İnanırmısınız CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin beni gerçekten şaşırtmayadevam ediyor.

Dünküyazımda kendisinin " Noter ihtarnamesi " ile bir " düzeltme ve yanıt "metnine yer verdim.

Buihtarname beni çok şaşırttı.

30Mayıs Perşembe günü " Süleyman Girgin sen kimin, neyin milletvekilisin? "başlığı ile çıkan yazımda düzeltilmesi ve yanıtlanması gereken bir şey varsa,ki olabilir; açar telefonu düzeltmenizi yapar, yanıtlamanız gereken soru varsayanıtlarsınız. Ben de yazarım... " İhtarname " ne Allah aşkına?

Birde yayınlanmasını istediğiniz ve metinde " Yazı başlığına ve içeriğinedair suç teşkil eden beyanlara dair suç duyurusunda bulunma hakkımı saklıtutuyorum. " ifadeniz var...

" İhtarname "sözlüklerde " Kişinin hak ve talepleri ile ilgili karşı tarafa haberverilmesi " olarak da nitelendirilir. Ki " ihtar " kökünden gelirve o da " uyarı " anlamındadır...

Benineden, ne için uyarıyorsunuz? Sendikacılığınızda termik santrallerinözelleştirilmesine karşı verdiğiniz mücadelede dibinizdeki gazetecilerdendim...Ne oldu, uyaracak kadar ne değişti? " Suç duyurusunda bulunma hakkımısaklı tutuyorum " deme ihtiyacını neden duydunuz? " Suç duyurusunun "yani adeta " Sizi mahkemeye vereceğiz " demenin anlamı hangi basınözgürlüğüne sığmaktadır? Bu ifadenizle " uyarınızı " pekiştirmiş mioluyorsunuz? Sizinle ilgili yazmamalı ve susmalı mıyım?

Gerçektençok şaşırdım. Kırıldım da...

Hanibasın özgürdü, susturulamazdı... Artık Genel Başkanınız Kılıçdaroğlu 'ndanfarklı mı düşünmeye başladınız? Artık " eleştirisel görüş beyan eden, soran,sorgulayan gazetecilik " sizde de alerjiye mi neden olmaya başladı? Birgazeteciye " noterden ihtarname göndermek " artık sizin için birçeşit " tehdit etmiş olmak " anlamını içermekten de çıktı mı? Siyasiçizginiz gereği basın özgürlüğü için her platformda, " demokrasininolmazsa olmazı " olarak değerlendiren ve " basın özgürdür "," özgür basın susturulamaz ", " gazetecilere baskı şiddet tehdityapılamaz " demiyor muydunuz?

xx xx xx

Ancakben yazmaya, eleştirme ve sormaya, sorgulamaya devam edeceğim. Bunu bütün " seçilmişlerimize "yapıyorum. İşim bu... Ama işim sizin anladığınız gibi " Muhabirlik "değil. O arkadaşlarımız haber yaparlar. Bense bir " kent yazarıyım " vearkadaşlarımızın büyük emekler verdiği o haberlere veya haberlere konu olankişilere ve olaylara, gelişmelere, olumlu gelişmelere engel olana, olanlara " yorum "yaparım, sorgulama yaparım... İşim bu... Bütün seçilmişler, siyasiler,bürokratlar bulundukları makamlara gelirlerken gazetecilerin böyle bir işleriolduğunu bilirler...

Tepkigösterdiğiniz yazımın " Süleyman Girgin sen kimin, neyin milletvekilisin? "şeklindeki başlığı, sorudur, sorgulamadır... Sizin yapacağınız ise cevap vermektir.İstemiyorsanız da " Sana ne? " dersiniz...

Ezberimizdeolan 5l87 sayılı Basın Kanunu'nun l4. Maddesinde yer alan " ...yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgiligerçeğe aykırı yayım yapılması "na ihlal durumu da söz konusu yazımdabulunmamaktadır.

