Hepimiz birbirimizegüvenebilmek ve kendimizi güvende hissedebilmek istiyoruz. Çünkü güvenlikihtiyacı, ihtiyaçlar hiyerarşisinin ikinci sırasında yer alıyor.

Diğer taraftan güven, bütünilişkilerin zemininde yer alıyor. Bu zeminin sağlamlığı aynı zamandailişkilerin sağlığının da bir koşuludur. Günümüzde ise sağlam bir güventemelinde yükselen ilişkilere duyulan özlem giderek artıyor.

Kimimiz eşine, kimimizkomşusuna, kimimiz ortağına, kimimiz mesai arkadaşına, kimimiz yöneticisinegüvenmiyor. Toplum olarak güven açığımız hızla büyüyor, bu açık da yaşamımızıher yönüyle tehdit ediyor.

Giderek zayıflayan güvenhissi, insanları farklı tepkilere ve garip alışkanlıklara yöneltiyor. Hemen hervesileyle bireyselleşme, başkalarını suçlama, birilerini kınama, her şeyeöfkelenme, her fırsatta cezalandırma yoluyla kendimizi rahatlatmaya,güvenliğimizi sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü kimseye güvenmiyoruz. Güven hissimizgiderek zayıflıyor.

Bu savunma mekanizması vegeçici rahatlama yöntemleri işe yarar mı bilinmez ama görünen manzara şu:Herkes güvenini boşa çıkaran bir durumla karşılaşıncaya, yani daha açık birifadeyle kendisine dokunuluncaya kadar güveni bir mesele olarak görmüyor. Nezaman ki güvenini kırıp döken bir durumla karşı karşıya kalırsa, o zaman güvenigündemine alıyor.

Diğer taraftan savunmamekanizmamız geliştikçe egomuz daha fazla cilalanıyor. Geçici rahatlamayöntemleri alışkanlık haline getirilince kişi kendini hayatın, ilişkilerin,işin merkezine alıyor. Merkezde kendine daha güvenli bir alan oluşturuyor.Alışık olduğu kişi, durum, tavır ve davranışlar ona kendisini güvendehissettiriyor.

Ne yazık ki, bu güvensizlikdurumu giderek durgun suyun kokuşması gibi ilişkilerin tadını kaçırıyor ve ogüvenli alan mikrop yuvasına dönüşüyor. İşi, ilişkileri, huzuru, yaşamızehirleyen bu mikrop zamanla zihnin ve gönlün hastalanmasına neden oluyor.Hislerimiz uyuşuyor, duygular yara alıyor. İyiyi, güzeli, mutluluğu hissedemezoluyoruz.

Güvensizliğin faturası önceilişkilere kesiliyor. Güvenemeyince uzun süreli ilişkilerden korkuyor, geçici ilişkilere sığınıyoruz. Bugün iyi olanyarın kötü, bugün yakın olan yarın uzak, bugün dost olan kısa süre sonrahayırsız(!) oluveriyor.

Peki güven nerede? Kimegüvenebileceğiz?

Güventemel... Güven temelde... Güven en temelde yani içimizde...

İnsanınkendini güvende hissedebilmesi, öncelikle etrafındakilere güvenebilmesindengeçiyor. Çünkü güven; başkasından alınabilen değil, kişide var olan vebaşkalarıyla paylaşılabilen bir his.

Güvensizliğinkişiden kaynaklanan nedenleri olduğu gibi muhataptan kaynaklanan nedenleri deolabilir. Güven bunalımını aşmak için kişinin kendisine güvenmesinin yeterliolmadığı gibi muhatabına güvenmesi de yeterli olmayabilir. Güven meselesi, çokfarklı yönlerden ele alınması gereken, birçok açıdan değerlendirilmesi gerekenbir mesele. Ancak bütün bunların başlangıç noktası kişinin kendisi. Bu nedenleilişkilerin temeli olan güvenin harcı dürüstlük ile karılmalı, özeleştiri ilecilalanmalı.

Sosyalyaşamda ve iş hayatında huzurlu bir ortamının ve sürdürülebilir bir ilişkininyolu, güven düzeyi yüksek bir ilişkinin varlığından geçiyor. Çünkü güven,birçok boşluğu doldurabilen; kişilerin niyet, ilişki, davranış, çalışma,motivasyon ve huzuruna olumlu bir katkı sağlayan psikolojik bir durum.

Başkalarınıkırmamak, birilerinin onayını almak, şahsi bir menfaat elde etmek, kendisiniöne çıkarmak gibi bir gizli niyet taşımadan; bir şeyleri gizleme ihtiyacıduymadan, bir şeylere inandırma gayesi olmadan, sözlerin arkasında başkacaanlam arayışına girmeden, niyet okumadan açık ve dürüst olmak bu güveningereği. Bu anlamda herkes ilişkinin başında bu açık ve dürüst iletişimi tercihedenlere güvenmek durumunda. En azından güven kırıcı bir durum ilekarşılaşıncaya kadar insanlara güvenmek durumunda. Aksi durumda ihtimaller veşüpheler üzerinden insanlara önyargıyla yaklaşmak, her durumda onlarıngüvenlerini sorgulamak ve başkalarının ağzına bakarak tavır ve karar almak;ilişkilerin temeline dinamit döşemekten farksızdır.

Haftaya da güvensizliğin nedenlerive kurumsal ilişkilerde yaşanan güven bunalımları ile devam edelim.

15.07.2020