İnsanlarıhayata bakışlarına, çalışma tarzlarına ve iş yapma biçimlerine göre üç grubaayırabiliriz.

Birincisi;amaçsız, bilgisiz, yeteneksiz ve dolayısıyla da tembel insanlar. İkincisi;anlamlı-amaçlı bir yaşamı benimseyen, bilgili-yetenekli ve üretken olaninsanlar... Üçüncüsü ise anlamlı-amaçlı bir yaşamı benimsemesine ve başkalarıiçin bir şeyler yapmak istemesine rağmen bunu başaramayan insanlar... Yanimeyvesiz ağaç sendromuna kapılan insanlar...

Prof. Dr. AliAyten, meyvesiz ağaç sendromunu; "belli bir yeteneği olan, düzenli bireğitim alan bireyin; kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra başkaları için debir şeyler yapma arzusuyla harekete geçmesi, ancak birtakım nedenlere bağlıolarak yararlı hiçbir şey üretemediğini, insanlar için hiçbir şey yapamadığınıdüşünmesi ve bu düşüncenin giderek saplantılı bir hâl alması" olarakaçıklıyor.

Yani "işeyarama", "yararlı olma", "üretme", "bir değer ortaya koyma" gayesi taşıyaninsanın gayesine uygun bir vasatı bulamaması sonucunda yaşadığı yararsızlıkduygusu. Daha da ileri boyutta ise umutsuzluğa kapılma ve sahip olduğu tümistek ve motivasyonu kaybetme...

Bu insanlar;aslında gayesini gerçekleştirebilecek yeteneğe ve azme sahipken bir şekildeengellenen, pasifize edilen, yetenekleri köreltilen, küstürülen ya da kızağaçekilen insanlar. Dolayısıyla da işi, mesleği, kurumu ve ülkenin geleceğikonusunda umutsuzluğa kapılan ve çalışmaya/üretmeye dair motivasyonunu dakaybeden insanlar.

Yaş,bilgi-yetenek ve deneyim açısından kendisini en olgun çağda gören insanın tamda bir şeyler yapmaya-üretmeye yeltendiği bir zamanda engellenmesiyle ortayaçıkan değersizlik duygusudur meyvesiz ağaç kompleksi.

Kamukurumlarında bu duyguyu yoğunlukla yaşayan birçok insan var. Öyle ki çoğu zamanGelişim Psikoloğu Erik Erikson'un psikososyal gelişim kuramında 7. evre olan "üretkenliğekarşı durağanlık" (30-60 yaş aralığı) evresinde bulunan bu insanlar, sadecemesai saatini doldurup hemen kendisini dışarı atmaya çalışıyorlar.

Ne yazık kibüyük bir heyecan ve geleceğe/mesleğe dair büyük idealler ile yirmili yaşlardaişe başlayan birçok genç, daha otuzlu yaşlara gelmeden kendisini meyvesiz ağaçolarak görmeye başlıyor ve kısa zamanda bu durumu içselleştiriyor. Oysa onlarınçoğu, bir şekilde fırsat verilse hemen harekete geçerek yararlı işler yapmayave üretmeye hazırlar.

Her nedense zorolanı tercih eden birçok yönetici; maiyetindekilerin yetenek vepotansiyellerinden yararlanmak yerine onları etkisizleştirmeyi, fikir ve değerüretmelerini teşvik etmek yerine rutinin dışına çıkmayan ve koşulsuz itaat edençalışanlar olmalarını istiyor. Sistem onları buna zorluyor çünkü kurumsalkültür, devlet geleneği; bu sakat anlayış çerçevesinde şekillenmiş.

Meyvesiz ağaçsendromuna kapılan ve hâlâ yeteneklerinin farkında olan bazıları için bu durumbir fırsata dönüşebiliyor. Bu engellenme; kendini başka konularda ifade etme,mevcut yeteneğini başka alanlarda kullanma konusunda kişiye bir avantajsağlayabiliyor. Hatta farkında olmadığı yetenekleri fark etmesine ve başkacaüretimlere kapı aralayabiliyor.

Bufarkındalığın ve üretimin kişiye iki türlü yararı olduğunu görüyoruz:

Birincisi;yaşadığı durağanlık ve değersizlik duygusundan bu şekilde kurtulmayıbaşarabilenler, kendisine güveni ve özsaygıyı daha üst düzeyde hissedebiliyor.Dolayısıyla da kapıldığı umutsuzluk duygusundan kurtulup geçmişi telafiedebilme konusundaki umudunu canlandırabiliyor.

İkincisi; mesaisinindışında yeni fikirler ve ürünler geliştirme fırsatı yakaladıkçakurumunda/günlük mesaisinde yaşadığı değersizlik ve dışlanmışlık hissinden deuzaklaşabiliyor.

Ne yazık kiaile başta olmak üzere sosyal yaşamda ve birçok kurumda/kuruluşta, var olanbilgi ve deneyimden istifade etmek ve yetenekleri geliştirmek yerine aksi birtutumla soldurmak/öldürmek/küstürmek gayesi güdülüyor. İçimizden birininkendini geliştirmesi, öne çıkması, çalışmaları ve başarılarıyla sivrilmesi bizirahatsız ediyor. Ve meyve veren ağacı sulamak yerine dibine asit dökmeyi tercihediyoruz.

"İyi" olmak,elbette bir çaba ve sabır gerektiriyor. "İyi" kalabilmek ise bu ülkede daha çokçaba ve sabır göstermek gerekiyor. Meyve vermek, emek ve süreç gerektiriyor.Meyvesiz ağaç sendromuna yakalanmamak için ise daha çok emek ve dikkatgerekiyor. Çünkü meyveli ağaç hep taşlanıyor.

01.03.2023