Orhun Abideleri adıyla bilinen en eski yazılı metinlerimiz hakkında internetten pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Ben kısaca dikilme yılları hakkında bilgi vereyim: Sırasıyla 720-25, 732 ve 725 senelerinde Tonyukuk, Kül Tigin, ve Bilge Kağan abideleri dikilmiştir.
İşte bu metinlerin bırakın okunmasını, varlığından bile haberdar değildik. Abidelerden 12. yüzyıl Fars müellifi olan Cüveynî, Tarih-i Cihan-güşâ’sında bahsetmiş; bazı Çin kaynakları da fazla ayrıntıya girmeden abideleri zikretmiştir. Abideleri ilk bulan kişi Strahlenberg olmuş ve bulduklarını 1730 yılında yayınlayınca, abideler dikkat çekmiş ve 1809’da Rus bilgin Yadrintsev abidelerin tamamını ortaya çıkarmıştır. Bunun üzerine Fin heyeti başkanı Heikel ve Rus heyeti başkanı Radloff’un 1890-1891 yıllarında çalışmalarıyla abidelerin metinlerinin tamamı tespit edilmiş ama metni Danimarkalı Vilhelm Thomsen 1893 yılında çözmüş ve bunu 15 Aralık 1893 günü dünyaya ilan etmiştir.
İşte bu büyük keşfin Türk dili için arz ettiği öneme binaen, UNESCO, 3 Kasım 2025 tarihinde Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gerçekleşen Genel Konferansında, 15 Aralık gününü, “15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak kabul etmiştir. Bu, uluslararası diplomatik başarının gerçekleşmesinde katkısı bulunan başta UNESCO Millî Komisyon Başkanı değerli kardeşimiz Prof. Dr. Öcal Oğuz olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.
OLAYIN MUĞLA İLE İLGİSİ NE?
Orhun Abidelerinin okunması 15 Aralık 1983 günü ortaya çıktı ama Osmanlı devleti, metni okuyan Vilhelm Thomsen’e Mecîdî nişanı vermeyi 29 Aralık 1915’te hayata geçirdi. Yani bundan 110 yıl önce ve metinler okunduktan 22 sene sonra Vilhelm Thomsen’e Mecîdî nişanı verildi. Geç olmuştu ama olmuştu. Böyle bir nişan Osmanlı devleti ve Avrupa için çok önemliydi. Sultan Reşad da böyle bir olayın önemini kavrayan bir padişah olarak tarihi sorumluluğunu yerine getirdi ve 29 Aralık 1915 günü verdiği bir irade ile Thomsen’e ödülün verilmesini onayladı.
Ödül verilmesi olayını değerli ağabeyimiz Prof. Dr. Cemal Kurnaz ortaya çıkardı. Dr. Kurnaz, İstanbul Başbakanlık Arşivinde bulunan evrakla ilgili bir yazısını 1993 Yılında Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten’in 41. sayısında neşredince bizler de ödül verilmesinden haberdar olduk.
Şimdi asıl konuya, başlıkta söylediğimiz konuya geliyoruz: Bu olayın Muğla ile ilgisi ne?
Olayın şehrimizle ilgisi şu: Vilhelm Thomsen’e Mecidî Nişanı verilmesi teklifini zamanın Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı)’nın imzası var. Kim bu Hariciye Vekili? Milaslı Halil Menteşe (1874-1948), Halil Menteşe İkinci Meşrutiyet devrinde Menteşe Meb’usu olmuş ve 1914-1917 yılları arasında Hariciye Vazırlığı görevinde bulunmuştur. Halil bey işte bu görevi esnasında, Sultan’a bir ariza ile Vilhelm Tohomsen’e ödül verilmesini şu şekilde bir yazı ile iletmiş:İlm-i elsine-i mütehassısları meşâhirinden Danimarkalı Vilheml Thomsen’in Sibirya’daki eski Türkçe yazıların kırâatine muvaffak olmak suretiyle Türk kavminin mense’ini tenvire hıdmetinden bahisle ilim ve liyakatinin nişâne-i takdiri olmak üzere…. birinci rütbeden Mecîdî Nişân-ı zî-şâniyle taltif-i âlîye mazhariyeti mübah olacağı… takdim olundu” (3 Kasım 1915)
Günümüz Türkçesi ile şu deniyor Dil uzmanlarının ünlülerinden Danimarkalı Vilhelm Thomsen’in Sibirya’daki Türkçe yazıların okunmasında başarılı olmak suretiyle Türk kavminin kökenini aydınlatma hizmetinden bahisle ilim ve liyakatinin bir takdir nişanesi olmak üzere… birinci rütbeden şanlı Mecîdî Nişanıyla ödüllendirilmesinin uygun olacağı… takdim olundu.”
Evrakta Hariciye Nazırı Halil (Menteşe) beyin imzası vardır.
Sultan Reşad bu talebe, 29 Aralık 1915 günü olumlu cevap verince, Vilhelm Thomsen’e Mecidî nişanı verilmiş oldu.
Böylece, Türk kültürünün en büyük eserlerinden biri olan Orhun Abideleri’nin okunmasının ödüllendirilmiş olmasını sağlayan da bir Muğlalı’nın olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Biz de konuyu 110. yılında okuyucularımızla paylaşmaktan mutluyuz.