HAMLE İLE MESLEKTE AYNI YAŞTAYIZ...

Hamle 48. yaşını doldurdu...

İlk yerel gazeteciliğim İlkadım Gazetesi’nde başlamıştır. 1980...

İlkadım’ın sahibi Tufan Doğu aynı zamanda Cumhuriyet’in Muğla Temsilcisiydi... Aynı yıl Cumhuriyet gazetesinin temsilciliğini de almıştım. Hamle 3 yıl önce kurulmuştu. 1977...

Rahmetli Hacı Hüseyin Nizamoğlu Hamle’de, ben İlkadım’da karşılıklı az atışmadık...

İlkadım gazetesi bugün kapalı. İlkinde benim yüzümden kapanmıştı. 1983...

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin ardından faşizm süreci devam ederken kaleme aldığım “Hamlar Eriyor, Şimdi Turşu Zamanı” adını taşıyan Faşist Şili Devlet Başkanı Pinoşe (Pinochet) ile ilgili bir “5 hıyar” fıkrası yazmıştım. Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkeme Savcısı kararı ile yazımın yayımlandığı gazete nüshası toplatılırken, önce gözaltına alındım, sonra tutuklandım. 1982...

Aradan geçen 2 ay sonra serbest bırakıldım ve Yazıişleri Müdürü Nurten Doğu ile birlikte tutuksuz yargılanmam 1 yıl sürdü. Askeri Mahkeme İlkadım gazetesini 3 ay kapatırken beni de 1 yıl 8 ay 10 gün hapis ve 1 yıl da denetimli serbestlikle cezalandırdı. 1983...

Aynı yıl hepsi rahmetli oldu, Abdi İpekçi, Aziz Nesin ve Uğur Mumcu ile birlikte ÇGD (Çağdaş Gazeteciler Derneği) tarafından ‘fıkra dalında’ Yılın Gazetecisi seçilmiştim...

İlkadım maceramı milat alırsak ben de meslekte 44 yılı geride bırakmış bulunuyorum..

Tabii ben gazeteciliğe Lise son sınıf öğrencisiyken Tercüman gazetesi muhabirliği ile başladım. 1977...

Tercüman’ı milat alırsak Hamle ile aynı yaştayız. 49...

+

Ve ben neredeyse 24 yıldır Hamle’deyim. Kadere bak...

Hamle emekliliğimden sonra “bağımsızlığımı” koruyarak meslekte en uzun kalem oynattığım kurum oldu.

Muğla basınının iki köklü temsilcisinden biri olan Hamle, 21 Şubat 1977’de başladığı yayın hayatında 48 yılı geride bıraktı. Yayıncılıkta “bağımsızlığının” yanında “tarafsız ve ilkeli habercilik anlayışını” koruyan ve yazarlarına müdahalede bulunmayan Hamle, Muğla’nın gözü, kulağı ve sözcüsü olmanın yanında “vicdanı” olmaya da özen göstermeye devam ediyor.

Bu bana da gurur veriyor.

Hamle’yi “gazeteden takip etmeye devam edenler” bugün ellerinde 14 bin 658. sayısını tutuyorlar.

Yaşam tabii sayılardan ibaret de değil... Yaşama Hamle’de bu köşeden dokunduğumun ve okunduğumun farkındayım. Hamlecileri ve bu köşenin takipçilerini kutlarlarken, Tufan Doğu’nun, Nurten Doğu’nun, İlhan Selçuk’un yanında başta Hacı Hüseyin Nizamoğlu olmak üzere Hamle kurucularına rahmet diliyorum mekanları cennet, ruhları şad olsun. Yaşayan tek kurucu Seyfi Terzibaşoğlu’na da uzun ömürler dilerim...

+

Hafta sonunda Muğla il merkezi Sağlık Bakanlığı’nın Menteşe Devlet Hastanesi paylaşımı ile sarsıldı.

Sağlık Bakanlığı’nın X hesabından yapılan paylaşımda özetle şöyle deniliyordu:

Muğla Menteşe Devlet Hastanesi binalarıyla ilgili medyaya yansıyan iddialar titizlikle incelenmiş olup, Sayın Bakanımız Kemal Memişoğlu tarafından hastanenin deprem riski taşıyan ve güçlendirmeye uygun olmayan bloklarının boşaltılması talimatı verilmiştir.

Hafta sonunda Cuma, Cumartesi günü üst üste iki yazı yazdım. Ne yerelden ne genelden tık yok...

Pek çok sorunun yer aldığı ikinci yazımın altına bu köşenin sıkı takipçilerinden Mustafa Sertbaş da “Bir soru da ben sorayım!!!” diyerek şu sorgulamayı yapmış:

Depreme dayanıklılık Raporları ne kadar güvenilir? Evet eski bina, evet sonradan çıkarılan deprem yönetmeliğine uygun değil. Böyle bakılırsa o tarihten bu yana gelen eski binaların hepsinin yıkımı icap eder! O nedenle bu raporları iyi irdelemek gerek... Teknik olarak geçmişten gelen yapılar Deprem Yönetmeliğinde istenilen dayanıklılığı bünyesinde barındırmaz, ancak bu demek değildir ki o günün koşullarında yapılan binalar yıkılır... Nitekim geçmişten günümüze bir çok depreme rağmen bir tek taşı bile yerinden oynamamış onca bina olmasın... O raporların da ucundan bir irdelenmesinde fayda vardır diye düşünüyorum. Daha açık soralım, ısmarlama raporlama yapılır mı?

MHP Muğla İl Kadın Kolları önceki Başkanlarından Ferrah Soydan da şöyle yazdı:

Özcan bey madem Menteşe Devlet Hastanesi yıkılacak, yerine merkezde hastane yapılmalı. Şuda bir gerçek ki yeni yapılan hangisi dayanıklı depremlerde gördük. Kağıttan kule gibi yıkılırlarken eski binalara bir şey olmadı. Bu rapor neye göre kime göre veriliyor tartışılır. Lakin hangi partinin hangi milletvekili olursa olsun maksat Muğla’ysa çaba göstermeli ve yıkılan hastane yerine hastane yapılmalı.

Ne yalan söyleyeyim benzer sorgulamayı zaman zaman ben de yapıyorum. Siz yapmıyor musunuz?

+

DEPREM RAPORLARINI KİM TALEP EDİYOR?

Bu “Depreme Dayanıksız” raporları farkında mısınız ardı ardına gelir oldu.

Duyumlarımıza göre raporlar genellikle Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden geliyor. Eskiden Pamukkale Üniversitesinden alınırdı.

Raporları nereden alındı bilmiyorum, ama bildiğim kadarıyla Menteşe’de hepsi Anadolu lisesi haline gelen eski Ticaret Lisesi ile İmam Hatip Lisesi ve Endüstri Meslek Lisesinde “güçlendirme” yapıldı. Bazı okullar yıkılıp yeniden yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bazı konularda tartışılıyor, ama bu konuda çok iyi... Sağlık Bakanlığı kurum binalarının depreme karşı performansı dahil her konuda tartışılıyor.

Muğla İl Turizm Müdürlüğü ve eski Bayındırlık Hizmet binası ile kapanan İl Özel İdaresi binası (Büyükşehir 1 Nolu Hizmet Binası) ve ardından Mustafa Muğlalı İş Hanı ile ilgili “deprem performanslarının olumsuz olduğuna” dair raporlar ortaya çıktı.

Hadi Milli Eğitim kendi yaptırıyor, bu yapılarla ilgili “performans ölçümünü” kim neden yaptırmış olabilir?

+

TARİHİ YAPILAR YIKILACAK MI?!

Çok merak ediyorum;

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili birimi Muğlalıların “Koca Mektep” dedikleri ve bugün Muğla Olgunlaşma Enstitüsü olarak kullanılan eski Turgutreis Lisesi ve bugün Muğla Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi olarak kullanılan tarihi Halk Evi binası ile her ikisi de tarihi olan Menteşe Atatürk İlkokulu ve Kocamustafendi İlkokulu binalarının performans ölçümlerini de yaptırmasında yarar var.

Allah muhafaza, içinde öğrenciler ile bir yıkıcı deprem olsa felaket olur...

Hatta Muğla’nın tescilli yapılarından Valilik hizmet binası, Vali Konağı, Menteşe Belediyesi Başkanlık binası ve Büyükşehir Belediyesi Başkanlık binası performansları da ölçtürülmeli...

Gerçekten çok merak ediyorum, bu tarihi yapıların deprem performansları “olumsuz” bulunursa ne olacak?

O zaman hepsi yıkılır, tarih yok edilir mi?

+

HAYIRSEVERLERİN ADLARI DA MI “TAHLİYE” EDİLECEK?!

Bu konuda sorulabilecek çok soru var. Ne var ki Menteşe Devlet Hastanesi ile ilgili sorulara yanıt verebilen yok.

Cuma günü İzmir’den Şükrü Genç aradı. Tanıyanlar olacaktır. Türdü İlköğretim Okulu’ndan emekli eğitimci. Eşinin memleketi İzmir’de yaşıyor, tek başına...

İsmail Saymaz’ın yazısından öğrendik. Hastanede tadilat yapılırken, Bakanlık’tan “güçlendirme” için gönderilen 800 bin TL ile hastane boyanmış... Biz boya badana gibi işlerin Muğlalı hayırseverlerin katkılarıyla yapıldığını sanıyorduk. Hatta onlardan bazılarına Hamle’nin Binali Yıldırım’ın da katıldığı Yılın EN’leri ödül töreninde Genç Ailesine de “Yılın Hayırseveri” ödülü vermiştik.

Çünkü o sene Şükrü Genç’in sevgili eşi Hesna Hanım vefat etmişti ve Şükrü Hocam eşinin hayır için bir kenara ayırdığı parayı hastaneye bağışlamıştı... O bağışçılardan biri de yakın zamanda kaybettiğimiz rahmetli Dr. Fevzi Koçer’in eşi Afet Koçer olmuştu...

AK Parti 22. Dönem Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu da Ameliyathane Servisini üstlenmişti. Bunun için Muğla Valiliği’nde Vali Esengül Civelek ile Terzibaşıoğlu arasında bir protokol bile yapılmıştı. O protokol sırasında hastanede incelemelerde bulunduğunu anlatan dönemin Muğla Valisi Esengül Civelek, “Eski hastanenin bakımı, onarımı değil de sanki yeni bir hastane inşa ediliyor. Mükemmel bir yatırım gerçekleştiriliyor. Sayın milletvekilimiz hastanemizin tadilat tamirat bakım işlerini bağış olarak gerçekleştiriyor. Bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz.” demişti.

Şimdi o Esengül Hanımın da vurguladığı gibi adeta yeniden inşa edilen hastane kapatılıyor...

Peki o 100’e yakın hayırseverlerin adları nerede yaşatılacak?

---------------                 ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Açık söz yerin dibine batsın! Ne belalı şeymiş doğruyu söylemek! --Molière