Başlığı Nejat Altınsoy’dan aldım.
Aynen öyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nde her şey delege seçimleri ile başlar. Ben bu başlığı “Başlamalı” diye destekliyorum... Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nde çoğu zaman her şey delege seçimleri ile sona erer de...
Özgür Özel’in liderliğinde CHP 19 Mart’tan beri Ekrem İmamoğlu’nu bayrak yapmış iktidara koşuyor... CHP’nin ipi göğüsleyebilmesi için “İmamoğlu doğru isim mi?” tartışmak niyetinde değilim... Ancak ipin ilk göğüsleyeni olabilmenin iki olmazsa olmazından biri; üzerine başta belediye başkanları olmak üzere kimsenin gölgesinin düşmeyeceği delege seçimleri, biri de “her yerde her kademede ve adayların belirlemesinde hakim nezaretinde ön seçim”dir...
Her ikisi de bugüne kadar tam olarak uygulanmamıştır. Biraz uygulanır gibi olduğu zamanlarda bile “başarı” görülmüştür...
+
Evet, CHP’de kongre takvimi netleşti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), olağan kongre sürecine ilişkin takvimini duyurdu. Buna göre; Ağustos ayında başlayacak olan delege seçimleri, yerel ve il düzeyindeki kongrelerin temelini oluşturacak. Süreç, 14 Temmuz Pazartesi günü toplanan Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) kararıyla resmen başlatıldı.
MYK toplantısında, partinin tüzüğüne uygun şekilde kongre sürecinin ilçe düzeyindeki delege seçimleriyle başlatılması kararlaştırıldı.
Takvime göre, ilçe delege seçimleri 13 Ağustos’ta başlayacak. Ardından ilçe kongreleri 13 Eylül’de, il kongreleri ise 5 Ekim’de yapılacak. Sürecin 5 Kasım itibarıyla tamamlanması öngörülüyor.
Söz konusu seçimler, CHP’de yeni Genel Başkan Özgür Özel liderliğindeki ‘ilk örgütsel yenilenme’ süreci olması açısından önem taşıyor. Bakalım Özgür Özel’in mahkemelik olan son kurultayda “Her kademede ön seçim” ve benzeri “parti içi demokrasi” vaatleri hayata geçebilecek mi...
+
CHP Muğla İl Başkanı Av. Zekican Balcı da 8 Temmuz Cuma günü yaptığı “manidar” paylaşımda şöyle diyordu:
“Ayrıca 13 Ağustos Çarşamba günü başlayacak ilçe kongreleri delege seçimleri süreciyle birlikte örgütümüz, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde Türkiye’yi yeniden demokrasiyle buluşturacak iktidar yürüyüşüne bir adım daha yaklaşacaktır.”
Evet, Türkiye’nin tüm kurum ve kuralları ile işleyen bir demokrasiyle buluşabilmesi için, öncelikle bu iddianın sahibi CHP’nin parti içi demokrasiyi işletmesi gerekiyor.
CHP’de en son delege seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde yapılmıştı.
O nedenle Özgür Özel yönetiminin il, ilçe örgütleri üzerindeki etkisi kurultay sürecinde doğal olarak daha görünür ve hissedilir olacaktır. Bu “parti içi demokrasinin işlerlik kazanması” bakımından olumlu olabileceği gibi, olumsuz da olabilir.
Bilindiği gibi CHP’nin tüzük kurultayında belediye çalışanlarına yönelik, “Belediye ve bağlı iştiraklerinde çalışanlar kongrelerde aday olamayacak, il ve ilçe yönetim kurullarında yer alamayacak” maddesi kabul edilmişti.
Bu karar her ne kadar parti içi demokrasinin işlemeye başlayacağı anlamına gelse de, “belediye çalışanı delegeler ne olacak?” sorusunu da akıllara getiriyor...
+
“Cumhuriyet Halk Partisi’nde her şey delege seçimleriyle başlar”
Nejat Altınsoy’un 18 Temmuz 2025 tarihli yazısının başlığı bu...
Alyınsoy 13 Ağustos’ta delege seçimleriyle resmen başlayacak süreçle ilgili “... bu süreç, aslında CHP’nin yeni yönetim anlayışının ilk ciddi sınavı niteliğinde. Zira bu takvim yalnızca bir örgütsel yenilenmenin değil, aynı zamanda parti içi dengelerin, eski-yeni rekabetin, genel merkez-yerel örgüt ilişkilerinin ve genel başkanın kadro mühendisliğinin de sahaya indiği bir süreci temsil ediyor.” diyor.
Katılmayan var mı?
Altınsoy ardından şu ifadelerde bulunuyor:
“Üstelik hızlandırılmış bir biçimde. Takvimin sıkıştırılmış yapısı gözden kaçacak gibi değil. Üç hafta içinde delege seçimleri, üç hafta içinde ilçe kongrelerinin tamamlanacak olması, sürecin olağan temposunun dışında ilerleyeceğini gösteriyor.
Elbette bu hız, yalnızca bir organizasyon tercihi değil; muhtemelen hukuki takvime karşı alınmış stratejik bir pozisyon. Bilindiği gibi CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava hâlen Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülüyor. Mahkeme, 30 Haziran’daki duruşmada CHP’nin avukatının talebi üzerine duruşma tarihini 15 Eylül’e ertelemişti. Parti yönetimi, bu tarihe kadar en azından delege seçimlerini ve ilçe kongrelerini tamamlamayı hedefliyor.”
