Bugünlerde herkes bir tuhaf.
Haklarını, geleceklerini işverenlerinin kapısında arayacaklarına Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığında arayan sendikacılardan Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, Büyükşehir Başkanı Ahmet Aras’a “Cumhuriyet Halk Partisi’nin madenler ve termik santraller konusunda programı nedir?” diye soruyor.
Allah aşkına bir sendikacı partilerin bu konuda politikalarını bilmez mi?
Bu “sorgulamanın” videosunu izlerken kendi kendime “Ne yapmaya çalışıyor bu?” dedim.
Muğla ile ne alakası varsa Maden-İş Konya Şube Başkanı Yıldırım Beyazıt Çetin de Başkan Aras’a “Termik santralleri kapatacağım dediniz mi?” sorusunu yöneltiyor. Başkan Aras sadece “Evet dedim” dese ne olacaktı, ne yapacaklardı acaba? Başkan Aras’ın ‘umarım bu bir vurdumduymazlık değildir’, sabrına, soğukkanlılığına gerçekten hayranım. O kadar üzerine gelinirken, “Sen kimsin, siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz?” demedi... Müthiş...
CHP Fethiye İlçe Başkanı Mustafa Koyuncu da Prof. Dr. Aydın Ayaydın’a “Resmi görevin nedir?” diye sormuş. Başkan Aras gibi Ayaydın Hoca da sabırlı. “Sen kimsin?” veya “Sana ne?” diye karşılık vermiyor...
+
AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın, dünkü yazımda da vurguladım, Fethiye iftar yemeği ile birilerini mutlu ederken, bir avuç da olsalar birilerini mutsuz, huzursuz etmiş. Bu yeni bir şey değil. Normal... Bana anormal gelen CHP Muğla İl Başkanı Av. Zekican Balcı ile CHP Fethiye İlçe Başkanı Mustafa Koyuncu’nun Ayaydın Hoca’ya “ahiret soruları” sormuş olmaları.
Hoca da kalkıp “Siz hangi ahiretin zebanilerisiniz?” diye sorsa ne yanıt verirlerdi acaba?
Tabii onlar da bana “Sana ne oluyor?” diye sorabilirler.
Bana bir şey olmuyor. Ben sadece şaşkınlığımı ifade etmeye çalışıyorum. Hoca’ya muhalif AK Partililerle yan yana düşmüş olsalar da “Fethiyeli olduğu için” de bir ölçüye kadar İlçe Başkanı Koyuncu’yu anlıyorum da İl Başkanı Balcı’nın O’nunla birlikte Hoca’yı sorgulamaya kalkmasını anlamakta zorlanıyorum. Umarım Hoca ile ‘ Bodrum için’ iyi ilişkiler içindeki Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’yi disipline vermez!
Neyse ben sendikacıların Ahmet Aras Başkanın neyi söyleyip, neyi söyleyemeyeceği konusunda uyarıda bulundukları gibi ben de İl Başkanı Balcı ile İlçe Başkanı Koyuncu’yu uyarma hadsizliğinde bulunacak değilim...
+
Konuyu en iyi irdeleyen gazetecilerden biri de Fethiyeli meslektaşımız Orhan Okutan oldu. “Fethiye Alternatif Bakış” da 16 Mart Pazar günlü yazısına “Kavgadan Beslenmeye Devam/Ayaydın AK Partililer İle CHP’liler Birleştirdi” başlığı atarak meslekte ustalığının yanında zekasını da ortaya koydu.
Yazısında Ayaydın Hoca’nın Fethiye ziyaretinin ardından ortalığın karıştığını belirterek AK Partililer için “İlçe yöneticileri toplumun yaklaşımından memnuniyet duyarken, muhalif kesim de ‘Bizi unuttu, davet etmedi’ diye feryadı figan etti.” diyen Okutan “CHP’liler de, Aydın Ayaydın’ı, sorunları takip etme girişimi nedeniyle eleştirdi.” diye devam etmiş.
İnsanın aklı almıyor. Dünkü yazımda Fatih Çekirge’den paylaştığım ifadeler ne kadar isabetli... Ayaydın Hoca “Siyasette hizmet dersi veriyor” ama alan yok...
Allah aşkına Ayaydın Hoca’nın sorunları takip ediyor olmasının neye, kime, size ne zararı var?
