KURBAN BAYRAMI TATİLİ…

Ahmet Aras Başkan ile ilgili bir yazımda kendisinin kimyasının bozulduğunu “mentol yorgunu” olabileceğini düşündüğümü belirterek “tatile çıkmasında” yarar olabileceğini yazmıştım.

Tevafuk mu, tesadüf mü, yoksa ayağa gelen şans mı demeli Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla 9 gün Kurban Bayramı tatili yapıyoruz.

İyi de 9 gün ne harcayacağız? Bu sorunun yanıtını ayrıca veririz…

Kurban Bayramı’nı 27 Mayıs 2026 Çarşamba30 Mayıs 2026 Cumartesi arasında 4 gün kutluyoruz. Yarım günde arife eklenince 4,5 günlük bir tatil olacaktı. Erdoğan, “Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmi tatillerine 1,5 gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi 1,5 günü idari izin kapsamına alarak toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz” dedi.

Bu bayram tatiline girerken 23 Mayıs Cumartesi ve 24 Mayıs Pazar günü ile 31 Mayıs Pazar gününü de eklediniz mi 9 gün yapıyor.

Bu tatil Ahmet Aras Başkan’a iyi gelebileceği gibi bana da iyi gelecektir…

*

MAKAM OTOMOBİLİ VE TASARRUF

Bana da” dedim, çünkü dünkü yazımda düzeltilmeye muhtaç yanlışlar yapmışım.

Galiba Başkan Aras’ın kimyasını bozup, mental yorgunluk yaşatan, benim kimyamı da bozmaya başladığı gibi mental yorgunluk ta yaşatmaya başladı!

Bir kere Menteşe Belediyesi’nden Marmaris Belediyesi’ne gitti dediğim Fen İşleri Müdürü Taylan Özgür Sancak değilmiş. Odürüst ve başarılı” dediğim Fen İşleri Müdürü hala görevinin başındaymış. Bende bu dürüst insanı ellerinde neden tutamamışlar diye şaşırmıştım.

Şimdi düzeltelim, Marmaris’e giden Menteşe eski Fen İşleri Müdürü Onur Necip Uslu imiş.

Dün bir de Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz ile ilgili “Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz da Audi’nin son modeli bir otomobil satın almış. Allah kazasız belasız binmeyi nasip etsin. Ekonomi çok kötü diyenlerin kulakları çınlasın…” ifadem olmuştu. Kaynağım yanılmış, beni de yanılttı! Kaynağınıza güvenseniz de sorgulama gerekiyor…

Neyse ortada bir satın alma var. Genel Sekreter Yılmaz kendi almamış ama kendisi için “Skoda” marka bir makam otomobili satın alınmış. Dünkü dileğim aynen geçerlidir.

Fakat altındaki makam otomobili de fena değildi… Osman Gürün Başkan’ın makam otomobilini kullanıyordu. “Ekonomi çok kötü diyenlerin kulakları” yine çınlasın.

Tasarruf Tedbirleri kararına uyulmayan memlekette ekonomi düzelir mi?

*

SIFATIN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE

Düzeltmeleri yaptık şimdi işimize bakalım… Dünkü yazımı “Sonuç olarak bugün itibariyle beyefendiyi muhatap almayı bırakıyorum. CHP’li değilim ama günahına ortak olmak istemiyorum. Siz çıkın aradan, Ahmet Aras’ın sopası olmayı bırakın bizde seçtiğimiz Başkan ile yüzleşelim…” diye noktalamıştım. Sözümün arkasındayım. Ama dünkü yazımın altına Gazeteci Yazar Orhan Okutan tarafından yapılan yorum çok önemli. Şöyle:

Bu yazılarda herkes danışmana tepki gösterildiğini düşünüyor. Aslında ismi geçtiği halde yazılar danışmanla ilgili değil. En azından ben böyle düşünüyorum. Danışmanı tartışılır kılan sıfatıdır. Danışman olmasa Levent Arkan bırakın Osman Gürün’ü, Özgür Özel’e savaş açsa kimsenin umurunda olmazdı.

Kısacası, danışman hedef değil; belediye yönetimindeki sorunu görünür kılan işarettir. Asıl tartışılan, onu bu kadar görünür hale getiren yönetim boşluğu ve bunun yarattığı tablodur. Ve en önemlisi, aynı siyasi çizgiden gelen yönetimin kendisinden önceki dönemi kötüleme girişimine izin vermesi ya da danışman üzerinden yürütmesinin, gazetecilik açısından haber değerinin olmasıdır. Gerisi boş.

*

Orhan Okutan’a ben de “Çok güzel özet olmuş. Dediğin gibi Levent Arkan o sıfata sahip olmasa ağzından çıkanlarla hiçbirimiz ilgilenmezdik.” diye karşılık verdim.

Geçekten de Beyefendi ile savaştığımızı filan sananlar var. Umarım kendisi de böyle düşünmüyordur. Ki biz bu yazıları yazarken bu şehir ve insanları için yazmamız gereken pek çok mesele kenarda bekliyor.