İhtarnamenizde" Bahse konu haberde müvekkile hiçbir cevap hakkı tanınmamıştır. Müvekkilhakkında gerçek dışı beyanlar ile toplum gözünde yanlış bir algı yaratılmayaçalışılmıştır. Müvekkilin bizzat içinde bulunduğu bir mücadelede verdiğiemekler göz ardı edilerek milletvekilliği sorgulanmış ve haksız ithamlardabulunmuştur. " denilmektedir.

Oysabenim yazdığım ' haber ' değil, ' yorum '... Ve yazımda ' yalan 'olmadığı gibi, ' itham ' da yoktur. Sadece Deştin Muhtarı Nail Karaman 'ın" iddiası " bulunmaktadır... O da sizin de bulunduğunuz bir ortamdaedilmiş sözlerdir... Yazımda o iddia ile birlikte sizin " yalanlayan "sözlerinize de yer verdim. Yani size soru sormayı gerektiren bir durum dayoktu. Tabii ben ' muhabir' olsaydım ve Deştin Muhtarı Karaman daiddiasını sadece benimle paylaşmış olsaydı, onu haber yaparken sizi aramam ve " Nediyorsunuz? " diye sormam gerekirdi, ama bu olayda bu söz konusu değildir...

xx xx xx

İhtarnamedeki" yalanlama metninde " yer alan " Müvekkilin bizzat içinde bulunduğubir mücadelede verdiği emekler... " ifadesi de anlaşılır değil... Evetsiz de Muğla Milletvekili olarak o " mücadelenin " içindesiniz.Ancak o mücadelenin neresinde bulunduğunuz tartışılır. O mücadeleniniçindekilerin bir kısmı Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş tarafındanverilmiş olan " Ruhsat iptal edilsin " diye, bir kısmı da " ÇED iptaledilsin " diye mücadele veriyor. " ÇED sebep ruhsat sonuç "diyen de sizsiniz... Slogan olarak güzel...! Bazılarının kulağına hoşgelebilir. İşte bu noktada benim gazeteciliğim, sorgulamam başlar...

SayınGirgin "Çed sebep ruhsat sonuç" değildir! Böyle bir saçmalık olmaz... ÇED projegibi Ruhsat Ekidir. Proje olmadan ruhsat olmaz. Özel alanlarda ÇED olmadanruhsat olmaz. En önemlisi ÇED olsa da ruhsat olmayabilir...

Sizegöre " Sebep " olan ÇED o çimento tesisine belediyenizinruhsat vermesini emir ediyormu? O ruhsat sonuç ise ' gerçek sebep '; o ÇED raporunu 7 sene okumayan veya okuyup ta görmeyen, ÇED süresinin dolması için iki gün bekleme sabrını göstermeyenlerdir... ÇED ,ruhsat vermenin zorlayıcısı, emredicisi olmadığı gibi, ruhsat verilene kadariptali için mahkemeye verilebilirdi? Madem ÇED sebep, neden geçen 7 yılda iptali için dava açılmadı...? Dava açma süresi nasıl zaman aşımınauğratıldı? Çevrecilerin ve köylülerin açtığı davaya müdahil olundu, o müdahilolma gerekçesi neden o 7 yıl içinde fark edilmedi, görülmedi?

ÇED'ingeçerliliğinin dolmasına iki gün kala ruhsat verdiniz... İki gün daha nedenbeklenmedi? Madem' soru sorulmasına ' meraklısınız, alın bu soruların yanıtını verin...Mücadelenin içinde olmanız sizi çimentoculara karşı " çevreci " yapmaz. Deştin 'denil başkanınızla fotoğraf vermeniz hiç yapmaz!

Önemliolan mücadelenin içine olmanız değil, mücadelenin neresinde olduğunuzdur...

xx xx xx

Keşkeo verdiğinizi söylediğiniz mücadeleyi, Mürsel Alban gibi, Burak Erbay gibi " ruhsatın iptali " için vermiş olsaydınız. Bahattin Gümüş arkadaşınız ve siyasi yoldaşınız, sizi dinleyebilirdi. Hatta ruhsatı vermedensize söylemiş olsaydı, ruhsat vermesini engelleyebilirdiniz de... Galiba ÇED ve ruhsat aşaması sizden de gizlenmiş...

Neyseki hala ruhsatı iptal etmenin önünde bir engel yok. Olmadığı CHPGenel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç 'un kolaylaştırıcılığında yapılan vesizin de bulunduğunuz toplantıda ortaya çıktı. Ne bekliyorsunuz, gidin BahattinGümüş 'e ruhsatı iptal ettirin. Biz de o zaman sizi alkışlayalım...

O CHP İl 'de yapılan toplantıda Deştin Muhtarı sizinle ilgiliiddialarını CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç 'a anlatırken, sizdeitiraz edip yalanlarken, orada bulunanlara göre sayın Öztunç 'ta size " Dünne olduğu önemli değil, bugün burada aynı çizgideyiz " demiş. Yoksa sizaynı çizgide değil misiniz?

SayınGirgin, benim sizinle sorunum yok, ama sizin kendinizle sorununuz olabilir...

xx xx xx

Sayın Girgin açıklamanızda yer alan " Birtakım siyasilerin, bu direnişi,şahsi çıkar elde etmek ve siyasi rövanş amacıyla kullanmalarını da kabuledilemez olarak niteliyorum. " ifadenize de fena takıldım.

Kimbu " birtakım siyasiler "...? Bunlar CHP 'de mi, AK Parti 'demi, nerede?

Nedeninsanları töhmet altında tutuyorsunuz?

Busoruyu soruyorum, çünkü kimleri kastettiğinizi herkes gibi ben de tahminedebiliyorum...

DeştinMuhtarı Nail Karaman 'a gelince, yalanlama metninizi kendisiyle paylaştım. " Koskocamilletvekiline yalan söylüyor demem. Bana yakışmaz, ama benim CHP'dekitoplantıda herkesin içinde söylediklerim doğrudur, ama ispat edemem, elimdekayıt yok. Neden iftira atayım? Bana kendisine iftira atmam için bir tek sebepgöstersin. " dedi...

xx xx xx

Sayın Süleyman Girgin , hep dediğim gibi benim işim bu... Olayları, gelişmeleri" Muğla'nın, toplumun hayrına, yararın a" okumak, yorumlamak... Gücüdenetlemek...!

CHPGenel Başkanı Kılıçdaroğlu belki sizde vardınız Marmaris 'te yapılan " AnadoluBasını Çalıştayında " basın özgürlüğü üzerine konuşurken, özellikle tutuklugazeteciler için iktidarı eleştirmiş ve " Basın gücü denetler "demişti. Ben de çalıştayın bir başka oturumunda " Muğla'da yerelyönetimleri eleştiriyoruz, denetlemeye kalkıyoruz, tepki alıyoruz "ifadesinde bulunmuştum ve sayın Kılıçdaroğlu da şöyle demişti;

" Yerelyönetimlerde güçtür, basın tarafından denetlenir. "

SayınGirgin dediğim gibi işimi yapıyorum, yaparken de "toplumsal" olup olmadığına,"adil" olup olmadığına, "kamu yararına" olup olmadığına ve "yasalara uygun"olup olmadığına bakıyorum...

----- ----------------------------

GÜNÜNSÖZÜ; Dünyada çok şey kolay da, İnsan olmak zor.. --Yaşar Kemal

SÜLEYMAN DEMİREL; "Bulun 226'yı, düşürünhükümeti." DEMİŞTİ...

ÇİVİ

Arkadaşım" Sürtük nedir? " dedi.

BeniBi Gülmek Aldı:)))