Değerli dostlarım; son bir ay, belki daha da fazla İlçem Ula’da kısa adı TOKİ olan Toplu Konut Kamu İdaresi Başkanlığınca planlanan Konut Üretimi esnasında yaşanan olumsuzluklar hakkında bilgiler paylaşıyorum. Kamuoyunu ilgilendirdiği için İlçem Belediye Meclisinin takınmış olduğu olumsuzlukları gündemde tutmaya gayret ettim. Bizim buralarda mahallî şive ile artık “gabak dadını verdi gari” dedirtmemek için konuyu değiştireceğim. İlçem Ula’da yaşanan bir başka olumsuzlukları yine dile getirmeye devam edeceğim.

Akarca Deresi diye adlandırılan bir akarsu değil, kışları akan bir deremiz mevcuttur. Ta 90’lı yıllardan beri; İlçe Ula’da sağ yelpazeden siyaset yapan arkadaşlarımızın seçim esnasında yapacak oldukları ya da yapmayı planladıkları yatırım ve hizmet alanları içinde bu derenin “ıslah” projesi vardır. Son olarak 2009-2014 dönemi içinde Nadi Şenkal Başkanımızın da böyle bir planlaması var idi ama İlçem Ula’nın daha büyük ve yapılması zorunlu olan yatırım ve hizmetlerinden bu konuya sıra gelememişti. Daha sonra 2018-2023 dönemi içinde Cennet Mekân İsmail Akkaya Başkanımız tarafından planlanan bu proje, İsmail Akkaya Başkanımızdan sonra göreve getirilen Mimar Özay Türkler Başkanımız tarafından ısrarla takip edildi.

Neden böyle bir girizgâh yaptım? Zira adı geçen proje başlatıldıydı, “Ne oldu da şimdi durdu?” diyen ve soruşturan bir toplum olduğu için konuyu çok fazla detaya inmeden izah etmeye çalışacağım. Akarca Deresi Islah Projesi, hakikaten bir nebze olsun nefes almasına yarayacak son derece önemli bir projedir. Hiç olmazsa sıkışan (gerek trafik gerekse bisiklet ve yaya yolu anlamında) bir toplum kesiminin rahatça nefes almasına yarayacak bir projedir. Zira İlçem Ula’ya Muğla yönünden sadece bir giriş ve çıkışlı caddemiz vardır. Alternatifi şimdiye kadar yapılamadı, bundan sonra da yapılacağına inanmıyorum. Böyle bir durum karşısında, yerel yönetime talip olan siyasilerin toplumu rahatlatacak bir takım projelere ve planlamalara ağırlık vermesi gerekmez mi?

Bu anlamda Mimar Özay Türkler Başkanımız, konuyu kanun ve mevzuat gereği olarak o zamanki Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Osman Gürün ile birkaç defa görüşme gerçekleştirir ama sonuç alamaz. Zira İlçem Ula hem küçük bir yerleşim birimi hem de talep edilen dere ıslah projesi Büyükşehir için öncelikli değildir. Bunu anlar ve başka çözüm yolları arar ve bulur. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile temasa geçer ve ıslah projesi hakkında yatırım talep eder. Konuyu etraflıca Ankara’ya taşır. Sonunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından üç (3) etap halinde yapılması planlanır ve protokole bağlanır. Bu anlamda Mimar Özay Türkler Başkanımızın koşuşturması ve mücadelesi hiçbir zaman gözden kaçmamalı.

Dere ıslah projesi, eski adı ile Koçoğlu veya Su Uçluğu denilen mevkiden başlatıldı; yani 1’inci etabı. Hem planlaması hem projesi hem de ihale süreci tamamlanarak hızla ıslah projesine yol verildi. Yapılan mahallî seçim sonucunda İlçem halkı, planlanan ve programlanan işlerin tamamlanması için iktidara mensup belediye başkanı seçmeyerek muhalefete mensup belediye başkanını tercih etti. Başlatılan yatırımlar devam eder, etmelidir diye bekledik, bekledik ve hâlen de bekliyoruz.

Belki aklınıza gelir: “Yahu bu yatırım, dere ıslah projesi madem Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce yapılıyor ve öyle planlandı, nasıl durur?” diye sorabilirsiniz. Doğru, aynen de öyle. Adı üzerinde “mahallî yönetim”… Yerel yönetim anlamında belediye teşkilatı bir vagonun lokomotifi gibidir; motorudur. Eğer vagonları çeken motor çalışmaz ise lokomotifler/vagonlar yürümez. “Ön ayak nereye basarsa arka ayak oraya basar” diye atasözlerimiz vardır. Ön ayak diye tabir edilen kurum ilçe belediye başkanıdır. Bir de “Ağlamayan çocuğa meme vermezler” diye oldukça yaygın bir atasözümüz daha vardır.

Akarca Deresi Islah Projesi’nin ilk etabı başlatıldı ve ilk etabın bitirilmesine yakın seçimler sonucunda yatırım durdu. Burada bir konuya açıklık getirmek isterim: Dere ıslah projesi esnasında dereye uzanan ya da proje kapsamında kişilerin arazilerinin belki küçük bir bölümü ya da bölümleri ya istimlak yoluyla ya da rızai taksim (muvafakatname) yöntemi ile halledilmesi gerekmektedir. Kanun ve mevzuat gereğince dereye uzanan veya proje esnasında araziye sarkan bir takım arazi parçalarının kamulaştırma yetkisi Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumluluğundadır. Edindiğimiz bilgilere göre Büyükşehir Teşkilatının dere ıslah projesi hakkındaki kamulaştırma işlemini yapmak istemediği ya da zamana yaymak istediği yönünde görüşler hâkim olduğu kanaatindeyiz.

Konunun ehemmiyetine binaen, bir an evvel bu projenin tamamlanması için ilgililerin var gücüyle koşuşturması ve mücadele etmesi gerekmektedir. Zira çok fazla göç alan ve almaya da devam eden İlçem Ula’da bir sıkışıklık söz konusudur ve daha da fazlalaşacaktır. Nefes almaya yarayan bu projenin takibi hakikaten önemlidir. İlçem kurulduğu yıldan bu yana ilçe merkezine giriş ve çıkışı sağlayan ana caddeye bağlanabilecek tek bir başka cadde açılamamış olup, bahsedilen bu dere ıslah projesi hem trafik hem bisiklet hem de yaya yolu olarak rahatlatacak, insanların nefes almasına yardımcı olacaktır.

Önümüzdeki hafta da, Allah ömür verirse, İlçem merkezinde ilk ve ortaokul binası olarak yaklaşık doksan küsur yıllık bina ve gündeme getirilen ama birçok kişinin haberdar olamadığı Kampüs Okul Projesi’nden söz edeceğim. Bir tabir vardır: “Adım atacak yer yok” diye. Geçen hafta içinde bahse konu okulun bahçesinde Ula Belediye Spor öncülüğünde yerel ürünler sergisi ve panayır anlamında bir etkinlik düzenlendi. Bir hareket geldi, getirildi; ne çare ki caddemiz tek girişli ve çıkışlı olduğu için trafik yoğunluğu zaten aşandı, yaşanıyor; yaya olarak bile hareket edilmesi zor hale geldi. Doksan küsur yıllık bir binanın yıkılarak yerine yine okul yapılması düşünülürse gelecek en az otuz-kırk senemize yazık olur, günah olur diyorum. Bu yoğunluğun, şehrimizin biraz dışına ama yürüyüş mesafesinde olmak kaydıyla Kampüs Okul Projesi ile çözülmesi kanaatini taşımaktayım.

Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız.