Değerli dostlarım; birkaç haftadır İlçem Ula da ki yaşanılan ve görülen bit takım eksik ve aksaklıkları dile getiren yazılarımla huzurunuza çıkıyorum. Bugünde devam edeceğim. Zira bahsettiğim her iki konuda da herhangi bir çalışma yok yada bir değişiklik yok. Onun içindir ki konuyu okurlarım ve takipçilerim tekrar tekrar gündeme getirmemi talep ettiler. Zira okurlarım ve takipçilerimin isteği, benim için olmazsa olmazımdır. Yazdığınız/ düzenlediğiniz yazı eğer okunuyor ve takip ediliyorsa okurlarımızın isteği başımızın tacıdır diye düşünürüm.
1939 Model /1939 yılında hizmete alınan İlçem Ulanın tek ilkokulu ve ortaokulunun öğretim ve eğitim sezonunda öğrencilerin sabah girişi, öğleyin ara teneffüslerindeki hareketler ve akşam üzeri öğrencilerin evlerine dönmesi esnasındaki trafik sıkıntısını haftalardır gündemde tutmaya devam ediyorum. Zira Ula’da ki tek okul bir adet /tek olan ana caddeye doğrudan bağlı olduğu için gerek öğrenciler gerek öğrenci velileri için oldukça sıkıntılı günler geçmektedir. Çok acil tedbir alınmalıdır. Mutlaka kaza olsun/yada kazaya karışılsın öyle tedbir alırız mantığı var mıdır bilemem ama durum oldukça vahim. Geçen hafta ki yazım da saat saat olan biteni izah ettim. Bugün bir başka yaşanılan olayı gündeme getirerek yaşanılan ve yaşadığımız olayı güçlendirmeye çalışacağım. Gerçi gerçek olan yaşanılan bir olaylar zincirinin güçlendirmeye gerek yok amma nedendir olaylar hiç değişmiyor/sıkıntılar aynen devam ediyor, hiçbir değişiklik gözlemlenmiyor.
İlçem Ula’nın girişi anlamında tek bir caddesi vardır. Başta bahsettiğim ilkokul ve ortaokul olmak üzere işyerleri de bu cadde üzerindedir. Gerek yaya ve gerekse taşıt trafiği bu cadde üzerinde cereyan etmektedir. Kaymakamlık binasından sonra Ula’ya gidiş yönünde Tarım Kredi Kooperatifi binasından sonra her iki okulun ihate duvarının yanında “Park alanı’” ihdas edilmiş durumdadır. İster devamlı olsun isterse işi için Ula ya gelenlerin araçları bahsettiğim caddenin okula yapıştığı yerlerin tamamında park alanı olması hangi akıl tutulması ile yapılmıştır halen bilinmemektedir. Zira orada bırakılan araçlar gün boyu hiç alınmamakta yerlerinden kaldırılmamaktadır. Durum böyle olunca hareket halindeki araçlar ile sabah/öğleyin ve akşamüzeri öğrencilerin velileri ellerinde ne var ise (bisiklet-elektrikli bisiklet-otomobil) her türlü nakil vasıtaları ile caddeyi doldurmaktadırlar. Caddede zaten zar zor ilerleyen trafik sıkışıyor /durma noktasına geliyor ve araç aralarından öğrenci ve veliler zor anlar yaşayarak evlerine ulaşma bahtiyarlığına erişmektedirler. Günü böyle geçiren öğrenci ve veliler için gelecek gün de ayni, ertesi gün de ayni devam edip gidiyor. Şimdiye kadar herhangi bir kazanın yaşanmaması sağ olsunlar trafik polislerimizin canhıraş biçimde mücadele sonucu yaşanmamıştır her hangi bir kaza. İlçem Ulanın nüfusu arttı. Ciddi ciddi göç alıyor ve almaya da devam ediyor. Daha önce İlkokulda şube sayısı 2 adet olmasına rağmen bugünlerde en az üç şube var olduğunu da düşünürsek okulun kapısı da ana caddeye bağlanıyorsa mutlaka bir çözüm yolu aramamız ve bulmamız hem insan sağlığı hem de trafik sağlığı bakımından önümüzde “’Sıkıntı’” duruyor.
Yazımlarımda ki ikinci konu da camii-cemaat ve cami görevlileri arasındaki uyuşmazlık ve görevlilerin görevlerini layıkı (tam istenilen) gibi yapmadıklarını dile getirdim ve yetkililerden de bilgi alarak kamu oyunu aydınlatmaya devam ettim. Geçen yazımda İlçem Ulanın tek kubbeli ve merkez camii olan Yeni Koçarlı Camimizin İmam Hatip kadrosunda bulunan görevlinin ‘Tayinen’ boşaldığı bilgisini paylaşarak merkez caminin tek görevli ile idare edilmeyeceği ve diğer camilerin görevlilerinden yardım alındığını ilçe Müftümüz ile bir sohbetten öğrenmiştim. Yazımı okuyan birkaç okurum bana telefon ile Yeni Koçarlı Caminin İmam Hatip Kadrosu boş olmadığını, eğer boş olduğu internet ortamında yada yasal olarak duyurulursa bahsedilen camiye görevli olarak tayin/nakil isteyeceklerini ifade ettiler. Bendeniz o kadar araştırmaya kendimi mezun görmüyorum. Zira bu işin İlçe de İlçe Müftülüğü, İller de İl Müftülüğü ve Ankara’da da Diyanet İşleri Başkanlığımız görev yapmaktadırlar.
İlçem Ula’da daha önceki yazılarımda gözlemlediğim gibi cami görevlileri ile cemaat arasındaki görülen uyum oldukça önemli görüyorum. Zira insanlar; camilere sağlıklı/temiz ve huzur içinde ibadet etmek için gelirler. Eğer cami görevlileri camiyi ezan vaktinden en az on dakika önce açmazlarsa, caminin görevlisi bir gün başka bir vakit başka olursa cemaat ister istemez strese girer ve dedi kodu yapmaya başlar. Yada camiyi değiştirme zorunda kalır. Değiştirdiği camide de aynı konular yaşanırsa ki yaşanıyor o zaman kamuoyunu bilgilendirecek ve takip edilecek yolları deniyor cemaat insanları .
Kabe – i Muazzama’nın şubesi olan camilerimizde bu şekilde ibadet için gelen yaşları 40-50-60-70 olan kişileri üzmek kimsenin hakkı da haddi de değildir. Camiler ibadet edilecek mahallerdir. Dinimizde kutsallıkları vardır. Mübarek yerlerdir. Cami görevlileri de buraları işyeri gibi görmemeleri gerekmektedir.
Son defa naçizane bir uyarım vardır bu görevlilere. 2003 yılından önceki durumunuzu bilenlerdenim. 2003 yılından sonra gerek maaş durumlarınız ve gerekse özlük haklarınız değiştirildi ve ikinci bir iş yapmanız engellendi. Lütfen çok özel işiniz yok ise haftalık izinlerinizi kullanmayabilirsiniz. Tabii olağanüstü sağlık durumları ayrı değerlendirilir. Ancak tüm bunlara rağmen görevini layıkı vechile yapan kardeşlere de selam, saygı ve hürmet ile görevlerinde başarılar temenni ediyorum .
Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız...