DevletTiyatroları Genel Müdürlüğü, Cumhuriyetin 100. yılı münasebetiyle bazı illerdeyıl boyunca 23 oyun sergilemeyi planlamış. Muğla'da ilk oyun olarak Sefiller 31Ocak ve 1 Şubat 2023 tarihlerinde sergilendi. 2 akşam da salon ağzına kadardoluydu; oyun 3. defa sergilenseydi geneseyirci bulurdu. Muğla şehri, tiyatro kültürü olan bir şehir. Devlettiyatrolarını seyretmeye giden insan çok. Öte yandan şehirde belediye tiyatrosudahil özel tiyatrolar da faaliyet gösteriyor. Tiyatro kültürü bu şehre bir nitelikkatıyor; iyi değerlendirmek lazım. Eskiden sadece İl Özel İdaresinin bir salonuvardı ve elbette yetmiyordu; sonra üniversitenin salonu açıldı; daha sonraMuğla Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Kültür Merkezini açtı ve büyüksalonda çok güzel toplantılarla gerçekleştirilmekle beraber tiyatro oyunları desahnelendi.

Geçenhafta, 17 Mayıs günü gene Devlet Tiyatrosu bir oyun getirdi. İstanbul DevletTiyatrosu'nun sahnelediği oyun "Bence Katil Öldürdü" adlı bir oyundu. Oyunu Mehmet Kurtcebe Tuğrul yazmış ve GökhanKocaoğlu da sahnelemiş. Işık tasarımını Önder Arık, müziğini Enes Kuzu vekoreografisini Fazıl Aksakal'ın yaptığı oyunun oyuncu kadrosu da

şöyle : Dedektif A.Hercule de Potasse (SüleymanAtanısev), Sabastian (Fazıl Aksalak), Mireille Lamortier (Ayça Güngör Aşık),Abdullah Lamortier (Rojhat Özsoy), Pierre le Mur (Cem Cücenoğlu), MübeccelBalımsultanlı (Nimet İyigün)

Oyun,basit bir polisiye kurgusunda. "Katil kim?" entrik merkezli bir oyun ama kurgu,Fransa merkezli de olsa alaturka tavırlarla bir kültür gerilimi ve çelişkisidoğurularak komedi oluşturulmuş. Fransız asilzadesi konağında ölü bulunmuştur.Konakta, kâhya dâhil (Merak etmeyin; katil kâhya değil) bazı hizmetliler veasilzadenin ikinci eşi yaşamaktadır. Bir özel dedektif işe müdahale eder. Amanasıl dedektif!... Hobileri arasında dağcılık, uzak doğu sporları gibi bir sürümerak vardır. Olaya dedektifin ağabeyi de resmi görevli olarak müdahale eder.Bu müdahale ile işler çatallaşır. Bir yandan katil bulunacaktır; öbür taraftaniki kardeş arasındaki sorunlar üzerinden toplumsal mesajlar verilecektir.Oyunun en ilginç yanı, ölen asilzadenin Mübeccel adlı Çorumlu (Metinde Çorumvarsa komedi hemen yanı başındadır.) bir hanımdan doğan ve Fransız ordusundasubaylık yapan Abdullah adlı bir çocuğunun olması ve bu çocuk ile üvey annesiarasında gizli bir aşk olmasıdır. Hemen "Katil kadın veya öz oğlu"diyeceksiniz. Değil. Abdullah'ın çorum ağzı tiradları oyuna ağız taklidi tadıkatıyor. Bir de bunun Fransız asilzadesinin konağında olduğunu düşünün!...Komedinin zirvesi. Polisiye ve komedi çelişkisi.

Seyretmeyedeğer.

Özetvermeyelim. Sadece oyunun temel yapısını verelim de sahnelenmesi hususunageçelim.

Oyun2 perde. Sahneden sahneye geçişler çok kolay. Raylı sistem ile konağın hemiçinde hem dışında olabiliyorsunuz; bir ara aynı sahnede hafif bir hareketlefakirler ve bitirimler mahallesine de gidebiliyorsunuz. Konak yapısı, iç ve dışgörünümüyle hem sahneyi dolduruyor, hem gözü. Oyun kalabalık bir kadro ilesahnelenmemiş. Dedektif, asilzadenin ilk (Mübeccel) ve yeni karısı, dedektifinağabeyi, asilzadenin oğlu Çorumlu Abdullah, bahçıvan olmak üzere 6 kişilik biroyun. Ruh çağırma sahnesinde oyun biraz duraksadıysa da sahnedeki hareketlilikoyuna büyük bir canlılık kattı. Ben olsam ruh çağırma sahnesinde üçkâğıtçıdedektifi daha çok hareketlendirir ve oyuna canlılık katardım.

Neyse.

Oldu,geçti.

Oyununmerkezindeki üçkâğıtçı özel dedektif tipi çok iyi seçilmiş bir tip. Boy-pos,giyim-kuşam olarak karikatür gibi birisini oynadı oyuncu. (Keşke adınıbilseydim de yazsaydım. Merkezdeki web sitesinden de bakmıyorum; çünkü Muğla'yahangi oyuncu gelmiş bilemem ki.) Menfaatperestliği, esassız bilgilerle sorun çözmeye ve çıkar sağlamayaçalışmasıyla tipik bir insanı çok iyi canlandırdı oyuncu. Diğer oyuncuların da performansları iyiydiama "Burada ben de varım!..." diyen biri olmadı sahnede.

***

Tiyatrobir kültürdür. Sinema ve kitap kültüründen çok daha kadim bir kültürdür vetoplumların gelişmesinde son derece etkilidir. Kurucu rektörümüz Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı , AtatürkKültür Merkezindeki büyük salonu yaparken Devlet Tiyatrolarının ve büyükkoroların sahne alabileceği bir yer olarak planlamıştı. Güzel oyunlarsergilendi, iyi konserler verildi orada ama 25 Kasım 2011 günü, yönetimde olanzihniyetin tiyatro kültüründen bîhaber olmasının faciasını yaşadık ve ondandonra o salonda bir daha Devlet Tiyatrosunu göremedik. O gün, İzmir DevletTiyatrosu, dünyaca meşhur ve İran dâhil her tiyatronun oynadığı bir oyunu; Arthur Miller 'ın Satıcının Ölümü adlı oyununu sahneledi. Zamanın en üst yöneticisiikinci perde başındaki sembolik bir sahneyi ahlaka aykırı bulmuş ve salonu terkedip ilgili kişiye "Bundan sonra Devlet Tiyatrosu da olsa, önce oyunun CDkaydını gönderip seyredeceğiz ve uygun görürsek davet edeceğiz." demiş.

Aklabak akla!...

Sıfırtiyatro kültürüyle Devlet Tiyatrosu denetlenmeye kalkılıyor!...

Tabiio günden beri; yani 12 yıldır üniversiteye devlet tiyatrosu gelmiyor. Bunu daburaya kaydetmiş olalım.

29Ekim'e kadar 21 oyun daha bekliyoruz Devlet Tiyatrosundan.