Muğla Büyükşehir Belediyesi geçen yılın son aylarına pek çok önemli toplantılar sığdırdı.

Bazılarından haberimiz oldu, bazılarından olmadı... O toplantılardan biri de “Turizm Araştırma ve Strateji Geliştirme Platform Toplantısı” idi... Önemli bir toplantı. Ele almaya zaman olmadı. Başka ele alamadıklarımız da var. Zaman buldukça bakacağız.

Yeni yıla girerken Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Muğla Basını ile buluşması olmadı, ama o buluşmayı erkende olsa geçen Kasım ayında Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Menteşe Kültür Evi’nde düzenlediği basın kahvaltısında gerçekleştirdi. Başkan Köksal, kahvaltıda geçen 8 aylık görev süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken söze Turizm Araştırma ve Strateji Geliştirme Platform Toplantısının önemine değinerek şöyle demişti;

Muğla’nın kıyı ilçeleri deniz, kum, güneş turizmi ile öne çıkarken, Muğla’nın merkez ilçesi Menteşe’yi de müziği ile gastronomisiyle yani somut olmayan kültürel mirası ile ön plana çıkarma çalışmaları var. Ama bizim Karabağlar Yaylamız, Doğal Sit Alanlarımız da var. Menteşe’deki hazinenin herkes farkında. Burada kalabalık turist kafilelerinin yemek yiyebilecekleri bir alana ihtiyaç duyuluyor. Bunu geliştireceğiz, çünkü gastronomi çok önemli.

+

Evet gastronomi çok önemli, çünkü yemekten başka bir şey düşünemez hale geldik!!!

Daha önce bu konuyu ele aldığım bir yazımda “Menteşe Müziği diye bir şey var mı?” diye sormuştum. Bu sorunun yanıtını başlı başına ele almakta yarar var.

“Turizm Araştırma ve Strateji Geliştirme Platform Toplantısı”nda “çevre ve görüntü kirliliği” de ele alındı mı bilmiyorum. Belki de ele alınmıştır. Önemli...

“Dünya Kenti” olma iddiasındaki Muğla’nın bir “Turizmde Estetik anlayışı” da olmalı değil mi?

Aklıma Gonca Köksal Başkanın yerel seçimdeki “yazılı vaatleri” geldi... Aslında o zaman çok elle tutulur projesi yoktu, ama vaatleri arasında yer alan “Estetik Komisyonu” kuracaklarına dair vaatleri beni heyecanlandırmıştı.

Ki bu Gonca Köksal Başkanı sadece Menteşe’de değil, il genelinde tüm başkan adaylarından en azından benim için farklı kılıyordu...

Gonca Köksal Başkan iki ay sonra 31 Mart’ta başkanlıkta bir yılını tamamlamış olacak. Ancak hala o “Estetik Komisyonu” kurulmuş değil...

+

Tabii “estetikten” bir “şehir estetiğinden” ne anladığınız da önemlidir.

Başkan Köksal o vaadini ortaya koyarken, “Estetik Komisyonu” hakkında detay vermemişti. Kimse de kastedilenin ne olduğunu sormamıştı. O yüzden şimdi çıkıp, “Abartmışsınız. Ben böyle bir komisyondan söz ederken, sizlerin aklından geçenleri kastetmemiştim. Çok da önemli değil, kurmasak da olur.” da diyebilir...!

Aklıma Gökova Körfezi’ndeki kıyı yapılaşması geldi. Nail Çakırhan’ın Akyaka’da yarattığı “estetiği” ne kadar koruyabiliyoruz? Gökova Körfezi’nin Çınar-Akbük kıyılarında yaşanan yapılaşma estetik mi?

Elbette Akyaka’nın sorumluluğu Menteşe Belediyesi ve Menteşe Kaymakamlığında değil, Ula Belediye Başkanlığı ve Ula Kaymakamlığı sorumluluğundadır. Ancak Akbük ve sanırım Turnalı sahillerinin sorumluluğu Menteşe Belediyesi ile Menteşe Kaymakamlığındadır...

Aslına bakılırsa hepsi Muğla Valiliği ve Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’ndadır... Muğla Valiliğinden kastım da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüdür...

+

Başkan Köksal o kahvaltıda artık nasıl açacaklarsa Karamuğla Deresi’ni açmaktan söz ederken, “ Türkiye’nin ilk koruma amaçlı imar planı yapılan bir şehirdeyiz. Bu hafıza, bu bilgi, malzeme biz de var. Bunu parlatacağız. Arasta’daki sokak isimlerine kadar bir planlama yapıyoruz. Bizim bu dönemde Muğla’ya Menteşe’ye yapacağımız en önemli katkı bu olacak zaten. Başka bir çehre oluşturmamız lazım.” demişti ve ben o “çehrenin” nasıl bir çehre olacağını da çok merak etmiştim...

Sizler o çehreyi merak etmediniz mi?

Nedense o günden beri başta Menteşe Kent Konseyi ve Mimarlar Odası olmak üzere kimsenin bu toplantıyı tartıştığı yok... Belki bir yerlerde tartışıyorlardır da biz farkında değilizdir...

Mesela o toplantıda Başkan Köksal, Gökova Körfezi’ndeki Akbük için “Akbük’ü ancak koruma imar planı ile koruyabiliriz.”, derken körfezde Ula ve Menteşe sınırlarında ortaya çıkan “Çınar Tenekeli Mahallesi” için de bir gazetecinin sorusu üzerine “22 A Uygulaması ile şu merkezdeki herkesin parsellerinin ufak tefek değişebileceği anlamına geliyor. Kadastro böyle bir çalışma başlattı. Yani sizin parseliniz buradayken yarın öbür gün biraz kayabilir. Dolayısıyla biz de ruhsat verirken kadastro ile devamlı işletişim halinde oluyoruz. Bu uygulamada mevcut binalara dokunulmayacak.” dediğini görüyoruz.

O günden beri kimse de çıkıp, “O mevcut binalar kime ait? Neden dokunmayacaksınız?” diye sormadı...

+

Başkan Köksal’ın o kahvaltısı üzerine çok soru sorulabilir... Mesela “Akbük ve Turnalı’yı yapılaşmaya mı açacaksınız?” diye sormak mümkün. Öteki soruları soran meslektaşlarımın aklına nedense gelmemiş...

Allah aşkına hiç yapılaşma olmaması gereken bir yerde “Kaçak yapılaşmanın” önlemi, orayı “imarlı yapılaşmaya” açmak mıdır?

Başkan Köksal bir “Şehir Plancısı” olarak kendisi de bilir, “22 A Uygulaması” da zaman alan bir uygulamadır. Bu “22 A Uygulaması” o “Tenekeli Mahalle”deki 50’ye yakın gece kondunun yıkımını geciktirmek anlamına gelmez mi?

Hem bu arada bir “İmar Affı” da çıkarsa o kaçak kondular Akbük’teki gibi affa uğramaz mı?

Ki bu günlerde her yerde yeni bir İmar Affı beklentisi de var!

Benim asıl anlayamadığım bu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün yetkileri “kaçağı belirlemekle” sınırlı mıdır? Yıkım yetkisi yok mudur? Varsa yetkisini Tenekeli Mahalle’de neden kullanmıyor?

Ne yalan söyleyeyim, o kahvaltıda Başkan Köksal’ı bu konularda konuşturan meslektaşlarımı çok merak ediyorum...

