Türkiye’de konuşulmaya değer gündemimiz hiç bitmiyor. Her gün mutlaka bir haber bizi düşünmeye itiyor. 06/09/ 2024 tarihli haberde D. Polat adlı şahsın yakınları için cezaevinden tahliye haberi geldi. Bu şahısların maalesef birkaç yıldır Türkiye gündeminde olması haberi önemli hale getirdi.
Mesele neydi?
Yaşadıkları şaşalı hayatın kaynağı üzerine şüpheler oluşmuştu. Kurdukları birkaç şirketin bu şaşalı hayatı getiremeyeceği inancıyla birlikte kamuoyunda homurdanmalar arttı. Ortaya çıkan vergi levhalarında şirketlerin bir şey kazanmıyor görünmesine rağmen yaşadıkları hayat kamu vicdanını yaralıyordu.
Ne oldu?
10 ay önce yapılan incelemeler sonucunda “ kara para aklama ve yasadışı bahis” iddiaları üzerine yakalama kararı çıkarıldı. İlgili şahısların 40 yıla kadar hapsi isteniyordu. Kamu vicdanı biraz rahatlamıştı. Lakin 15 gün önce D. Polat, iki gün önce de eşi ve diğer sanıkların tahliyesi kamuoyunda büyük infiale yol açtı.
Perdenin arkasında davanın devam edeceği gerçekliği var. Ayrıca Anadolu cumhuriyet başsavcısı kaçma şüphesi, suçların özelliklerinin kısıtlamaya hak tanıması sebebiyle tahliyeye itiraz etti. Olacakları kamuoyu hep birlikte görecek.
Gelelim olayın bizlik kısmına,
Üzülerek söylemeliyim ki toplumsal yozlaşma konusunda at başı gidiyoruz. Örf adetlerin tarumar edildiği, inancın zayıfladığı, milli değerlerin alaşağı edilmeye çalışıldığı bir iklime girdik. Doğru ile eğri karıştı. Eğrinin kayığında yolculuk yapmak hoş bir çılgınlık gibi yüz güldürüyor. Kutsal kitapların kelamı, müfredatlar, büyüklerin sözleri, akil adamlar, klasik kitaplar, cezalar, yaşadıklarımız artık bize bir şeyler etki etmez oldu. Yüksek illüzyon gösterisi içinde kaybolduk. Devir ahmakların devri devir akılsızların devri oldu. Oysaki güçlü bir akıl göğe yükselip tepeden baksa şu hali görse bu halimize acır hatta bizim için ağlar.
D. Polat gibilerin toplumda öncü olduğu, örnek alındığı dünyada biz neyi yaşıyoruz acaba? Tahliye kararlarından sonra dahi takipçi sayısı yüz binlerce kişi artmış. Kimse kendisine sormuyor mu ben ne yapıyorum diye? Toplumun geneli yaşanan zorluklar içinde üç kuruşla evinin geçimini temin ederken böyle yaşamın para kaynağı nereden geliyor düşünmüyor mu? Ve alın teri dökülmeden çalınan hakkı için hiç mi sözü yok?
Kendisi ve çevresi için örnek göstereceği insanlar varken onların yolundan gitme çabası ise bir başka acıklı durum. Hayranlık ifadeleri deryasında onların özentisi olma çabası her yere sirayet etmeye başladı. Sonra da iyi kitaplar okuyun, şöyle davranın, böyle ahlaklı olun diye nutuk atıyoruz. Gençlerin algısında ise aklanmış, paklanmış, parlamış, ışıldamış bu zavallılar var. Sen haykırırken ses duvarda yankı yapıp geri dönüyor. Neden, çünkü kötüyü sağlam tanımlamadık. Ve kötü güçleniyor.
Eyy ahali gidilen yol yol değil. Bu acı yolcuğun akıbeti nedir tahmin bile edemiyorum. Şu çetrefilli dünyada para için, gösteri için, şaşa için değmez. Bazıları diyor ki eh hayat zor. Para lazım. Ekonomik zorluklar var. Bu hayatı kolaylaştırmak için bedavacıları kendimize öncü seçtik. Efendim geçiniz! En kral ekonomik krizler bile birkaç on yıla bertaraf olur. Ekonomi bir iki göstergeye bakar. Bazen sıcak para girer. Bazen tasarruf edilir. Bazen üretim artırılır, yoluna konur. Bozulan nesillerin telafisi yok! Giden ahlakın geriye dönmesi kaç kuşak sürer tahmin bile edemeyiz. Bu ekonomi değil ki bir tomar para ile geri gelsin, düzelsin. Akla ve kalbe işlemiş kötülük zor silinir, bir kişiden silinse diğerinden silinmez. Onun için herkes ben ne yapıyorum diye defalarca düşünmeli. Bizim sosyal örnekliğimiz bu tipler mi? Türk milleti böyle aciz yollar mı tutuyor? Eyy alim, ulema, kudema, akil, yazan, çizen adamlar neredesiniz? Bugünlerde konuşulmayacaksa ne zaman dile gelinecek? Sırça köşklerin müdavimi olmak bize yakışıyor mu? Kayıp giden zeminde hepimizin düşkün olacağı belli değil mi?
Ümitvar olmayı sürdürüyorum. Umarım bazı şeyler yanılgıdır. Sosyal tiplemelerin ve sahte insanların hükmü gelip geçicidir. Erdemlerin baş tacı olduğu bir ülke hayal ediyorum. İnşallah olur. Şu hususu da hatırlatmadan geçmeyeyim. “Devletin dini adalettir.” O doğruyu gösterirse eğri zaten yok olmaya mahkumdur.