A.A. -Nassın eyimin?

- Eyyim gardeşim. Sen nahasın?

A.A. -Hamdolsun. İyiyim valla, çok şükür. Anneler Gününüzü de kutluyoruz.

- Sağol gardeşim.

A.A. -Sağol. Benimde anam köyde beni bekliyor. Bende oraya gidiyorum şimdi sizden sonra.

- Gelcek de memnun etcek deye yolunu gözleyo...

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile Deştin’in ak yazmalı yaşam savunucusu kadınlarından “Şennur teyze” arasında geçen diyalog böyle... Başkan Aras bu diyaloğun kaydını 12 Mayıs Pazar günü hesabından “Şennur teyze özelinde mücadele eden tüm kadınların Anneler Günü'nü kutlarım.” diye paylaştı. “Şennur teyzenin” Başkan Aras’a o sıcacık “Gardeşim” deyişini videodan izlerken çok etkilendim. Başkan Aras’ın hesabından izleyin derim. Ben izlerken 18. Dönem Muğla Milletvekili Musa Gökbel’i anımsadım...

xx xx xx

Musa ağabey uzun zamandır malum hastalığa karşı mücadele veriyor. Çok üzgünüm... Siyasi yaşamında hiç yan yana gelemedik. Yine de karşılıklı sevgimiz saygımız sınırsızdı. En sonunda Osman Gürün’e karşı Oral Karakaya’dan önce efeler gibi aday olduğunda yan yana geldik, ama ne yendik ne yenildik... Ön seçim olsa yenerdik. Ne Deştin ne de Kent Park suçları işlenebilirdi...

Çünkü O öncelikle “halkçıydı” vealnında “Kavga” yazılıydı... “Bu kenti ancak alnında kavga yazanlar koruyabilir” derdi. Bir seferinde “Büyükşehir başkanı olmam halinde gerektiğinde Valiliğin önüne gider  anadan üryan basın toplantısı yaparım. Rezalet çıkarmaktan geri durmam.” demişti.

Sevgili Musa ağabey keşke Ahmet Aras başkanın “... mücadele eden tüm kadınların Anneler Gününü kutlarım.” dediğini duymuş olsaydı... “Ge baken le seni bi, öpen” derdi...

Deştinlilere seslenirken kullandığı “Biz bir şeylere ses çıkarmazsak, bir şeylere itiraz etmezsek gün gelecek artık hiç sesimiz çıkmayacak.”, “Görmeyenlerle mücadele edeceğiz. Görmeyenlere haddini bildireceğiz.” ve “Şu ana kadar yapılan mücadeleniz için sizleri ve tabii ki Deştin Platformuna teşekkür ediyorum. Bizlerde bundan sonra burada sizlerin yanında gerektiğinde eylemsel gerektiğinde hukuksal her türlü mücadeleyi yapmaya hazırız.” ifadeleri duyabilseydi, “Aslanım benim” der, gözleri nemlenmiş gülerek sarılıp Başkan Aras’ın alnından öperdi...

xx xx xx

Başkan Aras hafta sonunda Bayır Hayvan Pazarı’nda hayvan yetiştiricilerini, esnafı, vatandaşları selamladıktan sonra Deştin’e geçip, çevre cinayeti mahallinde incelemelerde bulup, “Şennur Teyzenin” şahsında anneler gününü kutlarken beraberinde Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ve Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal olduğu halde Deştinlileri kutlayıp, teşekkür etmiş...

Çevreciliğini ispatladığını söyleyenler oldu... Bence O’nun bir ispat derdi yok... Deştin’den düpedüz “mesaj” verdi... Ki Bodrum Belediye Başkanlığı’nda ve Osman Gürün ile Bahattin Gümüş’ün Kılıçdaroğlu geldiğinde gitmek zorunda kaldıkları Milas/Akbelen kavgasında ne olup ne olmadığını göstermiştir...

Başkan Aras’ın önceki gün paylaştığı videoda yer alan “Şennur teyze” ile diyaloğu ise şöyle tamamlanıyordu:

A.A. -“Senin o çaban sayesinde bu mücadele daha da güçlendi.

- Gözüm görmeyo gardeşim. Gözüm görmese de bu dünya böle yıkılsın istimeyoz.

A.A. -Biliyorum, biliyorum.

- Gittimiz gadar, elimizden geldi gadar, bi dene fazla olalım deye mücadile devam edelim deye ureşdik.

A.A. -Sağol sağol...

- 2006 dan bere yorulduk ama yorulmadık decez.

A.A. -Hep beraber çözcez. Bu güzelim köylerimizin bu güzel doğamızın tarlalarımızın, zeytinlerimizin yok olmasına göz yumamayız. Bizlerde gereken ne varsa üstümüze düşen yapıcaz.

xx xx xx

Evet, Deştin, çevre ve koruma konusunda Ahmet Aras başkandan yana  tek bir kuşkum yok. Deştin’e ilk kez giden Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal ise bana hala güven vermiyor. Orada Başkan Aras’tan sonra O da konuşmuş. “Binlerce yıl bizi doyurmuş. İşte orman köylülerimiz var aramızda.. Orman doğa, hep ekmişiz biçmişiz, buradan doymuşuz. Bugünlere gelmişiz. Asıl amacımız, toprağımızı, doğamızı mirasımızı, tarihimizi korumaktır. Belediyeler olarak her zaman bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Ahmet Başkanımın dediği gibi bunu kaybettikten sonra hiçbir kıymeti yok. Sermaye bugün burada yarın başka bir yerde olacaktır. Bütün süreçlerde hep birlikte hareket etmeye belediyeler olarak gönüllüyüz. O yüzden buradayız zaten. Bugüne kadar yaptığınız direniş için çalışmalar için çok takdir ediyorum sizi. Bundan sonraki süreçte elimizden ne geliyorsa bu mücadeleyi birlikte yürüteceğiz diyorum.” demiş...

Bizim köylümüz gerçekten çok asil... Biri de çıkıp, “Bizim direnişimizde sen yoktun” dememiş... Zaten onlar orman köylüsü de değiller...

“Efe bırak artık şu takıntıyı” diyenler de olacaktır. Başkan Aras burada yaptığı konuşmada “Sizin yanınızda gerektiğinde eylemsel, gerektiğinde hukuksal her türlü mücadeleyi yapmaya hazırız” diyorsa, kime karşı? Elbette çimentoculara karşı... Ki fotoğraflara bakılınca şantiyede dev vinçlerin bile orada bekletildiği görülüyor! Yakında 3. ÇED ile gelirler... Çünkü buna “teşvik” gibi 1/100 binlik Uygulama İmar Planı orada duruyor ve aynı zamanda dünün İmar Komisyonu Başkanı olan Şehir Plancısı Başkan Gonca Köksal’dan “İmar Planını değiştireceğiz” sözünü duyamıyoruz... Nasıl bırakayım o takıntıyı...

xx xx xx

Bu arada Çimento Fabrikası’na karşı mücadele eden Deştin Çevre Platformu üyelerinin Başkan Aras’tan, 1/5000 ölçekli planın iptali konusuna belediyenin ve platformun hukukçularının çözüm bulması, bölgede ‘zeytinyağı fabrikası kurulması’ talebinde bulunduğu ziyarette, “Biz bir şeylere ses çıkarmaz, itiraz etmezsek gün gelecek artık hiç sesimiz çıkmayacak. O yüzden sizlerin topraklarınıza sahip çıkmanız aslında belki de koca bir memleketi bütün Türkiye'yi kurtaracak. Yani sadece burada değil, Erzincan İliç’te de bir maden uğruna milyonlarca ton toprağın altında şu an cenazeler duruyor. Oradan çıkarılacak 3-5 kuruşluk altın uğruna ne dere kaldı, ne nehir kaldı, ne tepe kaldı, ne dağ kaldı, ne can kaldı, ne de insan kaldı... O yüzden şu anda ülkemizin her köşesinde, yani atalarımızın binlerce yıl kanlarını dökerek sahip oldukları topraklarda şu anda inanın gizli bir işgal yaşanıyor.” diyen Başkan Aras şu ifadelerde bulunmuş:

Topraklarımız savaşsız, mücadelesiz işgal edilmeye çalışılıyor. Kim tarafından? Tabii ki büyük sermaye tarafından. Maalesef köyümüz, tarlamız barkımız, ormanımız her tarafımız maalesef şu anda çok büyük tehlike altında. Muğla'nın belki de yüzde 80'inde, yüzde 68 di en son, maden arama ruhsatı var. Maden olabilir. Maden lazım da olabilir. Ama Muğlamız Türkiye'nin en önemli turizm merkezidir. Tarım kentidir. Yani her şeyi her yerde yapamazsın. Görmeyenlerle mücadele edeceğiz. Görmeyenlere haddini bildireceğiz. Ya arkadaş, bir yer turizm kentiyse, tarım kentiyse orayı ona bırak. Sanayileşmeyi götür başka yerde yap.

xx xx xx

Konuşmasında İtalya'da Toskana Vadisine girildiğinde ne bir fabrikanın, ne bir çimento fabrikasının, ne bir termik santralın görülemeyeceğini, çünkü Toskana Vadisi’nin tarımda İtalya'nın can damarı olduğunu vurgulayan Başkan Aras, “Adamlar orayı koruyorlar, çünkü şu son salgında bile yaşadığımız 2 yıllık süreçte biliyorsunuz gıda krizi yaşandı, gittik Rusya’ya yalvardık bize buğday ver diye.” ifadesinde bulunan Başkan Aras sözlerini şöyle noktalamış:

Siz tarımla uğraşan bu insanları buradan göndermeye çalışıyorsunuz. Burada yapılmak isten çimento fabrikası sadece bir bina değil, aynı zamanda o çimento fabrikasının ihtiyacı olan ham maddeyi çıkaracak belki şimdi 50 dönüm sonra belki 50 milyon dönüm. Veya 1 milyon dönüm. Tamamen o bölgedeki orman, zeytinlik, köy, cami, okul ne varsa yok edip sadece ve sadece ham maddeyi alacak, sonra işim bitti deyip gidecek. Sermaye, bugün burada yarın Amerika’da olur. Yarın Çin’den bulur bunu, öbür gün Rusya’dan bulur. Ama burada hayatı yok olan insanların gidecek başka yeri yok. Biz bu bilinçle yaklaşmak zorundayız konuya. Şu ana kadar yapılan mücadeleniz için sizleri ve tabii ki Deştin Platformuna teşekkür ediyorum. Bizlerde bundan sonra burada sizlerin yanında gerektiğinde eylemsel gerektiğinde hukuksal her türlü mücadeleyi yapmaya hazırız. Bunun için buraya geldik. Yerel yönetimler olarak üzerimize düşeni yapacağız, Hükümetle de görüşeceğiz. Buraya çimento fabrikası yaptırmayacağız.”

xx xx xx

Açıklamalardan anlaşılan “Gerektiğinde kavgaya hazır, ama diyalogdan yana” bir Büyükşehir Başkanımız var...

------------------

GÜNÜN SÖZÜ; Bazen öyle diplomalı insanlar görüyorum ki, içimden bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkündür.--Vedat Türkali