Bugün “Nerede kalmıştık?” diye başlayalım.
Dünkü yazımı Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin billboardlarında yer alan “Osman Gürün dönemini kötüleme” afişleri ile başlayıp, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci hakkında ortaya atılan “çirkin iddialara” gösterilen tepkilerle bitirmiştim.
Ah şu herkesten çok CHP’li olduğunu söyleyenler…
Bugün kaldığımız yerden; billboardlardan devam edeceğiz, ama dün okurlarımızdan biri “Kapıldın Levent Arkan’ın rüzgarına gidiyorsun. Sana mı Kaldı Osman Gürün’ü savunmak. Bu partinin hadi il başkanı düşüncesiz, belediye başkanları, milletvekilleri de mi düşüncesiz. Osman Gürün’ün haklı haksız eleştirilmesi CHP’nin kötülenmesi değil mi? AK Partililerin yapmadığını yapan danışmana sus diyen yoksa sana ne oluyor? Sen önce Menteşe Belediyesi’ne baksana” dedi… Kalakaldım…
Haksız da sayılmaz.
Büyük şeytanı taşlamaktan, küçük şeytanı taşlamaya vakit kalmıyor…
*
Kimse merak etmesin. Her zaman söylüyorum, bu köşede hiçbir konu görmezden gelinmediği gibi, unutulması ve yazılmaması da söz konusu olmaz… Biz “Kamu Gazeteciliği” yapıyoruz.
Mesela 34 şüphelinin yer aldığı Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında tutuklananlardan birinin Muğla’da organizasyon şirketi sahibi olduğunu ve yıllardır hem Büyükşehir Belediyesine hem de Menteşe Belediyesi ile bazı ilçe belediyelerine iş yaptığını biliyoruz.
Mersin – Yenişehir’de tutuklanan birisi ile ilgili olarak da MUPA ve MUSKİ ile ilişkisi olduğu söyleniyor. Hepsine bakacağız…
Bu arada Menteşe Belediyesi’nin başarılı dürüst Fen İşleri Müdürü Marmaris Belediyesi’ne transfer olmuş. Yatağan’dan gelen bir mimarında Menteşe Belediye Başkan Yardımcısı olması bekleniyormuş. Bir de magazin haber vereyim, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz da Audi’nin son modeli bir otomobil satın almış. Allah kazasız belasız binmeyi nasip etsin.
Ekonomi çok kötü diyenlerin kulakları çınlasın…
*
Neyse biz kaldığımız yerden devam edelim…
Muğla Büyükşehir Belediyesi Kurucu Başkanı Op. Dr. Osman Gürün’e başkanlığı sırasında hakaret eden ve bu yüzden yargılandığı davadan berat eden Levent Arkan ta o zamandan ne derdi varsa Muğla Büyükşehir billboardlarında yer alan afişlerde adını vermeden “dönemi” ile Osman Gürün’ü mahkum ederken, şimdi de bana yanıt verme derdine düşüp yaptığı paylaşımlarda Kurucu Başkan Gürün’e adını vererek yüklenmeye devam ediyor.
Bir bakıma “O billboardlardaki afişlerin dili bana aittir” demiş oluyor.
Başta CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Remzi Kazmaz olmak üzere CHP kurmayları bakalım o “DİL” için ne yapabilecekler…
İlk yanıtında bana adımı vermeden “Haftanın bir günü hariç her gün yazar Bey” diye hitap etmişti. Dünkü “Osman Gürün’ü Eleştirmek, Cumhuriyet Halk Partisi Belediyeciliğinin Geçmişini Kötülemektir Diyen Manipülasyon Uzmanlarına Cevap” başlıklı paylaşımında o güzel hitabı kaldırmış, “Manipülasyon Uzmanı” sıfatını yakıştırmış.
Billboardlarda yer alan afişlerle ilgili yazılarımın neresinde manipülasyon yaptığım uzmanlarınca gösterilsin ben yazmayı bırakayım…
*
Dünkü manipülatif, spekülatif ve de dezenformatif paylaşımının başlığında ve 45 yıllık CHP seçmeni olduğunu vurguladığı yazısında “Osman Gürün demek, sadece yapılmayan altyapı projeleri demek değildir. Osman Gürün demek, birbirinden sorunlu üstyapı projeleri de demektir. İnşa edildiği 2018 yılından beri ve halen her yağmur yağdığında sular altında kalan Cengiz Bektaş Kent Belleği Binası, Kurşunlu Camii gibi önemli bir eserin tam karşısına yapılan, girişi ve çıkışı ayrı olmadığı için girmesi de çıkması da ayrı dert olan, tek kişilik duşakabin büyüklüğündeki sözde 4 kişilik asansörü ile yok artık dedirten katlı otopark.” diyerek, Başkan Gürün’ü bizim yıllardır eleştirdiklerimizi anlatmış.
Böyle yaparak “Eline diline sağlık” dememi bekliyorsa çok bekler… Eleştiri başka, kötüleme başka…
“Beyefendi Osman Başkan o kadar yapmış, siz ne yaptınız, Muğla’ya ‘Dünya Kenti Muğla’ vizyonundan başka ne bırakacaksınız?” diye soracağım, ama karşımdaki Ahmet Aras Başkan değil…!
Yine de beyefendiye sormak isterim;
“İnşa edildiği 2018 yılından beri ve halen her yağmur yağdığında sular altında kalan Cengiz Bektaş Kent Belleği Binası”nın bu durumunu ben de biliyorum. Kesin kabulünün yapılmadığını da… Geçici kabulünü “sizin yönetim” yaptı… Bu haliyle teslim alırsanız kamu zararına neden olacağınızın farkında mısınız?
*
Beyefendi “Haftanın bir günü hariç her gün yazar Bey” olarak bana yönelik ilk paylaşımında şu ifadelerde bulunmuştu:
“Bugün 50 bin kişiye yakın gencimizin eğitim aldığı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ne zaman açıldı? Muğla Üniversitesi adıyla ve birkaç yüz öğrenci ile bir devlet üniversitesi olarak, 1992 yılında. Peki Osman Gürün ne zaman belediye başkanlığı yapmaya başladı? 1999 yılında. Yani, Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin eğitim hayatına başladığı yıldan 7 yıl sonra Osman Gürün’ün Belediye Başkanlığı hayatı başladı. Osman Gürün’ün Belediye Başkanlığı hayatının başladığı yıl, o zamanki adıyla Muğla Üniversitesi de büyümeye başladı ve 1999-2000 öğretim yılında üniversitenin Kötekli Kampüsü hizmete girdi.”
Eee ne olmuş yani? Tam 24 yıl Osman Gürün buraya hizmet götürmemiş... Kötekli’nin altyapısını Ahmet Aras Başkan yapıyormuş. Aklınca Osman Gürün Başkanı Ahmet Aras Başkan’ın Kötekli’de Sıtkı Koçman Caddesi’nde açtığı altyapı çukuruna gömüyor... Evet o çukuru 24 yıl sonra Ahmet Aras Başkan açtı, bir yıldır da kapatamıyor. Bu gidişle oraya üzgünüm Ahmet Başkan gömülür…
Allah’tan Tamer Mandalinci Başkan’ın Beyefendi gibi bir özel danışmanı yok. Olsaydı Ahmet Aras Başkan ile Mehmet Kocadon Başkan, hatta rahmetli Emin Anter Başkan mahvolduydu…
*
Beyefendi kendi ifadesi ile 45 yıldır CHP’ye oy veren bir seçmen... Yani CHP Üyesi değil… O nedenle CHP’ye ve Ahmet Aras Başkan’a kötülük ettiğinin farkında değil… Ayrıca bu beni ilgilendirmiyor… Tabii burada CHP açısından acı olan Beyefendiyi uyaran da yok… Hadi Ahmet Aras Başkan uyarmıyor, “Tanısanız siz de seversiniz” bile diyor, Ahmet Aras Başkan neden uyarılamıyor?
Anlaması gerçekten zor…
Tabii burası CHP kurmaylarını ilgilendirir.
Muğlalı bir ‘Kamu Gazetecisi’ olarak beni Beyefendi’nin Muğla’yı ve Muğla Belediyelerini bilmemesi ilgilendiriyor. Beyefendi daha 1999-2014 yılları arası Muğla Belediyesi sınırlarını bilmiyorsunuz. Bu çok önemli yanlışınızı düzeltelim:
Doğrudur, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 1992 yılında kurulmuştur.
Ancak 1999 yılında çok önemli bir gelişme yaşanmıştır. Üniversitenin adı, hayırsever iş insanı Sıtkı Koçman’ın katkılarından dolayı “Muğla Üniversitesi”nden “Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi”ne dönüştürülmüştür. Bu değişiklik, rahmetli Sıtkı Koçman’ın üniversiteye yaptığı büyük maddi ve altyapı desteklerinin bir sonucu olarak gerçekleşmiştir.
Bunu lazım olur bilin diye anlattım…
*
Asıl bilmeniz gerekene gelince, Op. Dr. Osman Gürün ilk kez 1999 yılında MUĞLA Belediye Başkanı olarak göreve başladı. Ancak Osman Başkan Muğla’yı 24 yıl yönetmedi. İl merkezindeki MUĞLA Belediyesi’ni 2014’e kadar yönetti ve bu tarihe kadar Kötekli ve Ortaköy köyleri Muğla Belediyesi’nin değil, Muğla İl Özel İdaresi’nin sorumluluğundaydı.
O 2014 seçiminde Muğla o yıl yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile “Büyükşehir Statüsüne” geçerken, benim de içinde olduğu bir kesi önseçim isterken ve rahmeti Musa Gökbel’i o makama yakıştırırken, CHP Genel Merkezi sizin itibarsızlaştırmaya çalıştığınız Op. Dr. Osman Gürün’ü aday gösterdi ve Muğlalılar da onu Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. Ve o yasa ile Kötekli-Ortaköy 2014 itibariyle mahalle oldu...
Ortaköy de Karabağlar Yaylası ile korunması “köy kimliğini yitirmemesi” gerekirken bugünkü Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın Meclis Üyesi olduğu ve İmar Komisyonu Başkanlıkları yaptığı Menteşe Belediyesi Başkanı Bahattin Gümüş ile o villaların önü açıldı…
Bir de bu sözümü iyi dinleyin; Muğla’da yerel yönetim dahil hiç kimse bir üniversiteye hazır değildi. Biz Muğlalılar “fakülte” isterken, dönemin Muğlalı Bakanı Erman Şahin’in müdahalesi ile üniversite geldi. Hazırlıksız yakalandık! İdari ve akademik yapılanmasını kaygı verici bulup şehir olarak üniversiteye ve dolaysıyla Hacıaraplar (Kötekl) Köyü’ne sırtımızı döndük. Yanlış yapmıştık, ama bu bizim yanlışımızdı. Siz anlayamazsınız…
*
Sonuç olarak bugün itibariyle beyefendiyi muhatap almayı bırakıyorum. CHP’li değilim ama günahına ortak olmak istemiyorum. Siz çıkın aradan, Ahmet Aras’ın sopası olmayı bırakın bizde seçtiğimiz Başkan ile yüzleşelim…
Yarın devam ederiz.
--------------- -------------
GÜNÜN SÖZÜ: Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.