Eski İBB Başkanı İmamoğlu mahkemede "Siz beni yargılayamazsınız. Ben sizi yargılayacağım" diye mahkeme başkanlarına adeta meydan okuyor.

Bir çok insanimiz da Türk Mahkemelerinin kararlarını kabul etmiyor…

Türk Mahkemelerini ret edenler, İstiklal Mahkemeleri ile Yassıada Mahkemeleri için bir tek kelime etmiyorlar.

Ben bizzat iki kez Yassıada duruşmalarını izledim.

Mahkeme Başkanı Salim Başol'un nasıl davrandığını gözlerimle gördüm.

Sonraki yıllarda mesleğim gereği mahkeme bilirkişiliği de yaptım

Mahkemelerimiz bilirkişi raporuna göre karar verirler.

Bazı hakimler bilirkişi raporlarına müdahale ederler ve istedikleri gibi rapor isterler.

Gerçek hakimler ise, bilirkişi raporlarına müdahale etmezler.

Bilirkişiler, mesleği gereği doğru bulduğunu raporuna yazabilmeli ve ısrar edebilmeli.

Bazı hakimler raporunda ısrar eden bilirkişileri bir daha bilirkişi olarak davet etmezler.

Bu davranış, bilirkişi raporları üzerine gölge düşürüyor.

Dünya'da üç tür insan vardır.

1 - İyi insan

2 - Kötü insan.

3 - Rol yapan insan.

Büyüklerimiz kötü insan ile karşılaşmamamız için "Allah kötüye çattırmasın" diye dua ederler.

Batı hukuk sistemi, doğru kararı verebilmek için jüri oluşturulmuştur

Jüriler, oy birliği ile karar verirler.

Karara itiraz eden üyeyi diğer jüri üyeler ikna etmek zorundadır…

Müşterek karar verilmeden Jüri heyeti bulundukları yerden ayrılmazlar.

Biz ise, Mahkeme kararlarını bir bilirkişinin raporu üzerine veriyoruz…

Bu yöntem Jüri sistemine göre daha az güven veriyor.

Bu neden ile ülkemizdeki Mahkeme kararları üzerinde çok dedikodular yapılır

Bu konu tecrübeli hakimlerimiz ile tecrübeli Hukuk Fakülteleri öğretim görevlilerinden oluşan bir akiller heyeti ile makul bir seviyeye taşınmalıdır.

Aksi halde "Adalet mülkün temelidir" sözü etrafında çok dedikodulara, itirazlara neden olacaktır…

Bu da birlik ve beraberliğimizi tehlikeye sokmaktadır…