışanların isterlerse MOPAK’ın başka iş yerlerinde çalışabilecekleri belirtilen duyuru şöyle devam etmiş:

Bu doğrultuda Bezkese Mah. Gazi Bulvarı No:189 Dalaman Muğla adresli ‘Dalaman Şube’ iş yerimizde halihazırda görev alan personelimizin istihdamlarının korunması amacıyla öncelikle; Şirketimiz, İzmir Kemalpaşa ve Kastamonu /Taşköprü iş yerlerimizde benzer ve açık pozisyonların duyurulmasına ve bu yeni pozisyonlarda görev almak isteyen personellerimizin insan kaynaklarına 21 Mayıs 2024 tarihine kadar başvurmalarının istenilmesine karar verilmiştir. Diğer yandan söz konusu İzmir Kemalpaşa ve Kastamonu Taşköprü iş yerlerimizde bulunan benzer ve açık pozisyonların dolması durumunda  başvuruların yapılacağı tarih ve saate göre başvuruda bulunan çalışanlarımızın başvurularının kabul edilebileceğini belirtmek isteriz.

Getirilmesi zorunlu hale gelen değişiklik nedeni ile alınan bu işletmesel kararı çalışanlarımıza üzüntü ile duyurmaktayız. Ancak MOPAK olarak bahse konu kararın şirketin ticari faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olduğunu ve uzun vadede çalışanlarımızın istihdamının korunması amacıyla alındığını bilgilerinize sunarız. Mopak Kağıt Karton San.Tic. A.Ş

Duyurunun sonunda açık pozisyonlara yer verilmiş...

xx xx xx

Daha önce Dalaman SEKA ile ilgili yazılarımız olmuştu.

Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) sadece Ticaret Odası olarak faaliyet gösterirken Başkanı olan Saim Gürsoy “Ulusalcı” bir kişiliktir. Başkanlığının son zamanlarında basın danışmanlığını yaptım. SEKA’nın özelleştirilmesi o günlerde gündeme gelmiş ve ben “Özelleştirmeye Hayır” diyen yazılar yazıyordum. Sevgili Saim ağabey ile “Ne yapılabilir?” diye çok düşünüp tartışmıştık. “Özelleştirmeye Hayır” demekle olmuyordu. Saim ağabey o zaman Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova ile görüşmüş, Yalova da “İhaleye katılın” demişti.

Saim ağabey o zaman “Özcan, biz sermayenin tabana yayılmasını savunmalıyız” dedi. Özelleştirme karşıtı biri olarak ben de bunun savunulabileceğini söyledim. Saim ağabey kolları sıvadı, Seliloz İş Sendikası Dalaman Şubesi, Dalaman’daki Esnaf Odaları, Dalaman ve Ula’daki taşıyıcı kooperatifleri ile görüşmeler yaptı. Dalaman Belediyesi ve Muğla Ticaret Odası’nın katılımı ile “SELKA” adında bir şirket kuruluşu gerçekleştirildi. Sermayesi ne kadardı anımsamıyorum, ama büyük hisse Ticaret Odası’ndaydı.

Saim ağabey, bu sefer Yalova’ya SELKA kurucusu olarak gitti “SEKA’yı biz vermek zorundasın” dedi. Aldığı yanıt ise olumlu olmadı. SELKA'nın neyi eksikti acaba? Belki de MOPAK'a söz verilmişti, bilmiyoruz...

xx xx xx

Eğer o zaman SEKA Dalaman SELKA’ya verilseydi, belki bu gün Dalaman’dan Avrupa’ya kağıt ihraç ediyor olabilirdik. Bugün Avrupa’dan kağıt ithal ediyoruz...!

Bu yüzden kitap çok pahalı!

Kağıt ithal ediyoruz, çünkü SEKA tesislerini satın alan MOPAK tek tabanca haline gelmiş olmakla birlikte ithalatçıların en büyüklerindendi.

Anlayacağınız bazı yatırımlara kalkışıp, şirketler kuran ve elle tutulur olarak Yatağan Kavşağı’nda hediyelik satan “Zeytin Park”a sahip olabilen (!) MUTSO hala elinde atıl duran SELKA’nın varlığından, ruhundan habersiz, coğrafi işaret koleksiyonculuğu yapıyor.

O “koleksiyonu” bir başka yazıda ele alırız...

xx xx xx

Bugün 18 Mayıs... Yarın 19...

Mustafa Kemal Paşa Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak üzere önceki gün (16 Mayıs) İstanbul'dan Samsun'a doğru yola çıktı. Üzerinde mirasyedi gibi yaşadığımız, kalelerini satıp yok ettiğimiz bu güzel ve yalnız ülkeyi kurtarıp, Cumhuriyet’i kurup, gençlere emanet etmek için yarın Samsun’da olacak.

Yolunuz Açık olsun Paşam, minnettarız... Sen olmasan biz olmazdık...

----------------------

GÜNÜN SÖZÜ;Güneşe saygıdandır, çiçeğe boyun eğmesi, bütün aşklardan yücedir, insanın insan sevmesi. --Aşık Mahzuni Şerif