Dünya 5’ten büyük değil...

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ne kadar “Dünya beşten büyüktür” derse desin...

Dünya 5’ten küçük!

Çünkü insanlık küçük...

İnsanlığın küçük olduğu veya hiç olmadığı bir yerde Dünya olsa ne olur olmasa ne olur...

xx xx xx

Gazze'de dün itibariyle can kaybı 36 bine ulaştı...

Refah’tan üç haftada 1 milyon Filistin’li göç etmiş.

Ya göçeceksin ya öleceksin.

İsrail göçmeyenleri kadın, çocuk demeden öldürüyor.

Artık yakmaya başladı!

Refah’ta çadır kampı bombalandı, çoğu çocuk 40’tan fazla kişi diri diri yanarak can verdi.

Bu son gelişmeyi tanımlamaya cinayet, katliam, vahşet, soykırım sözcükleri karşılamıyor...

Yeni bir sözcük olmalı...

xx xx xx

Ben kolay kolay yazılarımda Muğla dışına çıkmam.

Bir “kent yazarı” olarak işim Muğla, gücüm Muğla...

Bu köşede Muğla dışına çıkmam, ama İsrail’in “insanlıktan çıkmışlığı” Muğla’ya ulaştı, 26 Mayıs Pazar günü TV ekranlarından evimin içine kadar girdi.

İsrail Silahlı Katliam Kuvvetlerinin yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı Refah çadırlı kampını UAD kararına rağmen havadan uçaklarla bombalayarak yakması sonucu, 40’ın üstünde canın yanarak ölümünün görüntüleri kaç gündür gözümün önünden gitmiyor...

xx xx xx

Çocukluğumda sığır çobanı Amerikalıların yaşamlarından yola çıkılarak yapılmış Kovboy filmlerinde Kızılderililerin katliamlarını (Büyük şeytan haklıymış gibi) izlerken, gençliğimde Hitler’in Yahudi katliamını izleyerek bugünlere geldik.

Bazı filmleri iki üç kere izlediğim oldu.

Savaş esirlerinin Müttefik güçlerle yaptığı futbol maçını konu alan 1981 yapımı “Zaferden Kaçış”, Polonya Yahudisi bir müzisyenin savaşı ile birlikte geçen dramatik hikayenin anlatıldığı ve çok ödüllü 2002 yapımı bir film “Piyanist”, Savaşın ardından Auschwitz'de geçen ve insanoğlunun zalimlikte de çığır açabileceğinin en iyi anlatıldığı bir film “Gece ve Sis” ve Oskar Schindler adlı bir Alman iş adamının savaş sırasında Polonya’da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalışmasını ve onları kurtarmasını konu alan gerçek hikayesinden esinlenilmiş 1993 yapımı bir kült film “Schindler'in Listesi” unutamadıklarım...

Bir gün ‘Netenyahu’ diye bir Yahudi çıkacak insanları çoluk çocuk diri diri yakarak öldürecek ve Hitler’in yerini alacak, cinayetleriyle Nazilerin Yahudi katliamını unutturacak” dense kimse ihtimal vermezdi...

Yahudilerin “Filistin katliamı” elbette Yahudi sermayesinin elindeki Hollywood filmleri arasında yerini alamayacaktır, ama “Filistin soykırımı” filmleri, mutlaka bir gün çekilecektir ve “Yahudi soykırımı” filmlerini unutturacaktır...

xx xx xx

Artık Dünya’nın “Yeter yahu” demekte geç kaldığı Netanyahu’nun Refah’ta “Barış değil Gazze’yi istediği” anlaşılmıştır.

Filistin Gazze’den de vazgeçse kalanlar huzur içinde yaşamaya devam edebilirler mi?

Sanmıyorum. Gazze’yi alan bir süre sonra Refah’ı isteyecektir.

Sarı Öküz’ü asla vermeyeceksin...

Sonu yok!

xx xx xx

Son zamanlarda Hatay’dan kötü haberler yayılıyor. İsrail’in gizli saklı, birilerinin (Onlar kim bilmiyoruz, vatan haini oldukları kesin) üzerine tapulayarak mülk edindikleri yazılıp çiziliyor.