Nejat Altınsoy’a katılmamak mümkün değil, ancak Eylül ayında 38. Kurultay’ın iptal edilmesi halinde, partiyi yeniden kurultaya götürecek olan önceki genel başkan veya kayyum iptal edilmiş kurultayla yönetime gelenlerin yaptığı kongrelerde belirlenen delegelerle kurultayı yeniler mi?
+
“11 Mayıs’ta kaleme aldığı yazıda, delege seçimleriyle birlikte sessiz bir yarışın başlayacağına dikkat çektiğini” anımsatırken, ilçe başkanlığı adaylıklarına yönelik bir siyasi “şehir turuna” çıkacağını ifade ettiğini, ancak CHP’li belediyelere yönelik operasyonların yarattığı atmosferde bu turu gerçekleştiremediğini belirten Nejat Altınsoy o yazısına nokta koyarken şu ifadede bulunmuş:
“Ancak siyasi kulisler, her zaman olduğu gibi fısıltılarını eksik etmedi. Ne yazık ki bu fısıltılar, umut veren gelişmelerden çok, örgüt içi memnuniyetsizliklerin arttığını işaret ediyor.”
İl Başkanı Av. Zekican Balcı ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile üç milletvekilinin bundan haberi var mı acaba?
Sanırım haberleri yok...
CHP İl Başkanı Balcı 18 Temmuz Cuma günü benim yukarıda manidar bulduğum toplantı ile ilgili “İlçe Başkanları Toplantısı” başlığı altında şu paylaşımı yaptı:
“Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Ahmet Aras’ın katılımıyla, ilçe başkanlarımızla birlikte İl Başkanlığımızda verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yerel yönetimlerin birikimiyle, örgütümüzün gücünü birleştiriyor; Muğla’nın dört bir yanında halkın taleplerine kulak veriyor, ortak akılla çözüm üretiyoruz. Ayrıca 13 Ağustos Çarşamba günü başlayacak ilçe kongreleri delege seçimleri süreciyle birlikte örgütümüz, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde Türkiye’yi yeniden demokrasiyle buluşturacak iktidar yürüyüşüne bir adım daha yaklaşacaktır.”
Sayın Başkan Balcı’nın “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yerel yönetimlerin birikimiyle, örgütümüzün gücünü birleştiriyor;” sözünü nasıl yorumlamalı bilemedim...
+
Nedense insanın aklına “böyle bir toplantıda Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın ne işi var?” sorusu geliveriyor... Tabii o gün toplantıya katılan ilçe başkanlarından Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın ve Menteşe İlçe Başkanı Nail Kızıl’ın doğum günüymüş. Bir pasta kesmeyi akıl eden olmamış, ama Ahmet Aras Başkan iki ilçe başkanının doğum günlerini kutlamaya gelmiş olabilir.
Şaka bir yana o gün toplantıda soldan sağa Ortaca İlçe Başkanı Özcan Özsoy, Fethiye İlçe Başkanı Mustafa Koyuncu, Marmaris İlçe Başkanı Ömer Bozdemir, Yatağan İlçe Başkanı Mehmet Kemiksiz, Dalaman İlçe Başkanı Bilal Sarıhan, Köyceğiz İlçe Başkanı Tanju Satılmış, Menteşe İlçe Başkanı Nail Kızıl ve Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın varmış.
Seydikemer, Datça, Kavaklıdere, Milas ve Ula ilçe başkanları yok. Uzaktakiler gelememiş diyeceğim, ama Ula da gelmemiş...
Bakarsınız bir toplantıda belediye başkanları ile yapılır ve ona katılırlar...
+
Yanlış anlaşılmasın il merkezinde yapılan toplantının, toplantıya katılanların ve katılmayanların arkasında bir şey aramıyorum. İl Başkanı Balcı’nın sözlerini de bir yerlere çekmeyeceğim. Delege seçimleri için geri sayım başlamışken ben sadece Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a bir sözünü hatırlatmak istiyorum. Kendisi Başkanlığının ilk 100 gününde yaptığı sunumda şöyle demişti:
“Ben siyaseti partimin il başkanına bıraktım”
O gün bu söz çok alkış almıştı. Bende bu köşeden alkışlamıştım.
Osman Gürün’ü severiz sevmeyiz. Ancak kendisinin yenilmişi içilmişi yoktur. Kendisiyle ilgili isteyen istediğini söyleyebilir, ama “yolsuzlukla” suçlayamaz.
En büyük kusuru da belediye ile birlikte parti örgütlerini ve hatta ‘Muğla Siyasetini’ yönetmeye kalkmış olmasıdır. Bu da Onu bitirmiştir.
Ahmet Aras Başkan galiba çevresindeki dalkavuklar sayesinde “güç zehirlenmesi” sende de başladı... Aman ha...
Bakalım belediye başkanları kongrelerin “ağabeyi” mi “oyun kurucuları” mı olacaklar...
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Aldanmanın iki yolu vardır. Biri doğru olmayana inanmak, diğeri ise doğruyu kabul etmeyi reddetmektir. --Soren Kierkegaard