Dünya'da güç odağı oluşturabilen altı adres var.
Bu güç odakları:
1- ABD
2- AB
3- İNGİLTERE
4- RUSYA
5- ÇİN
6- HİNDİSTAN’dır…
ABD, lobiler ile yönetilen birleşik bir devletler topluluğudur.
ABD'de en güçlü lobiler Yahudi, Rum ve Ermeni lobileridir.
Bu lobilerin hepsinin Türkiye Cumhuriyeti üzerinde hesapları ve emelleri vardır.
AB ise, 27 devletin yan yana gelerek oluşturduğu bir birliktir.
AB, 60 yılı aşkın bir zamandan beri bizi, aralarına almamakla direniyorlar ve husumetlerini çekinmeden bize tevcih ediyorlar...
İngiltere ve Genel Valiler ile yönettikleri ülkeler, Osmanlı Devletini yıkanlardır.
Ve onun yerine kurulan Türkiye Cumhuriyetine iyi gözle bakmazlar.
ÇİN ile aramızdaki sorunu kaynağı ise UYGUR Türkleridir.
Rusya ile 1853 Kırım savaşından beri aramız limonidir ve birbirimize pek de güvenmeyiz;
Hindistan ise, ta Babür Devleti zamanından günümüze ulaşan sorunları son günlerde ısıtarak önümüze koymaya başladı.
Bu altı devlet, Türkiye Cumhuriyetinin iyi olmasını, güçlü olmasını istemiyorlar.
Bu altı devlet hedef tahtasına İslam'ı koydukları için, Türkiye'yi sevmiyorlar.
Çünkü batı dillerinde İslam ile Türk kelimeleri aynı anlama gelmektedir.
Günümüze gelirsek;
Bu altı ülkenin başat ülkesi olan ABD Başkanı Biden, 7 Ekim 2023 günü başlayan Gazze soykırımından sonra İsrail'e geldi.
Biden, İsrail - Telaviv hava alanına indiğinde direkt olarak "Ben bir siyonistim İsrail'in de dostuyum" diyerek tarafını ve Filistin halkına olan düşmanlığını açıkça belli etmişti…
Üç gün önce de, Yunanistan'ın Osmanlı yönetiminden 1822 yılında kurtuluşunun 202.yılını Biden, Beyaz Saray'da büyük bir keyifle kutladı ve "Ben bir Yunanlıyım. Benim seçmenlerim bana Jeopulos derler" dedi.
Tüm bu gerçekler ortada iken biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak ne yapmamız gerekiyor, diye düşünmek durumundayız.
Olay, "Var olma veya olmama" meselesidir.
Bu neden ile
Türk Silahlı Kuvvetleri çok güçlü olmalıdır.
Türkiye, Savunma Sanayiinde çok iyi bir konumda olmalıdır.
Türk Ekonomisi de çok iyi konumda olmalıdır.
Biz "Yurtta Barış, Cihan'da Barış" der iken bati, bize inatla inanmıyorlar...
Son 150 yıl içinde Türk halkı çok büyük acılar yaşadı.
Balkanlarda ve Doğu Anadolu'da soykırımlar yaşadı.
Bunca yaşanmışlıklardan sonra bile, Batı'nın bize olan öfkesi ve kini tükenmedi.
Altı güç odağı bizi içerken çökertmek için, iç politikamızı bazen direkt, bazen de endirekt olarak müdahale ediyorlar, yön veriyorlar.
Dünyamız küreselleşince ve bir köye dönüşünce, bu müdahaleler de kolayca yapılmaya başlandı.
Biz ise içeride neler ile uğraşıyoruz?
Son günlerde sanki dünya pek sakinmiş gibi mahalli seçimlere tüm dikkatimizi teksif ederek çevremize kör gözle bakmaya başladık.
İçeriye bakarsak:
Muğla - Menteşe Belediye Başkanlığını tarihimizde ilk defa bir kadın kazandı.
Yeni Başkanımızın adı: Gonca Köksal…
Mesleği de Şehir Plancısı…
Gonca Köksal, daha önce Menteşe Belediyesi İmar Komisyonu Başkanlığı yaptı.
Başkan olarak performansını doğal olarak ben de merak ediyorum.
Gonca Köksal Başkanın babası, arkadaşım ve meslektaşım olan Metin Köksal'dır.
Bir öğretmen oğlu olan baba Metin Köksal'ın, kızı Gonca Köksal'a iyi bir danışman ve iyi bir yol gösterici olacağına güvenim tamdır.
Her insanın kusurları vardır.
Kusursuz insan yoktur.
Önemli olan defolu yanlarımızı en düşük seviyede tutmaktır.
Gonca Köksal Başkana başarılar diliyorum.
Seçim bitmiştir, herkes işinin başındadır.
Asıl dikkatimizi, yaşama özgürlüğümüze göz diken odaklar üzerine teklif etmeliyiz.
Mükemmel bir hayat isterken, yaşama özgürlüğümüzden olmayalım.
Tüm okurlarımın Ramazan Bayramını da bu vesile ile kutluyorum…