Evet!...

Net ve açık bir şekilde söylüyorum.

Hayvanlara düşmanlık yaparlar, çevrelerindeki hayvanlara bu yüzden rahat vermeyenler ve rahatsız edenler, cehenneme gitsinler; çünkü orada hiç hayvan olmayacak!...

Her türlü hayvan, bizim hayatımızın bir parçasıdır. Vahşi de olsa, ehlileşmiş de olsa, bütün hayvanlar, herkesin hayatının bir parçasıdır.

Daha önceki yazılarımın birinde de ifade etmiştim galiba. "Ömür" kelimesi tekil bir anlam dile getirirken, "hayat" kelimesi "çoğul bir bütüncül bir anlam taşır. "Hayatım" dediğimiz zaman, ona sadece kendimiz değil, yaşadığımız her ana dolaylı veya doğrudan etkisi olan her şeyden bahsediyoruz demektir. Canlı-cansız her şeyden!...

İşte bu "her şey"in en önemli kesiti, hayvanlardır.

Bütün boyutlarıyla, hayvan hayatımızın en yönlendirici canlısıdır. Elbette buradaki "yönlendiricilik"ten kasıt, gıda olarak faydalanma değil; hayvanların can olma, nefes alıp verme, eşeyli üreme, yavru-gelişkin olma gibi tamamen insanî canlılığa paralel bir olgu sergilemeleridir.

Bu dünyayı ve kâinatı kurgulayan o ilâhî irade, canlı-cansız her şeyi bir bütünlük içinde yaratırken, insanoğluna en yakın tür olarak hayvanları yaratmıştır. O yüzden bu dünyayı diğer canlılarla olduğu gibi hayvanlarla da beraber kullanacak; onların yaşama alanlarını işgal ettiğimiz bilinciyle, "barış içinde birlikte yaşama" becerisini göstereceğiz. Yoksa hayatımız bir yanıyla eksik kalır ve "hayatımız"dan söz ederken fakirleşmiş bir hayattan söz etmiş oluruz.

4 EKİM DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ

Biliyorsunuz, her yıl 4 Ekim günü, Dünya hayvanları Koruma Günü olarak anılır. 1931'de İtalya'da başlayan bu gelenek, son yıllarda dünyanın büyük bir kısmında anılır oldu. 4 Ekim günü Muğla Büyükşehir ve Menteşe Belediyesi de ortak bir Hayvanları Koruma Günü toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda üniversitemiz Veteriner Fakültesinden Doç. Dr. Mehmet Cengiz , Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesinden Doç. Dr. Mehmet Gültekin , hayvan sağlığı ile ilgili birer konuşma yaptılar. Dr. İlknur Özdemir , Vet. HekimAdem Aybey , Vet. HekimFerit Kılıç da birer konuşma yaparak hayvan sağlığı bakımı ve yasal durum hakkında bilgi verdiler. Diğer oturumda 8 grup halinde yuvarlak masa toplantıları yapılıp Muğla özelinde ve genelde neler yapılması gerektiği tartışılıp rapor haline getirildi.

Bu tür toplantıların açılış konuşmaları da önemlidir. Çünkü bu konuşmalarda, yerel yöneticilerin olaya bakışı ifade edilir. Her iki belediye başkanımız da Muğla ve Menteşe'de sokak hayvanlarımızı için yaptıklarını ve amaçlarını dile getirerek bizlerin yüreklerine su serptiler amaaaa!...

İşin bir de "ama"sı var ne yazık ki!...

Sevgili başkanımız Osman Gürün'ün konuşmasının bir bölümünün özeti "sokaklarda hayvan olmasın" idi.

İşte bu olmaz sevgili Başkanım!...

SOKAKLAR HAYVANSIZLAŞTIRILAMAZ

Avrupa'ya özenip sokakları hayvanlardan arındırmak, hayvan sosyalitesini engellemektir ve tabiatine özüne aykırıdır. Sizler sorumlu birer yönetici olarak insanların sağlığını düşünüyorsunuz ama hayvanlar da bu hayatın bir parçası ve oy vermeseler de sizlerin hizmetlerinizden faydalanmak durumundalar. Hatırlarsınız. 3 sene kadar oldu. SGK'nın oradaki taksi durağında 11 tane güvercini şikâyet eden SGK mensupları vardı. İş bize intikal etmiş ve biz de size "Koskocaman Muğla'da 11 tane güvercine yer bulamadıysak, dükkanı kapatalım" diye bir mesaj çekmiştim ve siz derhal olaya müdahale etmiş ve 11 güvercin için gene o taksi durağında güzel bir kuş evi yaptırmıştınız. İşte bu Osman Gürün'ün sokakları kedi ve köpeklerden arındıracağını hiç zannetmiyorum.

KAMPÜS PATİLERİ TOPLULUĞU

Bu yıl 4 Ekim günü, Kampüs Patileri topluluğu, koruma altında olan ve bakıma muhtaç olup Kampüs Doğal Yaşam Parkında bulunan köpeklere tasma takıp kampüsün uygun yerlerinde dolaştırmışlar. Toplumsal duyarlılık için güzel bir faaliyet olmuş.

Ben de her sene olduğu gibi, kampüsteki yemekhane ve kafelerde üçer-beşer dakikalık konuşmalar yaparak hayvanlarla bir ortak yaşama alanı bilincinden ve köpeklerle iletişim dilinden söz edip, kampüsteki fakültelere taşınalı beri 22 yıldır hiçbir hayvan saldırısı yaşanmadığını; kampüsün kedilerle, köpeklerle, güvercinler, tilkiler, kaplumbağalar, kirpiler, gelinciklerle güzel olduğunu anlattım.

***

Gelelim yazımın başlığına.

Elbette "hayvan düşmanları cehenneme gitsin" ifadem bir beddua değil; bir tavsiye cümlesidir. "Madem hayvansız bir yer istiyorsunuz. Size en uygun ter cehennemdir. Çünkü orada hiç hayvan olmayacak" demeye gelir o cümlem; yoksa "cehenneme kadar yolun var" demeye gelmez.