Ki Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ilgili ANSET soruşturmasını bilenler vardır. O soruşturma çerçevesinde Muğla’dan bir isim de gözaltına alındığında BeyefendiO ismi hala yazmıyorsunuz, o isim ben olsaydım hemen yazardınız” diye yakınırken, aslında kendince yazılmak üzere bana malzeme veriyordu. “Hayır demedim” diyebilir, o ‘malzemeyi’ paylaşmayacağım.

Zaten benim bildiğim kadarını da bilmiyordu... O isim Cevdet M. idi ve O’nunla bir de Hatice V. vardı. Yeri gelmişken belirteyim, biz Kamu Gazetecileri kamuyu ilgilendirenleri yazmakta imtina etmeyiz. O zaman daha haber ete kemiğe bürünmemişti ve biz Beyefendinindiliyle” meşguldük…

*

ANTALYA SORUŞTURMASI MUĞLA’YA KAYAR MI?

Ben “Bendeki belgeler kimsede yoktur” düşüncesiyle Pazartesi’yi beklerken (Oysa bir belge bana geldiyse başkalarına da gelmiştir. Yanlış yapmamalıydım) Muğla’da kritik haberi ilk patlatan Bodrum Haber de Mustafa Gündoğ oldu. Gazeteci Yazar Mustafa GündoğAntalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET’e yönelik ihale soruşturmasında tutuklanan bazı organizasyon firması sahiplerinin, Muğla Büyükşehir Belediyesinden de kısa süre içinde milyonlarca liralık işler aldığı öne sürüldü. Yaygın basında yer alan haberler, soruşturmanın Muğla ayağına ilişkin yeni soruları gündeme taşıdı.” dedi.

Aynen böyle…

ANSET soruşturmasında toplam 27 şüpheliden 11 kişi serbest bırakıldı ve 2 kişinin adli kontrolle bırakılırken 14’ü de tutuklandı. Tutuklulardan rüşvet vermekle suçlanan sadece Cevdet M.’nin değil, Hatice V.’nin de başta Muğla Büyükşehir Belediyesi olmak üzere Muğla’daki bazı belediyelerle iş yaptığı öğrenildi.

Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Çevikol Tuncer’in de tutuklandığı bildirildi. Dosyada, “kamu kurum ve kuruluşları ihalesine fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat karıştırma” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamalarının yer aldığı öğrenildi…

*

Yazısında “Antalya merkezli soruşturma kendi yargı sürecinde ilerlerken, yaygın basında yer alan haberlerde tutuklanan bazı organizasyon firması sahiplerinin Muğla Büyükşehir Belediyesinden de peş peşe işler aldığı iddia edildi.” diyen Mustafa GündoğMuğla’da Hangi İşler Verildi?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

Haberlerde, bu kapsamda ‘Kıyı Ege’de Deprem Gerçeği ve Afet Yönetimi Çalıştayı’ organizasyonunun yaklaşık 10 milyon liralık sözleşme bedeliyle verildiği ileri sürüldü. Ayrıca Çin heyetinin Muğla ziyareti organizasyonu, Turizm Haftası gala yemeği organizasyonu ve Türk bayrağı alımı gibi farklı işlerin de aynı süreçte gündeme geldiği belirtildi.

Bir başka organizasyon (Varlı Organizasyon) şirketinin ise 2025 yılı içinde Muğla Büyükşehir Belediyesinden 3 ayrı iş aldığı, bu işlerin toplam sözleşme bedelinin 12 milyon lirayı aştığı öne sürüldü…

*

Mustafa Gündoğ yazısında kamuoyunda merak edilen soruları da şöyle sıraladı:

Bu işler hangi ihale yöntemiyle verildi? Kaç firma teklif verdi? Davet usulü kullanıldıysa hangi firmalar davet edildi? Yaklaşık maliyetler nasıl belirlendi? Aynı kişi ve şirketlerin kısa süre içinde peş peşe iş alması nasıl açıklanacak? Sözleşme bedelleri ile yapılan işin kapsamı arasında kamu yararı açısından denge var mı? İşlerin teslimi, kabulü ve ödemeleri hangi belgelerle yapıldı?

Gündoğ bu sorularının ardından da “Muğla Büyükşehir Belediyesinin bu sorulara açık, belgeli ve kamuoyunu tatmin edecek bir yanıt vermesi gerekiyor.” dedi.

Bence de…

Şu anda Muğla’da tük kamuoyu Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ile ilgili “çirkin iddialar” yanında Mustafa Gündoğ’un paylaştığı sorulara kilitlenmiş durumda.

Tamer Mandalinci Başkan dün arkadaşımız Çiçek Yaman Bozoğlu’na konuştu. Başkan Mandalinci kendisi ile ilgili iddialar üzerine sorulan soruya “Hukukun en önemli kaidesi olan bir kural var burada. Derler ki müddeiyi iddiasını ispatla mükelleftir.” diyerek iddia sahiplerini ispata çağırdı.

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin de bir açıklaması olursa paylaşırız…

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Ölür mü acılara katlanmasını bilenler, Direnenler tüm kırımlara karşı... Ölmez sevgiden yana olanlar Defneler ölmez!--Rıfat Ilgaz