CHP Muğla Milletvekili Av. Gizem Özcan, “Burada Kültür ve Turizm Bakanlığı çevre düzenlemesi yapmak istiyor. Datça Belediyesi'nin yıllardır işlettiği parseli kamulaştırmak istiyor. Bu yapı 1960'lı yıllarda yapılmış. Bugünlere kadar kullanılmış yapı. Meselenin bu olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.” demiş.
Ondan önce CHP Muğla Milletvekili Av. Cumhur Uzun, “AKP iktidarı yerel seçimleri kaybetmesinin sonucunu halka çıkarıyor. İktidar yerel yönetimleri ekonomik ambargo uyguluyor. Bu organize bir kötülüktür. Bu kötülüğün adını koyamadıkları için yapının kaçak olduğu yalanına sığındılar” ifadesinde bulunmuş.
İki vekilden önce de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras “Tarihin, kültürün bize çok büyük hediyesi olan Knidos Antik Kentin'deyiz. Bu yapı kaçak diyorlar. Bu yapı kaçak değil. Bu yapıya kaçak diyen anlayışı kınıyoruz.” diyerek özetle şunları söylemiş:
“Öyle bir algı yaratıldı ki sanki bizler dış kapının mandalıyız. Muhalefet belediyeleri tamamen düşman gibi gösteriliyor. Bu kötülükler halkın tamamına yapılıyor. Biz haklarımızı savunmak için buradayız. Belediyenin malı demek, halkın malı demek. Biz kıyılarda da aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Kıyıları devrediyorlar sonra özelleştiriyorlar. Bugün yapılmak istenenin bu olmadığına nasıl güveneceğiz? Yaşayan halkla ören yerinin ilişkisi kesilirse orası metruk hale gelir. Biz bu şekilde oldu bittiyi kabul etmiyoruz”
+
Bu açıklamalar geçen hafta sonunda Cuma günü Knidos antik kentinde yapıldı.
Datça Yazıköy’deki Knidos antik kentinde Datça Belediyesi’ne ait iskele ve restoran binasının Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine devri isteniyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Burası kaçak. Yıkacağız ve çevre düzenlemesi yapacağız.” diyor...
Orada Datça Belediyesine ait olduğu söylenen restoran ve iskelenin ‘kaçak’ olduğu tartışılır. Tartışılıyor da... Tabii “Gelmiş geçmiş Datça Belediyesi yönetimlerinin akıl edemediği ‘Çevre düzenlemesine’ kim karşı çıkabilir?” diye de sorulabilir.
Çevre düzenlemesi Yatağan’ın Stratonikeia antik kenti girişinde yapıldı. Çok da güzel oldu.
Her sene yaz bahar aylarında yerli-yabancı bandıralı onlarca teknenin uğrak yeri olan ve dünyaca bilinen Knidos’ta hala bir “çevre düzenlemesi” yapılmamış, oraya birer mazot ve su pompası ile birlikte “sintine ve atık bırakma noktası” konulmamış ve hatta bir “mini market” açılmamış olması da büyük eksiklik...
Ancak Bakanlık bunu pekala Datça Belediyesi’nden isteyebilirdi.
Arz talep meselesi...
Bakanlık galiba ve nasıl olduysa Knidos’un yıllardır hizmet veren iskelesi ile restoranının sanki yeni farkına varmış... İnsan ister istemez “MUÇEV akıllarına getirmiş olabilir mi?” diye de düşünüyor...
+
Yazıköy’ün eski muhtarı Ertuğrul Çetin’e göre, Bakanlığın bu akıl almaz hamlesinin ardından “hem belediyenin gelirlerine el konulacak hem bölge halkı işsiz kalacak” da deniliyor.
Muhtar Çetin, Bir Gün gazetesine yaptığı açıklamada “Biz buraya tadilat yaptırdık, açtık ve işletilmesi için ihaleyle verdik. Köylülerimiz çalışıyor. İskeleyi de biz yaptırdık. 2014’te Datça Belediyesi’ne geçti. Bakanlığa devriyle Yazıköy olumsuz etkilenir. Burası bir istihdam ve gelir kaynağı. Ama devir edilip yıkılırsa köye yararı olmaz” demiş.
Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt da “Tapumuz var.” diyor.
Ne fark eder? Tapu varsa kamulaştırılır... Sanıyorum öyle de yapılmaya çalışılıyor!
Başkan Kurt şu ifadelerde bulunmuş:
“Bu bölgede zeytin ve badem dışında gelir yok. Bir de Knidos’ta çalışan insanlar var. Tarihin her bölümünde insanlar oradaki kültürden, sanattan, ticaretten yarar görmüşler. Burada bir ruh birliği var. Özellikle o bölge için çok çok değerli. Antik kente yılda 120 bin kişi biletli giriyor. Devri istenen parseldeki yapı yıllardır oraya gelen insanların yemek yediği, ihtiyaçlarını karşıladığı bir yer. Daha önce uzun yıllar boyunca Yazıköy muhtarlığı işletti daha sonra Bütünşehir Yasasıyla Datça Belediyesi’ne devredildi. Orada ayrıca kaçakçılığı önlemek için bir karakol var ancak içinde kimse yok. Oradaki tarihi eserleri korunmasız bırakmak sorun. Madem bu kadar değerli korunması için güvenlik tedbirleri alınması gerekiyor”
+
Doğrusu Knidos’taki kalıntıların korunmaması, tarihi eser kaçakçıları tarafından kaçırılmaması, kaçak kazı yapılmaması burada yapılmak istenen çevre düzenlemesinden de, kaçak olduğu iddia edilen iskele ve restoranın yıkılmamasından da önemli...
Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt’un bu konudaki uyarısı umarım Muğla Valiliği ve Kültür Turizm Bakanlığı tarafından dikkate alınır.
Başkan Kurt’un “Orada ayrıca kaçakçılığı önlemek için bir karakol var ancak içinde kimse yok. Oradaki tarihi eserleri korunmasız bırakmak sorun. Madem bu kadar değerli korunması için güvenlik tedbirleri alınması gerekiyor” ifadesi bakalım dikkate alınacak mı?
Karakol var, içinde kimse yok!
Akıl alacak gibi değil...
+
Aslında yaşanan “iskele, restoran” kavgası da akıl alacak gibi değil...
Yukarıda vurguladığım gibi Knidos gibi bir yerde bugüne kadar bir “çevre düzenlemesi” yapılmamış olması büyük bir eksiklik ve ihmaldir.
Ancak bunu düzeltme ya da “kaçak yapıyı ortadan kaldırma” adına yapılmak istenen de doğru ve yerinde bile olsa MUÇEV’ın Muğla kıyılarında yaptıklarına bakılınca insana pek de iyi niyetli gelmiyor.
Nitekim Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve CHP Muğla Milletvekilleri amacın çevre düzenlemesi filan değil, CHP’li belediyeleri cezalandırmak, iş yapamaz hale getirmek politikasının bir parçası olduğunu savunurlarken, “MUÇEV eliyle yeni bir ele geçirme” operasyonu olarak görülüyor.
Belki de böyle değildir. O zaman böyle olmadığı, niyetin halis olduğu inandırıcı şekilde anlatılmalı ve kamu vicdanı rahatlatılmalıdır.
Ki bu anlamda ben da bu gün Kültür Turizm Bakanlığı’na, Bodrum’da çok önemli bir bakanlık mülkünün, son yerel seçimlerde CHP’den Bodrum Belediye Başkanı aday adayı olan Özay Kartal’ın yönetimindeki Akademia Vakfı’na 25 yıllığına, yıllık 65 bin liradan nasıl tahsis edilebildiğini soracaktım... Yerim az kaldı... Bir başka yazımda ele alırız...
+
Bu arada dün takipçilerim farkındadır “Vali Dr. Akbıyık Ankara’da” başlığı ile şöyle bir paylaşımım olmuştu:
“'Valiler Toplantısı' için Ankara'ya giden Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık Muğla Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz ile birlikte Kültür Turizm Bakanı Nuri Ersoy'u bakanlıkta ziyaret ederek istişarede bulundu. Muğla Valiliği'nden yapılan konuya ilişkin açıklamada "Sayın Vali Dr. İdris Akbıyık Muğla Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’u ziyaret etti. İlimizin 2024 yılı turizminin değerlendirildiği görüşmede Muğla’mıza yapılacak çalışmalar ile Kültür ve Turizm yatırımları istişare edildi.”
İstişare edilen konular arasında “Knidos krizi de var mıydı acaba?” diye düşünürken, dün öğrendik ki Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ta Ankara’daymış. O da Kültür Turizm Bakanı Nuri Ersoy ile istişarede bulunmuş. Tevafuk mu desek...
Milletvekilleri gibi eli boşta gitmemiş, Ahmet Başkan, sayın bakana Milas halısı hediye etmiş...
Başkan Aras da dün sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:
“Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy'u ziyaret ederek Muğla'mızda yaptığımız ve bakanlığımız ile ortak yapabileceğimiz çalışmalar üzerine konuştuk. Altyapı, turizm, tanıtım konularının yanı sıra Dünya Kenti Muğla vizyonumuzu da sayın Bakanımıza aktararak işbirlikleri üzerine görüş alış verişinde bulunduk. Sayın Ersoy'a Milas'ımızın el emeği kilimini ve Muğla'mızın tarihi ve kültürünü yansıtan hediyemizi de takdim ettim.”
Sayın Bakan’a keşke hep birlikte gitselermiş. Kimbilir belki o zaman Ankara’dan Knidos hakkında Yazıköylülere, Datçalılara, Muğlalılara bir müjde bile verebilirlerdi...
Muğla’nın sorunlarının halledilmesinde “çözüm ortağı” olmak bu kadar zor mu bilmiyorum. Böyle bir yola girseler inanının birbirlerine laf çaktıklarında aldıkları alkıştan daha çok alkış alırlar...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Eğer biri sana gülerse ona acıyabilirsin; ama sen ona gülersen kendini asla bağışlama. --Halil Cibran