CHP Genel Başkanı Özgür Özel 31 Mart Yerel Seçimlerine giderken, Şubat 2024 de “3 ayda bir belediye başkanlarına karne vereceğiz.” demişti.
Elbette bu yüzden değil, ama CHP sandıktan birinci parti çıktı. Bugün de hala anketlerde birinci parti...
Bilindiği gibi bu seçimde CHP %37.77 (17.391.548 Oy) oy oranı ile birinci olurken, AK Parti %35.49 (16.339.771 Oy) ile yıllar sonra ilk kez ikinci oldu.
CHP o seçimde 14'ü büyükşehir, 21 il, 337 ilçe ve 48 belde kazanarak toplamda 420 belediyeyi kazanmayı başardı. Büyükşehirler İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Balıkesir, Eskişehir, Denizli, Muğla, Aydın, Tekirdağ, Mersin, Adana ve Manisa olarak sıralandı.
Özgür Özel yerel yönetimlerin başarılı bir performans ortaya koyacaklarından yola çıkarak ilk genel seçimde de iktidar olacaklarını söylemekle kalmayıp, partisinin önüne bunu hedef olarak koydu ve kazandıkları belediyelerle ilgili 6 ayda bir anket yapacaklarını belirterek, “Yerinde sayanı, yerinde tutmayacağız. Partiyi aşağıya çekenlerin bu partide yeri yoktur” demişti...
Tarih 20 Mayıs 2024’tü.. Unuttuk.. Aradan 16 ay geçti, 420 belediyede anket yapıldı mı?
+
CHP 11 Temmuz’da bir genelge yayınlayarak meclis üyelerine “Şirketlerden istifa edin” dedi. 13 Temmuz tarihli gazeteler, CHP Genel Merkezi’nin meclis üyelerinin belediye şirketlerindeki görevlerine ilişkin yeni bir genelge yayımladığını belirtirken, “Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek’in imzasıyla yayımlanan genelgeyle, CHP’li belediye meclis üyelerinin belediyeye bağlı şirketlerin yönetim kurullarında görev alması yasaklandı.” diye yazdı.
Bu konuda önceki genelgeye aldırış etmeyen CHP’lilerin bu genelgeye uyduklarını sanmıyorum.
CHP Genel Merkezi tarafından parti örgütlerine gönderilen 11 Temmuz 2025 tarihli genelgede ‘meclis üyelerinin belediye şirketlerindeki görevlerinden istifa etmeleri’ istendi. Kararın, ‘hem belediyelerin mali yapısının korunması hem de siyasi etik ilkelere bağlılığın güçlendirilmesi amacıyla alındığı’ vurgulanırken, genelgede şu ifadelere yer verilmişti:
“18 ve 19 Mart 2025 ve 27 Mart 2025 tarihlerinde, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yapılması gereken düzenlemelere ilişkin yazı, Genel Merkezce belediyelerinize e-posta yoluyla iletilmiştir. Söz konusu yazılarda; belediye şirketlerinde, ‘Yönetim Kurulu Başkanı’, ‘Yönetim Kurulu Üyesi’, ‘Genel Müdür’ vb. unvanlarla görev yapan belediye meclis üyelerine ilişkin atamaların, belediyelerin mevcut bütçe imkanları da göz önünde bulundurularak, 01.04.2025 tarihine kadar sonlandırılması tavsiye edilmiştir.”
Aradan 4 ay geçti, ‘tık’ yok!
+
Gökhan Zeybek imzalı genelge şöyle devam ediyordu:
“Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler ve bazı belediyelerimize yönelik gerçekleştirilen operasyonlar göstermiştir ki; belediye şirketlerinde görev alan çok sayıda belediye meclis üyemiz, bu görevleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kalmış, bazıları ise tutuklanmıştır.
Bu çerçevede, belediye şirketlerinde görevli bulunan tüm belediye meclis üyelerinin (Yönetim Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi, Genel Müdür vb.) bu görevlerinden ivedilikle ayrılmalarının sağlanması büyük önem arz etmektedir. Gereğini rica eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.”