Yazısında “Bana göre çıkarılan bunca gürültünün aslı nedeni gelenekselleşen kavga siyasetinden uzaklaşma girişimidir.” diyen Orhan Okutan özetle şöyle devam etmiş:
“Geçen hafta Prof. Dr. Aydın Ayaydın, Fethiye’de ilgiyle karşılandı. Önce ziyaret haberi basına yansıdı. Ardından da, Ak Partili muhalifler ile CHP’lilerin eleştirileri yer aldı. Şikayet konuları farklı olsa da bir noktada buluştular. Ak Partili muhalifler ‘Bizi iftara davet etmedi. Behçet Saatcı’yı ziyaret etti’ diye yakındı. CHP’lilerde, Fethiye Körfezinin temizliği konusunda yaptığı açıklamada ‘Büyükşehir bir adım atsın ben 3 adım atarım’ sözü üzerinden eleştirerek, ‘Hiçbir resmi sıfatı olmadığı halde’ kendisini kurumlar üstü bir noktaya yerleştirmeye çalışmakla suçladılar. Ak Partili Muhalifler ile CHP’li yöneticilerin sert bir dil kullandığı gözlendi.”
+
Keşke sağlı sollu tüm siyasiler seçimlerden sonra bir sonraki seçimi beklemek yerine yaşadıkları şehirde çözümüne talip oldukları sorunların takipçisi olmaya devam etseler...
CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı’nın açıklamasının ardından Ayaydın Hoca her zamanki “sessizliğini” korurken, açıklamada bulunan AK Parti İl Başkanı Haluk Laçin de “Sayın Balcı bilmelidir ki; AK Parti Muğla il ve ilçe teşkilatlarıyla, milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla, meclis üyeleriyle, Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Sayın Prof. Dr. Ayaydın hemen her gün vatandaşla iç içe bir yaşam içindeler.” diyerek, şu ifadelerde bulunmuş:
“Sayın Balcı’nın siyaseti fazla takip etmediği anlaşılıyor. Zira, değerli büyüğümüz Aydın Ayaydın tüm teşkilatımıza yol göstermekte, adeta rehberlik, tam anlamıyla ağabeylik yapmaktadır. Aydın Hocanın ‘Muğla’nın Ağabeyi’ unvanı vardır. Bu unvanı da bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız vermiştir. İsteseniz de istemeseniz de Aydın Hoca Muğla’nın Ağabeyi’dir. Onun itici gücüyle CHP’li yerel yönetimlere karşı gösterdiğimiz muhalefet, denetleyici ve gözetleyici proaktif politika belli ki CHP İl Başkanı ve arkadaşlarını ziyadesiyle rahatsız etmektedir.”
+
Okumamış olanlar için paylaşmak isterim..
Aydın Hoca’nın resmi görevi olup olmadığına takan CHP İlçe Başkanı Koyuncu açıklamalarında “Fethiye’ye meşhur gemilerle gelmişti, seçim kaybedince de aynı gemilerle geri gitmişti. Körfez temizliği sadece Büyükşehir Belediyelerinin değil, Hükumetin de asli görevidir. Yani kendisinin resmi bir görevi varsa, nasıl bir resmiyetle yaklaşacaksak lütfen bildirsin. ‘Bir adım gelsin, 3 adım gelelim’ dediği söylemde de nasıl bir adım beklediğini merak ediyorum. Kendi bütçesinden mi, Hükumetin bütçesinden mi yaptıracak? ‘Bana oy verin, hizmet var, vermezseniz hizmet yok.’ vurgusunu bir kez daha Sayın Aydın Ayaydın'dan talihsiz bir açıklama olarak görüyoruz.” derken, CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı da özetle şu ifadelerde bulunmuştu:
“AKP’nin yerel seçimleri kaybetmiş Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı, ‘hiçbir resmi sıfatı olmadığı halde’ kendisini kurumlar üstü bir noktaya yerleştirmeye çalışmaktadır. Partisinin seçilmiş milletvekillerini, seçilmiş il ve ilçe yöneticilerini yok sayarak, adeta siyasi şantaj diliyle ‘Bana bir adım atarsanız, devletin imkânlarını seferber ederim’ anlayışıyla CHP’li belediyelere baskı kurmaya çalışmaktadır. Devletin tarafsız ve bağımsız işleyişine zarar veren bu anlayış, demokrasinin temel ilkelerini de hiçe saymaktır. Bu, yalnızca Muğlalılara değil, AKP’nin seçilmiş milletvekillerine de bir hakarettir. Muğlalılar, yıllardır AKP hükumetleri tarafından yönetimde yok sayılmış, şimdi ise hiçbir resmi görevi olmayan bir kişinin vesayeti altına alınmaya çalışılmaktadır.”
