Sonyıllarda depremlerle sarsıldık, yangın felaketi ile nefessiz kaldık, selekapılıp sürüklendik. Son olarak da İstanbul merkezli bir depremi beklerkenKahramanmaraş ve Elbistan merkezli iki büyük depremle sarsıldık. Bu deprem;etkilediği bölgenin genişliği, yıkıcı etkisi ve yaklaşık 15 milyon kişininyaşadığı bir bölgeyi yerle bir etmesiyle "yüzyılın felaketi" olarak kayıtlarageçti.

AFADBaşkanlığının verilerine göre, ülkemizde son 120 yılda ağır hasar ve yıkımaneden olan 250'ye yakın deprem meydana gelmiş. Bu veriler; her yıl, can kaybıve yıkıma neden olan ortalama iki depremin olduğunu gösteriyor. Bu depremlerde,yaklaşık 87 bin vatandaşımız yaşamını yitirmiş. Ne yazık ki son iki depremde 35bine yakın vatandaşımız hayatını kaybetti. Arama-kurtarma ve enkaz kaldırmaçalışmaları hâlâ devam ediyor.

"Depremgerçeği" diyoruz. Ülkemizin hareketli bir deprem kuşağı üzerinde yer aldığınıhepimiz biliyoruz. Ama yine de hiçbir şey olmayacakmış gibi yaşamaya devamediyoruz. Unutuyoruz. Çalmaya, yalanla ve rüşvetle iş görmeye devam ediyoruz.Birileri de bunları görmezden gelmeye devam ediyor.

Nevar ki deprem; yaşamın gerçeklerini, gizlediğimiz şeyleri daha da önemlisibizim karakterimizi ele veriyor. Faylar kırıldıkça gerçek kimliğimiz de açığaçıkıyor. Her kırılma iyilerin güzelliklerini, kötülerin niyetini ve gerçekyüzünü ortaya çıkarıyor.

Öncelikleher deprem, balık hafızalı bir toplum olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortayaçıkarıyor. Çünkü yaşananları çabuk unutuyoruz. Deprem gerçeğini, deprem oluncahatırlıyoruz ancak kısa süre sonra "Bize bir şey olmaz." diyerek işe kaldığımızyerden devam ediyoruz.

Planlamayaparken, binaları dikerken, yapıları denetlerken, rüşvetle kat çıkarken,arsanın değerini katlamak için imar planlarıyla oynarken, denetleme yaparken,eksikliklere rağmen planlara onay verirken, rüşvetle çürük binalarıoturulabilir gösterirken, evde tadilat yaparken deprem gerçeği aklımıza hiçgelmiyor. Usulüne uygun işlem yapan belediye başkanlarına bir sonraki seçimdeoy vermiyoruz.

Herdeprem, bir kesimiyle ahlâksız bir toplum olduğumuz gerçeğini bir kez dahaortaya çıkarıyor. Yaşanan her sarsıntı, içimizdeki ahlâksız güruhu da hareketegeçiriyor. Kimi kazancını artırma, kimi yağma/hırsızlık, kimi siyasi rantdevşirme, kimi sosyal medyada prim yapma, kimi hesaplaşma, kimikinini/nefretini kusma niyetiyle ortaya çıkıveriyor.

Provakatifve manipülatif paylaşımlar, dedikodular, yalan haberler, çirkin siyasirekabetin eseri seviyesiz açıklamalar ve daha neler... Bir doğa olayı olandepremi din ve ırk ayrımcılığı yaparak yorumlayıp "Onlar bunu hak etti."diyebilen aşağılık insanlar... Her deprem, ikiyüzlü bir toplum olduğumuzgerçeğini bir kez daha ortaya çıkarıyor.

Belediyeler,yaşanan bir deprem sonrasında deprem bölgesine koşup kurtarma ve yardımçalışmalarına destek olurken; kendi şehrindeki çarpık kentleşmeye ve çürükyapılaşmaya oy ve rant uğruna göz yummaya, denetim görevini ihmale devam ediyorolacak.

Birilerivarıyla yoğuyla yardım için deprem bölgesine koşarken, birileri de yol üzerinde8 TL'lik bisküviyi 41 TL'ye, 30 TL'lik çorbayı 150 TL'ye satıyor olacak.Birileri yardım için enkaza koşarken birileri de hırsızlık için enkazlarınüzerinde geziniyor; birileri su/çorba vermek için yollara düşenlerin önünegeçerken, birileri de yağma için tırların önüne geçiyor olacak.

Birileriyaşanan felaketin görüntülerini ve arama-kurtarma çalışmalarını gözyaşları ileizlerken, birileri de deprem sonrası dağıtılacak kira yardımından, teşvikten,inşaat ihalelerinden pay kapmanın hesabını yapıyor olacak.

Birileriarama-kurtarma ekiplerinin mücadelesini ve enkazdan 198 saat sonra çıkarılandepremzedeyi görünce üzüntüyle karışık bir sevinç yaşarken, birileri de birbaşka şehirde çimentodan, demirden, işçilikten çalmaya, yapı denetimini masabaşında yapmaya devam ediyor olacak.

Birileriinsan olmanın anlamını ve güzelliğini en güzel şekillerde ortaya koyarken,birileri de enkaz altındaki depremzedelerle dalga geçmeye, yalan haberi yayarakarama-kurtarma çalışmalarını sabote etmeye, kişileri ve kurumları itham etmeye,yaptığı insanlık dışı paylaşımlarla "bel hüm edal" olduğunu göstermeye devamediyor olacak.

Yaşananher olumsuzluk sonrasında Devlet'i ve kurumları suçlayan birçok insan,belediyede rüşvetle, ikili ilişkilerle işini halletmeye çalışıyor ya daşartları tutmadığı halde yakınlarının adına TOKİ'den konut almanın yollarınıarıyor olacak. Yetkilileri ihmalle suçlayan birçok insan mesaiden çalmaya,vatandaşı yük olarak görmeye, her fırsatta rapor olarak işten kaçmaya,sorumluluklarını yerine getirmeden hakkını(!) aramaya devam ediyor olacak.

Deprembir doğa olayı ve bunu engellemek mümkün değil. Deprem değil, binalar veihmaller öldürüyor. Deprem değil; insanların unutkanlığı, ahlaksızlığı, ikiyüzlülüğüve vurdumduymazlığı öldürüyor.

Uzunvadede deprem başta olmak üzere her türlü doğal ve sosyal afetin vereceğizararı ve oluşturacağı tahribatı azaltmanın yolu ise ahlâklı bir toplumoluşturabilmekten geçiyor.

Çünkü;asıl, ahlâksızlık öldürüyor.

15.02.2023