Tarihte hiçbir zaman bir Yahudi Devleti olmadı. Tarihte hep sürgünde yaşamış olan bu millet bir “Diaspora millet” olmakla birlikte, şimdi Hatay’da yapmakta olduğunu yaparak Filistin toprakları üzerinde “devlet” sahibi oldular. Yoksa “Amerika Ortadoğu da bir ileri karakol veya ‘Garnizon Devlet’ sahibi oldu” demek daha doğru mu olacak bilmiyorum.

Bildiğim, Hatay’dan yayılan söylentiler doğruysa ve ivedilikle önlem alınmazsa Refah’taki insanlar gibi olmasa da biz de yanarız.

Yanmamak için uyanık olmalıyız, toprak satmamalıyız.

Hele hele yabancıya tapu yanında bonus olarak “vatandaşlık” kesinlikle vermemeliyiz...

xx xx xx

Evet dün itibariyle Gazze'de can kaybı 36 bine ulaştı...

Bu rakam 150 bin olsa ne olacak, 150 de kalmış olsa ne olacaktı?

Fark eden bir şey olmayacaktı.

Çünkü artık Gazze’de, Refah’ta insanlar ölmüyor. “İnsanlık” ölüyor... Büyük bir dram yaşanıyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan haklı olarak “Dünya beşten büyük” diyor ya, o beşten biri de Rusya...

Rusya, Ukrayna’ya girip bombaladığında ne oldu?

Kimse “Beşten biri” demedi, hava sahaları ve sınırlar Ruslara kapatıldı; alış veriş durduruldu; ambargo kondu...

İsrail, Gazze’ye girdi ne oldu?

Hiç... Kocaman bir hiç... Hiçliğin orta yerindeyiz...

Netenyahu, Nazilerin Yahudileri Auschwitz’de “yıkanma” bahanesiyle gaz odalarına soktuğu gibi, Filistinlileri “güvenli alan” ilan ettiği yerlere sevk edip öldürüyor.

Netenyahu’nun gösterdiği son yer Refah olmuştu... Refah, Filistinlilerin refahı olamadı... Dün İsrail tankları Refah’taydı...

xx xx xx

Ancak kadere bak...

İsrail acımasızca, şımarıkça, insanlığından geçmişce saldırdıkça, katlettikçe Filistin’i Dünya da tanıyanlar çoğalıyor da.

Filistin'i devlet olarak tanıyan ülkeler arasında İspanya da yer aldı. Başbakan Sanchez dün beklenen açıklamayı yaptı. Sanchez'in açıklamasında yer alan ifadeler şöyle oldu:

İspanya, başkenti Doğu Kudüs olan, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'yı kapsayan bir Filistin devletini tanıyor. Tüm taraflarca kabul edilmediği müddetçe 1967 sınırlarındaki hiçbir değişikliği tanımayacağız

Bu kadar...

Ve Güney Afrika... Güney Afrika, söz söylemenin ötesinde fiili bir adım attı; İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'de işlediği fiillerle 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı'nda (ICJ) dava açtı.

Pek çok Arap ve yabancı ülke İsrail'in savaş suçu işlediğini açıkladı ancak şu ana kadar, İsrail'in bu suçtan ötürü hesap vermesi ve cezalandırılması adına uluslararası sistem içinde adım atan ülke Güney Afrika oldu...

İsrail ise kimseyi dinlemiyor. Filistinliler için ise Refah’tan ötesi yok. Orada sıkışıp kaldılar. Mısır, Ürdün kapılarını açmıyor. Filistinlilerin tek seçeneği kaldı; savaşarak ölmek...

Bakalım bugün yarın, Refah yeni bir Vietnam mı olacak?

Sözün bittiği yerdeyiz. İnsanlığımız batsın...

----------------

GÜNÜN SÖZÜ; Ve mutluluk bir kibrit çöpü. Artık ne kadar yanarsa. --Edip Cansever