"Muğla'nıneğitim tarihinde bu binanın çok özel yeri var. Cumhuriyet dönemi neslinin herbirinin bu binada değişik isimli mekteplerde okul olarak hatıraları vardır.Şimdi yolun kenarında okulun bahçesinin önünde bir banka oturuyorum. Bankınhemen yanı başında kitap okuyan bir adamın heykeli var. Heykelin gözlerindenokula bakıyorum. Şehir ve tarih film şeridini sarıyor. Ve gözlerimikapatıyorum."

Yazılarımıokuyan arkadaşlarımdan biri, kestirmeden gel, diyordu. Tamam kestirmedengeleceğim de yolu bilmiyorsam ne yapacağım? Bildiğim yoldan gitmek daha eminbir yol değil mi? Bildiğimin dışında bir yolda yepyeni maceralar yaşamak da varama her zaman için geçerli değil. Hele şehrime dair yazıyorsam içimden geldiğimgibi yazmak istiyorum. Kestirmeden gitmeyi istemiyorum.

Şehiryürüyüşlerimizde varacağımız yere kestirmeden gitmenin de alemi yok. İçimizesindire sindire, özellikle bazı anlar Orhan Veli gibi gözlerimizi kapatıp şehridinlemekte de fayda var. Her şehrin bir sesi olduğuna ben de inanıyorum.Muğla'nın sesi nerelerde dinlenilmeli? Bugünkü rotam bu yerlerden biri.Salgından beri çok nadir geçiyorum ama; her daim aklımda.

Muğla'nınCumhuriyet'i kucaklaması ve şehir olarak Cumhuriyet'le tamamlanması şehrinmerkezinin Atatürk Heykelinin bulunduğu yere kaymasıyla başladı. Şehirbeylikler döneminde Ulu Cami çevresinde kurulmuş. Oradan Saburhane, Asaretekleri ve Kızıldağ şehrin sınırlarını belirlemiş. Osmanlı döneminin merkezyeri Kurşunlu Cami ve çevresi. Ve şehir hükümet merkeziyle, pazarıyla, eğitimyerleriyle kendi sınırını yakalamış. Cumhuriyet döneminde de Atatürk Heykelininbulunduğu meydan baz alınarak şehirleşme ovaya doğru genişlemeye başlamış.

Vebenim bugünkü varış yerim şehrin kalbinin attığı yer: Atatürk Heykelininbulunduğu Cumhuriyet Meydanı!.. Bu meydan 2000'li yıllara kadar şehrin tammerkezi noktasıydı. İzmir, Denizli ve Marmaris'e uzanan şehre varış noktalarıdört koldan bu meydanda buluşurdu. Meydan planlamasının artistik ve bir o kadarkıymetli bir göstergesi de bayrağımızı simgeleyen ay yıldızın meydanıçevreleyen yapılaşmada kendini bulmasıydı. Valilik konutu, Otelcilik Okulu veHükümet binası meydanın dairesel çevresine o kadar güzel yerleştirilmişti kihilali ve heykel de yıldızı temsil ediyordu .

Busefer farklı bir noktadan başlıyorum yürüyüşüme. Şehitler Anıtından meydanadoğru gideceğim. İçimdeki seslerle Akyol'dan meydana ulaşacağım. Yolumunüzerinde Osmanlı döneminin nadide eserlerinden Sultani ya da Koca Mektep adıylabilinen binası var. Yıllarca eğitime hizmet veren bu bina 1839'da kışla olarakyapılmış. Bina şehir içindeki yeri ve mimari yapısı ile çok özel bir konumda.Osmanlı'nın son dönemlerinde neoklasik tarz bu tip taş binalar her şehirdeyapılmış. Cumhuriyet döneminde de bu binalar mektep olarak hizmet vermiş. Buaçıdan Muğla'nın eğitim tarihinde bu binanın çok özel yeri var. Cumhuriyetdönemi neslinin her birinin bu binada değişik isimli mekteplerde okul olarakhatıraları vardır.

Şimdiyolun kenarında okulun bahçesinin önünde bir banka oturuyorum. Bankın hemenyanı başında kitap okuyan bir adamın heykeli var. Heykelin gözlerinden okulabakıyorum. Şehir ve tarih film şeridini sarıyor. Ve gözlerimi kapatıyorum.

Okulunilk öğrencileri geliyor gözümün önüne. Zeybek kıyafetleri zorla çıkarılmış,çakıları ellerinden alınmış ve tedrisata uygun kıyafetleri üzerlerinde eğretieğreti duran gençlerin seslerini duyuyorum. İlk edebiyat öğretmenleri Türkedebiyatının iki usta ismi Halit Fahri Ozansoy ve Hakkı Süha Gezgin. KurtuluşSavaşı yılları. Yiğitler ele avuca sığmıyorlar. Hocalarından biri İstanbulhavasında şiirler okuyor. Gözleri nemleniyor yiğitlerin. Ve diğer hocalarıneyzen. Her ney üflediğinde ah çekiyorlar. Sırma cepken yiğitler zeybekkıyafetlerini giydiler mi hocalarına; yerde toz kalmamacasına zeybek gösterisisunuyorlar.

Veyine banktan seyre dalıyorum geçmişi. Muğla'nın Cumhuriyet'e kanat gerengençleri burada yetişiyor. İdealizm dorukta. Hepsinin fotoğraflara yansıyansimalarında en uzağa baktıklarını görüyorsunuz. Hepsinin gözleri birer ateşgibi parlıyor. Gözlerini geleceğe çevirmişler. Kimi doktor, kimi mühendis, kimiasker, kimi öğretmen. Özellikle öğretmenleri takip ediyorum. Koca Mektep'inmerdivenlerinden inip bahçe kapısından çıkıyorlar. Telaşlılar, kararlılar.Adımları onları meydana götürüyor. Meydana bir Atatürk Heykeli yapılması içinher türlü görevi üstlenmişler. Heykelin inşası sırasında nöbet tutuyorlar,gözlerindeki aşkta sırlanıyor öğrencileri. Ve meydan Heykel'in açıldığı günşehri kucaklıyor. Siyah-beyaz fotoğraflarda şehrin geçmişine dair şahaser biran. Bu fotoğraf sadece seyredilir, kelimelerle anlatılmaz.

Vebanktaki kitapsevere, bak diyorum kimler gelmiş, kimler geçmiş bu kocamektepten. Ne hayaller kurmuşlar. 30, 40, 50, 60, 70, 80, 90 ve 2000'liyıllardan bugüne şehrin hafızası bu binada yatmakta. İhtilaller, isyanlar,huzur günleri her türlü duygu yaşanmış, birikmiş bu binada. Dili olsa nelersöylerdi kim bilir? Şehrin belleğinde bu ve benzeri binaların ayrı bir yerivar. Bu bina bir kilometre taşı. Kıymeti bilinmeli. Gelecek kuşaklara değerlibir emanet olarak korunmalı, taşınmalı.

Gözlerimbu ve benzeri yapıları arıyor şehirde.Düşünüyorum, gerçekten çok az. Şimdiki Büyükşehir Belediye binası ya da eskiadıyla Adliye ve şimdiki Olgunlaşma Enstitüsü ya da eski adıyla Sultani. İkitane şehre özel bina. Bu binaların bir örneği de şimdiki Ziraat Bankasınınbulunduğu yerde olan kuleli bir yapıyken yıkılmış.

Vemodernleşme uğruna şehrin tarihine tanıklık edecek nice yapı da yıkılmış buarada. Örneğin eskiden halkın Sümerbank olarak bildiği yerde bulunan Kocahan'ınardından yapılan ve şehrin ortasında ortaya çıkan çirkin yapılaşma. Bunun çokörneği var ama biz tarihi Sultani binasından uzaklaşmayalım.

Banktankalkıp meydana doğru yürürken ışıl ışıl insan seliyle karşılaşıyorum. Caddeler,sokaklar pırıl pırıl gençlerle doluyor. Birlikte onların ifadesiyle meydanaakıyoruz. Heykelin önüne geldiğim vakit yüreğimde tarif edilemez bir sıcaklık;biraz tebessüm, birazcık gözyaşı..

Tarihimektepten heykele kadar geldiğim yolu anlatacaktım. Hatıraların siyah beyazfotoğraflarına o kadar dalmışım ki yol kaybolup gitmiş hafızamdan. Şehrin kalbiCumhuriyet meydanında atıyor, heykelin önündeyim. Gözlerim Atamın gözlerindekilitleniyor. Onun gözlerinden Cumhuriyet'e, devrimlerine ve ülkemin gelecekufuklarını seyrediyorum.

Gözlerimilkokul sıralarında bir çocuğun gözlerinden lise yıllarımda bir delikanlınıngözlerine ve heykeli her yaşta ne gördüyse yaşadıklarını hatırlıyor. Özelliklebayramlarda.. Yaşadığımız heyecan, mutluluk ve onur tarif edilebilir mi? Veakşamları bu meydanda ortaya çıkan sosyal hayatın şehre ait izleri..

Cumhuriyet'ikucaklayan Muğla'nın aydın insanları Atatürk heykelinin önünde birleşiyorlar,"Biz" oluyorlar. Geleceğe bu "Biz" ülküsünden bakıyorlar. Yaralar sarılıyor,birlikten güç alıyorlar. Sünnetinden, asker uğurlamasına ve düğününe kadaryaşanan bütün mürüvvetlerinde meydan ve heykel ziyaret ediliyor. Heykelinönünde bir tur atılıyor. Sanki Cumhuriyet kucaklanılıyor sevginin eniçteniyle..

Söz,Muğla'dan dem alınca kestirmeden gidemiyoruz bir türlü. Söz aldı başını gitti.Bir kere sevdalanmaya gör. Muğla aşkının başı sonu gelmez ki. Caddeler, sokaklar ve meydan söze gelmek ve yenihikayelerine kaldığı yerden devam etmek için biraz daha daha bekleyedursun .