Kitaplar,  insanın zaman karşısında elinden tutar. Zaman bütün değişimlerin sembolüdür insan için. Sadece kitap insanın zamanın elinden tutmasını sağlar. Kitaplar sayesinde insan kendine, hayata ve yaşadığı her şeye ayna tutmasını sağlar. Kitap bizim için elimize alıp okuduğumuz, sayfalarını çevirdiğimiz nesneler değildir. Kitap bize rehberlik eder. Okumayı kitapla başlar, hayatı okumayı, hayata dokunmayı, hayata bakış açımızı, hayattaki duruşumuzu kitapla belirleriz.

İnsan ve kitap arasındaki bağlantı aslında insanın hayat okulunda öğrendiklerini bir şekilde aktarma isteğinden kaynaklanır. Yazının icadı aslında insanlığın miladı gibidir. İnsanın hayattaki varlığının anlamlandırma mücadelesi ve hayatla tamamlanma serüveni yazma ile olgunlaşma evresini yakalamış, insanlığın medeniyet tarihi yazılanları okuyup hayatını idame etmesinde ve gelişmesinde artık sistemin varlığını ortaya koymasına vesile olmuştur. Düşünen beyinler insanın bu gözyaşı medeniyetindeki çığlıklarının yansımasıdır aslında.

İnsanlığın tarihinde mısralardan cümlelere geçişte insanın duygularından, coşkularından ve heyecanlarından beslenen kaynakların düşünmeye, sorgulamaya, eleştirmeye giden yolda değişim ve yenilenmenin yolunu açmıştır. İnsanlığın mücadelesinde hep kendi hayatını kurma hayalinin yolları aranır. Her nesil kendine ait bir hayatı kurma mücadelesindedir. Var olan hayat düzenini asla kabul etmez. Var olan hayat düzeninin ona sunduğu düzene boyun eğmemesi gerektiğini okuduğu kitaplar fısıldamıştır. Yine okuduğu kitaplar sayesinde  insan kendi “ben”ini keşfe çıkar.

“Her dem yeniden doğarız bizden kim usanası” Her dem yenilenmeyi insan sadece kitaplar sayesinde gerçekleştirir. Kitap sadece “okumak”tan mı ibarettir. Kitabı sadece “okumak”tan ibaret saymak büyük yanılgıya düşmemizi sağlar. “Okumak” dediğimizde aklımıza önce insanın gelmesi gerekir. “İnsan”ı okumak ise hayatın içinde olmak veya hayatın içindeki yerimizi tespit edebilmek demektir. Okumak hiç mezunu olmayan bir okulun yani hayatın içinde yer almaktır. Hayat başlı başına okuldur. Kitap ise insanın varlığının tanımlama ve tamamlama evresinde düşünmesini, hayal kurmasını, sorgulamasını, eleştirmesini, kendi fikrini ortaya koymasını ve hayat içindeki yerini almasını sağlar.

Öyleyse kitap sadece okumaktan ibaret değildir. Okumak, yazmak demektir. Okumak, hayal kurmak, geleceği tasarlamak demektir. Okumak, an’a hükmetmek demektir. Okumak, an’a mahkûm olmayıp değişmek, yenilenmek demektir. Okumak, ben’in yolculuğunda var olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamak demektir. Okumak, uzaklara bakma cesaretini yaşayıp önündeki bütün engelleri aşacak gücü kendinde bulmak demektir.  

Ünlü düşünür Alain, kitapların insana evreni nasıl gösterdiğini betimlerken bakın neler söylüyor: “Ülkenin bütün zenginlikleri gözlerimiz önüne serilir. Bazen buğday ve çavdar tarlaları, bazen pancar tarlaları ve bir şeker fabrikası; sonra güzel ormanlar, sonra çayırlar, sığırlar, atlar… İşte kusursuz bir coğrafya albümü, zahmetsizce oturup yapraklarını karıştırırsınız, hem öyle bir albüm ki, mevsimlere ve zamana göre her gün değişir.”

Elimde bir kitap, geçen hafta çok satanlar listesinde gördüğüm sadece ismini beğenip aldığım ve okuduğum bir kitap! Tarık Tufan’ın “Gece Açan Çiçekler”. Kitabın içeriğinden, kurgusundan dem vurup ne kitabı tanıtmaya ne eleştirmeye niyetlenmeden sadece kitabın okumaktan öte hayatıma kattıklarını sorguladığımda ki okunan her kitap bir cümle bırakır siz. Ve okunan her kitapta size olan bir şey vardır. Bu bir cümledir, bir paragraftır belki bir sestir, belki bir renktir. Ama size ait olan bir cümledir, bir sestir, bir renktir. Okurken yaşarsınız, kitap sizinle tamamlanır, sizi tamamlar bir bakıma.

“Gece Açan Çiçekler”de hayatı seyretmeyi, insanın iç dünyasındaki seslerin kıymetini, neslimizi var eden cetlerimizin yaşadıklarının bir gölgesinin bizim de üstümüze yansıdığını, sanatın  her yönüyle bir tamamlayıcı olduğunu fark ediyorum. Bütün bunları biliyor muydum? Evet! Yaşarken fark ediyor muydum? Hayır! Kitapla birlikte yenilendim mi? Evet!.  Bilinçli bir şekilde tercih etmediğim bir kitap bile alt ve üst metinleriyle bir iz bırakabiliyor hayatımızda.

Yunus’un “Okumaktan mana ne?” sorusuna bu kitap bana; Guadalupe Pineda’nın “Historia De Un Amor” şarkısı eşliğinde Fausto Zonaro’nun “Dervişler” tablosuna bakarken yaşadıklarımla cevap verdi. “Her şeye rağmen hayatın özünde insanın vazgeçemeyeceği tek okuma aşktır.”