+

Başkan Köksal’ın “Estetik Komisyonu” ile ilgili yazımı yazmaya başladığımda, “Bu konuda o basın kahvaltısında bir şey söylemiş olabilir mi?” diye google da gerilere gittiğimde, daha önce gördüğüm haberlerden farklı, oldukça uzun bir haberle karşılaştım. Tam bir “hazine”... Zaman zaman ona dönebilirim. Orada “Çınar Plajı Ula Belediyesi Sınırlarında” ara başlığı altında şöyle yazılıydı:

Başkan Köksal gazetecilerin, Menteşe Kaymakamlığının Akyaka’daki mücavir alanlar ile ilgili yaptığı çalışmada Çınar plajından sonraki bazı alanların Menteşe Belediyesi’ne ait olduğu ama yanlışlıkla Ula Belediyesi’ne geçtiği ile ilgili sorusuna, ‘Bu çalışma sonlandı. Çınar Plajının bittiği yukarıdan gelen yolla aşağıdaki gelen yol üçgen kesiştiği noktaya kadar sonrası Menteşe Belediyesi’ne ait idi. Ama sonrasında çok küçük bir alanda kaçak yapılaşmanın olduğu bir bölge vardı. Orada da bir sınır karmaşası vardı. Kimse müdahale etmeyince de kaçak yapılaşma da artmış. Biz de bu konu üzerine eğildik. Ula ve Menteşe Belediyesi ile Kaymakamlıklarımız bir araya geldik ve bunun üzerine bir çalışma yaptık. Ula Belediyesi ‘Çınar plajı hep bizdeydi’ dedi. O zaman kaçak yapılaşmayı da ‘ben alayım’ dedi ve gerekli çalışmayı yapıyorlar.’ yanıtını verdi.

Bu satırlarla yazım aldı başını buralara geldi...

+

Bu satırları okuduktan sonra Başkan Köksal’ın “Bu çalışma sonlandı.” dediği konuyu araştırdım.

Gerçekten de Ula'nın İdari Sınırları içerisinde kalan “tenekeli evlerin” üzerinde bulunduğu toprakların tapu kayıtlarında “Menteşe” yazmaktaymış... Bana göre sorunun çözümü gayet basit. Valilik tapuya bir yazı yazıp “düzeltme” isteyecek, o kadar...

Nitekim Başkan Köksal’ın sözünü ettiği gibi, Ula ve Menteşe Belediyesi ile Kaymakamlıkları oldukça ilginç “5 Haziran”dan hemen sonra Ula Belediye Başkanı ve Menteşe Belediye Başkanı kaymakamlarla birlikte idari sınırları netleştirmek üzere bir araya gelmişler. Her iki belediyenin meclisinden ilgili meclis kararları çıkmış. Konu Menteşe Kaymakamlığı aracılığı ile Muğla Valiliği’ne iletilmiş, ama sonuç meçhul... Ulaşamadım...

Meçhul olmayan bir şey varsa o da Gökova Körfezi’nin Turnalı-Çınar sahillerinin Tenekeli Mahallenin yükü altında ezilip tükendiğidir.

Gittim, gördüm fotoğrafladım... İmar yok... Yol yok... Elektrik, su yok... Ama bir mahalle oluşmuş. Su sorununu depolarla çözmüşler. Elektriği nasıl karşılıyorlar anlayamadım. Kimi zahmet etmiş “sızdırmalı” da olsa foseptik kazmış. Kiminde foseptik yok, atık borularını zemine serivermiş...

Burası ÖÇK ve Doğal SİT kararları ile koruma altında... Akbük’te öyleydi... Ki hala Tenekeli Mahalle izlerini taşıyor... Akbük “imar affı” ile yasallaştı! Çınar’ın Tenekeli Mahallesi de af çıkmasını bekliyor olmalı...

Bakarsınız Gonca Başkan bir “Şehir Plancısı” birikim ve deneyimi ile buraların imara açılmasını sağlar, affa bile gerek kalmaz. Hem borçlarımızı öder kara da geçeriz...

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü orada mısın?

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Tıp sanatını ahlaksızlara öğretmeyin. --Hipokrat