Geçenhafta güven meselesi ve kişilerin güvenlik ihtiyacına dair konularla güvenbunalımına bir giriş yapmış, "Kime güvenebileceğiz?" sorusuna cevaparamıştık. Bu hafta ise güven bunalımının kurumsal boyutunu ele almayaçalışacağız.

Güvenlikihtiyacını kişisel, ekonomik, sağlık ve psikolojik olarak sınıflayabiliriz.Bunlardan psikolojik güvensizlik, çoğu zaman çatışmalara kadar varanhuzursuzluğun kaynağı olabiliyor. Bu nedenle kurumsal ilişkiler başta olmaküzere ciddi bir güven bunalımı yaşıyoruz. Öyle ki bazı yöneticilerilişkilerinde güveni esas alırken, bazı yöneticiler toptan güvenmemeyi tercihediyor. "Ben kimseye güvenmek zorundadeğilim. Herkes güvenilir olduğunu bana ispatlasın." diyebiliyor. Buyöneticilerin aradığı güven ise çalışanların her ne şekilde olursa olsunkendisine koşulsuz itaat etmesi, yani konformizm.

İşortamındaki güvensizliği ve buna bağlı yaşanan huzursuzluğu en azaindirebilmenin yolu ise en azından güveni sabote eden bir durumlakarşılaşıncaya kadar birbirimize güvenebilmekten geçiyor.

Peki,bu güvensizliğin altında yatan nedenler neler olabilir?

Önceliklebilgisine, yeteneğine ve yöneticiliğine güvenmeyenler başkalarına güvenemiyor.Hak etmediği bir pozisyonda bulunanlar, birtakım ilişkileri kullanarak oradakalmaya çalışanlar başkalarına güvenemiyor.

Sahtekimlikle dolaşanlar kimseye güvenemiyor. Göstermeye çalıştığından farklı birkişiliğe sahip olan, söylemlerinin aksine başka hesaplar peşinde olan ve ortayaçıkmasından korktuğu birtakım ilişkileri olanlar etrafındakilere güvenemiyor.

Değişimekapalı olanlar, tüm zırhını kuşanarak mevcut halini korumak isteyenler, riskalmaktan korkanlar kimseye güvenemiyor. Var olana sahip çıkma endişesi ve "Benbiliyorum." havası değişimin önüne geçiyor. Zayıflığının ortaya çıkmasındankorkanlar, güvenmemeyi tercih ediyor.

Özgüveneksikliği olanlar da güven problemleri yaşıyor. Bu güçsüzlük hissi kişiyisavunmaya, kendisini korumaya almaya yöneltiyor. Onlar, etrafında gördüğü herhareketlilik ile kabuğuna çekilip kendini korumaya alan kaplumbağalar gibietrafını kollamaktan yol alamıyor.

Dahaönce başından geçen olayların kurbanı olan kişilerde herkese ve her şeye karşıbir güvensizlik oluşuyor. Kurban olmakla öğrenci olmak arasındaki ayırımıyapamayanlar, geçici rahatlamanın cazibesine kapılıyor ve olayların sadecekaranlık yüzünü görüyor. Saklanmak için girdiği mağaranın derinliklerindekayboldukça da "Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin." diyerekkendisini teselli ediyor.

Yaşanangüvensizliğin nedeni her ne olursa olsun, sonuç aynı yere varıyor: Kendinikorumak amacıyla kılıçları kuşanmak ve sonrasında huzursuzluk ve çatışma. Oysaher kim olursa olsun, insanın kendini güvende hissedebilmesinin yolu, önceliklekendisinin güvenilir olmasından, yani dürüstlükten geçiyor. Çünkü güven;başkasından alınabilen değil, kişide var olan ve başkalarıyla paylaşılabilenbir his.

Bunedenle; yapıp ettikleri ile söylemleri uyuşmayan, yetimin hakkı edebiyatıyapıp gece gündüz biriktirme telaşıyla seğirten, iş ilişkisi içinde olduğuinsanlarla maddi ilişkiler kuran, yalan söyleyen, yemin eden insanların güvendeolabilmek için öncelikle yolunu değiştirmesi gerekiyor.

Süreklihesap yaparak kendini güvene almaya çalışanların, işle ilgili konularda yaptığıküçük hesapların arkasına büyük şahsi hesaplarını gizleyenlerin hesabınıdeğiştirmesi gerekiyor.

Herşeyi bildiğini iddia edenlerin, kitap okumayı ve eğitime ayrılan zamanıgereksiz görenlerin, öğrenmekten, değişmekten, hayatın öğrencisi olmaktankorkanların tercihlerini değiştirmesi gerekiyor.

Oluşturduğukorku çemberinin sağladığı sahte güvenlik hissinin, zamanla korkuyadönüşmesiyle korkularına esir düşenlerin kafalarını değiştirmesi gerekiyor.

Güvenbunalımından kurtulmanın yolu; hesap yapmayı ve kontrol etmeyi bırakmaktangeçiyor.

Güvensizliğinesaretinden kurtulmanın yolu; dürüst olmak ve kendine güvenmekten geçiyor.Çünkü kendine güvenemeyen, kimseye güvenemiyor.

Bayramdansonra da kurumsal ilişkilerinde güven bunalımı yaşayanların acınası hallerindenbahsederek güven meselesini bitirelim inşallah.

22.07.2020