"Asansör mü dolmuş mu bilemiyorum. Şimdi farkediyorum. Gözlerimi kapattığımda bu asansörün sanki çığlık atarcasına kapısınınaçılış sesini niye duymadım? Hiç mi duymadım? Düşünüyorum da asansörü dikkatalanımın dışına atmışım. Belki de duymak istemiyorum. Adeta o çığlık sesindenkaçıyorum. Nedeni, nasılı bir kenarda bırakıyorum. Oradan uzaklaşmaktakararlıyım."

Gözüm kapalı, koridordan gelen sesleridinliyorum. Uzun bir hastane koridoru bu. İlaç kokuları eşlik ediyor seslere.Bir bisiklet tekerleğinin uçar gibi pır geçişi. Ya bir hemşire var üzerinde yada bir doktor. Hangi hastanın tedavisine gidiyor. Takır takır giden yemekarabası sesine daha vakit var. Kamyon mübarek amma da ses çıkarıyor. Keşke buritme çatal, kaşık hatta tabak, çanak sesleri de eşlik etse. Artık bütünservisler plastik. Tık bile demiyorlar.

Yine seslerin peşindeyim. Ne kadar da ritimliadımlar bunlar. Eski topuklular kadar olmasa da kendine has bir algısı var.Kendinden emin, ne hızlı ne yavaş. O adımların peşinden takipçi başka ayaksesleri. Hızlı hızlı biraz ürkek. Öndeki adımlara yetişmeye mi çalışıyor. Birazzaman geçiyor, tereddütlü adımlar bunlar, aksaklık var yürüyüşte. Arada nefessesler duyuyorum. Sonra elinde bir yük taşıdığı belli olan yavaş yavaş hattaayağını sürüyerek gelen ayakların koridorda çıkardığı ses dikkatimi çekiyor.

Biraz zaman geçiyor. Oturduğum yerdenkalkıyorum. Uzun süredir sadece dinlemeyi merkezine almış bedenimi gözlerimiaçtığımda kontrol etmekte zorlanıyorum. Başım dönüyor. Yavaşça bulunduğum yereoturuyorum. Neredeyse bir haftadır bulunduğum ortamda kendimi yabancıhissediyorum. Seslerin ardı sıra gözlerim gördüklerim karşısında beni yanılsamaiçerisinde bırakıyor.

Güzel bir koku dikkatimi çekiyor. Neredengeldiğini ne kadar baksam da anlayamıyorum. Yasemin çiçeği kokusu bu. Tanıyorumbu kokuyu, çok da severim yasemin çiçeğini. Evimin hemen girişinde kapınınsağdaki lambasını baştan ayağa saran yasemin, hele akşamüstleri ne de güzelkokar, şiirler yazdırır insana. Bu güzel kokunun nereden geldiğini hâlâbulabilmiş değilim. Gözlerimi kapatıyorum, sesler eşliğinde kokuyaodaklanıyorum. Sağa yöneliyorum. Koku kendini daha bir fark ettiriyor.Gözlerimi açıyorum. Tam sağımda bir dede ile torunu var. Koku o küçükten geliyorolmalı. Eminim. Peki, bu güzelliğin hastanede ne işi var? Hasta kim? Sorularıncevabını ararken hikâye anlatıcısı beni sahneden uzaklaştırmaya mı çalışıyor?

Küçük kız dedesinin elinden tutarak asansörebiniyor. Asansör de asansör ha, asansör mü dolmuş mu belli değil. Asansörübeklerken ya da asansörde beklerken fark etmez, sabır duraklarını aşıyorsunuz.Her katta dakikalarca duruyor, yolcular balık istifi dolduruyor asansörü. Veher kapı açılışında içeriye girmek isteyenlerin çaresiz bakışları.

Birden fark ediyorum. Gözlerimi kapattığımdabu asansörün kapısının sanki çığlık atarcasına açılmasını niye duymadım?Gerçekten hiç mi duymadım? Düşünüyorum da asansörü o an için belleğimin dışınaçıkarmışım. Belki de o sesi duymak istemiyordum. Adeta o çığlık sesindenkaçıyorum. Nedeni, nasılı bir kenara bırakıyorum. Oradan uzaklaşmaktakararlıyım.

Tam uzaklaşacağım, iki genç asistan dikkatimiçekiyor. Ellerinde notlar bir şey üzerinde hararetli hararetli tartışıyorlar.Uzun boylu sarışın olanı başını olmaz dercesine sallıyor. Esmer tıknaz olanıaheste aheste bıkmadan usanmadan anlatmaya devam ediyor. Konuşulanlarıduyuyorum ama bilmediğim bir dilden konuşuyorlar. Latince olmalı, tıp dili.

Oldukça şık giyinmiş gözlüklü, örgülü saçlıbir kadın doktor yaklaşıyor yanlarına. Hocaları mı acaba? Onlar konuşurkensükûnetini bozmadan dinliyor. Uzun boylu sarışın olan arkadaşının konuşmasıbitince elindeki dosyadan bir şeyler gösteriyor. Bunun üzerine kadın doktor onudestekleyen bir şeyler söylüyor olmalı ki esmer tıknaz olanın suratı asılıyor.

Kendimi bir garip hissediyorum. Buradan bir anevvel uzaklaşmak, dikkatimi dağıtacak farklı sesler, farklı kokular hattafarklı hikâyeler peşinde koşmak istiyorum. Tam oradan ayrılacak oluyorumbirinin bana seslendiğini duyuyorum. Arkama bakıyorum. Kadın doktorun yüzü banadönük:

"Bir dakika bekleyin beyefendi. Sizinlekonuşmak istiyorum." diyor.

Çıkmaz kapılar arasında kalıyorum. Çaresizim,çakılı kalıyorum olduğum yerde. Sesler, kokular uzaklaşıyor çevremden.

Ve asansörün çığlık atan sesi. Asansör kapısıaheste hasta açılıyor. Oradan çıkan sedyenin üzerinde onu görüyorum. Mahurmahur bakınıyor. Gözleri bende odaklanıyor. Ellerini uzatmak ister gibigeliyor. Bir el kolumdan tutuyor:

" Gerçekten çok zor bir operasyondu bizim içinde. Çok şükür hastamızın durumu iyi. Yoğun bakıma gerek duymadan serviseçıkarmanın uygun olacağını düşündük. Geçmiş olsun. Daha ayrıntılı konuşmakisterseniz yarın akşamüstü odamda olacağım." diyor.

Doktor uzaklaşırken beni çepeçevre sarangölgeleri üzerimden atıyorum. Gözlerim her şeyi bir başka güzel görüyor şimdi.Kokular ve sesler bahara eşlik ediyor. Asansörün kapısının attığı çığlık bilene güzel! İki dakika önce kaçmak istediğim koridoru kucaklamak isteğiylesedyenin götürüldüğü odaya yöneliyorum.