Zeytin zenginliğimizin nerelerde olduğunu gerçekten öğrenmek istiyorsanız, Google’a girin ve "Zeytin zenginliğimiz nedir?" diye sorun.
Nereden gelip bu günlere ulaştığımızı daha iyi göreceksiniz.
Biz "Zeytinyağlı yiyemem, basma da fistan giyemem" şarkılarından bu günlere geldik.
Kömür, altın, nadir madenler eğer bir zeytinlik arazisinin altında ise, bu madenlere ulaşmak için zeytin ağaçlarının taşınması ve tahrip edilen arazinin iki misli büyüklükte bir alanın zeytinlik olarak düzenlenmesine ait zeytinlik yasası, TBMM'de görüşülüyor.
Kıyametler kopuyor, bazı insanlar "Zeytinime dokunma" diye bas bas bağırıyorlar.
Kömür, altın ve nadir madenler stratejik madenlerdir.
Almanya kökenli vakıflar, Türkiye'nin stratejik madenlere ulaşmasını istemiyorlar.
Geçenlerde CNN Türk’te Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Alman kültürünü seviyoruz. Almancayı da seviyoruz. Ama şu bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük düşmanı Almanya'dır" diye konuştu.
Almanya devletinin kadim hedefi "Drang nach Osten"dir.
Yani "Doğu'ya doğru genişlemek" isteği, Almanya'nın asıl hedefidir.
Bu arzu önündeki en büyük engel de Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Konumuza dönersek;
Zeytin ağaçlarımızı tehdit eden yalnızca kömür, altın ve nadir madenlere ulaşma isteğimiz mi?
Kömür, altın, nadir madenler söz konusu olunca kıyametler kopuyor.
Stratejik değeri olmayan mermer ve mermer ocakları Muğla dağlarını delik deşik ettiler / ediyorlar.
Bu konuda bir tepki duydunuz mu?
Kocaman bir hayır.
Alman vakıflarının oyununa gelmemek lazım.
Zeytinyağı, petrolden önce dünyamızın enerji kaynağıydı.
Yağ kandillerinde zeytinyağı kullanılıyordu.
Geceleri evlerimizi zeytinyağının enerjisi aydınlatıyordu.
Günümüzde ise, zeytinyağının bir sağlık iksiri olduğu belli oldu.
İtalya’da kayalara çukurlar açılarak toprak dolduruluyor ve bu çukurlara zeytin fidanları dikiliyor.
Böylece İtalya, zeytinyağında dünyada söz sahibi oluyor.
Bizde ise binbir zahmetle dikilen zeytinlikler, "tarıma elverişli olmayan taşlık kayalık araziler" gerekçesiyle vatandaşlardan alınıp, zeytinlikler hazine adına tescil ediliyor.
Vatandaşlarla bağı kesilen zeytinlikler de kaderine terk edilerek, zeytinyağı üretiminin dışına itiliyor.
Zeytin ve zeytinyağını seviyorsak, önce bu uygulamalara son verip, zeytinlikler sahiplerine geri iade edilmelidir.
Stratejik madenler için yok olan zeytinliklerimize gösterdiğimiz hassasiyeti, mermer ocaklarının tahrip ettiği zeytinlikler için de göstermeliyiz.
Çevreci maskesiyle iç işlerimize karışan Alman vakıflarının oyununa gelmemek gerekiyor.
İlber Ortaylı hocamızın uyarılarına kulak vermeliyiz.