+
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Muğla’nın ağabeyi” sıfatı verdiği Prof. Dr. Aydın Ayaydın’a kendisine yöneltilen eleştiri ve soruları sordum. “Fethiye’de ziyaret ettiğim medya grubunda bana Fethiye Körfezinin temizliği ile ilgili soru soruldu. Bende cevaben ‘Körfez temizliği Büyükşehir Belediyesinin asli görevidir. Dolayısıyla onların bu işe soyunması gerekir. Onlar bir adım atsınlar (Bir yerden başlasınlar anlamında) biz de hükumet nezdinde girişimde bulunuruz anlamında üç adım atarız’ dedim.” ifadesinde bulundu.
“Herkes şunu bilmelidir ki, Muğla için ne gerekiyorsa, hiçbir unvana ve göreve gerek olmaksızın katkı sunmaya devam edeceğim. Bundan rahatsız olanlar var ise, bu rahatsızlıkları devam edecektir.” diyen Ayaydın Hoca şöyle anlattı:
“Bunda ne bir şantaj, ne bir tehdit var. Muğlalı hemşehrilerimin sorunlarını çözme konusunda katkı sağlamak için Hükumetin kapısını çok çaldım, gerektiğinde çalmaya devam ederim. Bunu yapabilmem için ne bir unvana ne de bir görevde olmama gerek yoktur. Nitekim Bodrum Belediye Başkanımızın talebi üzerine kendisini alıp Dalaman Hava Limanında Ulaştırma Bakanı ile görüştürdüm. Daha detaylı görüşme için de, haftasında Sayın Bakanla Ankara’da görüşmesini sağladım. Çünkü Sayın Başkanın talebi şahsı için değil, Bodrum halkı içindi. Bugün de olsa aynı katkıyı tekrar sunarım. Bunu yapmak için ne bir unvana, ne de bir görevde olmama ihtiyaç yoktur.
Muğlalı vatandaşlarımızın toplumsal sorunlarını çözme konusunda gerektiğinde konuyu Sayın Cumhurbaşkanımıza kadar taşırım. Nitekim Muğla Şehir Stadının yenilenmesi için gerekli finansman desteği için konuyu Sayın Cumhurbaşkanımıza taşıdım. Kötekli kavşağının yapımı, Su sorunlarını çözmek için Bodrum Barajı ve Sandras Barajı yapımının hızlandırılmasını da takip ettim, ediyorum. Aynı şekilde Fethiye Stadını da devreye almak için gerekli girişimlerim devam ediyor.
Yıllardır Muğlalılardan oy alıp, seçildikten sonra vatandaşa sırtını dönüp, hiç bir sorununu çözemeyenlerin aksine, seçimi kaybetmiş bir aday olarak ilk günden bu yana hiç bir beklentim olmadan Muğlalıların sorunlarını çözme noktasında katkı sunmaya devam edeceğim. Artık Muğla’da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Vatandaşın oyunu alıp vatandaşa sırtını dönenlerin gerçek yüzleri ortaya çıkacaktır.”
+
Vallahi Aydın Hoca’nın tarif ettiği siyasetçilerin hangi partiden olursa olsun gerçek yüzlerinin ortaya çıkması için kendisine destek vermekten zevk duyarım...
Orhan Okutan’ın köşesinde yazdığı gibi, “siyasilerin saçma kavgaları” sorunlarımızı çözmüyor. Ki Okutan o ‘mızılılara’ “Ak Parti iktidarının halkla bağının koptuğunu söylüyorsunuz. Bu bağı Aydın Ayaydın kuracaksa neden faydalanmayalım? Halkın sorunu, sorunları kimin takip ettiği değil, takip edilmemesidir. Seçilmişler bunu yapamıyorsa, bir başka siyasetçi bu boşluğu dolduracaktır. Fethiye Körfezinin temizliği senin görevindi benim görevimdi diye kavga etmeniz körfezi temizlemiyor. Halkın beklentisi, bir araya gelip, Fethiye Körfezinin temizlenmesi için birlikte hareket edilmesidir.” diye sesleniyor.
Umarım o “birlikte hareket etmeyi” birilerini linçte değil, Muğla’nın hayrına işlerde görürüz...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Hayat o kadar lanet bir şey ki; herkesin yanlış yaptığını doğru yaparsan, yanlış yapmış sayılıyorsun! --Oscar Wilde