Bugün 11 Ağustos... Aradan neredeyse bir ay geçti, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerindeki şirketlerde hakkı huzur hakkı alan CHP’li Belediye Meclis Üyelerinin kaçı istifa etti bilmiyoruz.
CHP Muğla İl Başkanı Av. Zekican Balcı’nın çıkıp “Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden şu meclis üyelerimiz, ilçe belediyelerimizden bu meclis üyelerimiz istifa etmiştir” diye açıklamada bulunması şık olmaz mıydı?
Anlamakta zorlanıyorum... Genelgedeki “Bu uygulamanın, partimizin hukuku ve idari sorumlulukları açısından öncelikli olduğu bildirilmektedir.” ifade çok önemli, ama takan yok!
Genelgede ayrıca 18-19 Mart ve 27 Mart 2025 tarihlerinde belediyelere gönderilen yazılarda bu konuda uyarı yapıldığı hatırlatılmakta, ama takan yok...!
+
CHP’de kimsenin takmadığı ‘genelgeler’ mi yoksa Gökhan Zeybek mi?
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) olağan kongre süreci başladı.
Takvime göre, ilçe delege seçimleri 13 Ağustos Çarşamba günü başlayacak, 1 Eylül’de sona erecek. İl kongreleri ise 5 Ekim’de yapılacak. Tüm sürecin ise 5 Kasım itibarıyla kurultayla tamamlanması bekleniyor.
Tabii 8 Eylül’de görülecek duruşmada dava konusu 38. Kurultay iptal edilirse, Kemal Kılıçdaroğlu’na Genel Başkanlık iade edilirse yenilenecek kurultayda mevcut kurultay delegeleri mi yoksa 13 Ağustos sürecinde seçilecek yeni kurultay delegeleri mi oy kullanır bilen yok...
Tabi şu anda mesele bu değil. Mesele, bu Özgür Özel Genel Başkanlığı’nda gerçekleşecek ilk “örgütsel yenilenme”nin nasıl gerçekleşeceği meselesidir. Bu anlamda Muğla’da 13 Ağustos öncesinde sorulacak soru şudur:
Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve ilçe belediye başkanları delege seçimlerine genel merkez adına müdahale edecekler midir?
Nejat Altınsoy’un “CHP’de Belediye Başkanlarına ‘Karışmayın’ Talimatı Ne Anlatıyor?” başlığını taşıyan 4 Ağustos 2025 tarihli yazısına bakılırsa CHP Genel Merkezi’nden belediye başkanlarına “Delege seçimlerine ve ilçe başkanlığı seçimlerine karışmayın” talimatı gelmiş bulunuyor.
Bu bir iddia... Üstelik bu “Karışmayın” talimatının sahibinin Gökhan Günaydın olduğu da söyleniyor...
Peki genelgelere takmayanlar, bu talimata takar mı?
+
Yukarıdaki sorunun cevabı belli...
Başkan Ahmet Aras geçenlerde Bodrum’a gitmiş, orada MUSKİ ile ilgili Bodrum Basını ile buluşmuştu. Sanırım birkaç gün orada kaldı. Ki geçen Perşembe gecesi Bodrum’dan bir dostun tarafımdan sansürlenmiş şu iletisini aldım:
“Ahmet Aras Bodrum’a kamp kurdu. İlçe kongresini dizayn ediyor. Açık açık mevcut yönetime çalışıyor. Büyükşehrin bütün imkanlarıyla sahada. Sadece Bodrum’da değil, bütün ilçelerde yönetimlerin korunmasından yana. Baskı mobing inanılmaz.”
Bu sözler bir iddia... Doğru da olabilir, şaşırmam.. Ancak ‘baskı, mobing’ iddiasına ihtimal vermem. Bodrum Basını ayağa kalkar. O dost “Mahalle delegesi olup bütün bunları dile getirmek üzere kongrede konuşma yapmak istiyordum ama benim siyasi duruşum, cüzdanım kuvvetli değil o yüzden liste çıkaramıyorum. Çünkü delege harici konuşma hakkı yok.” diye yazdı. “Listeyi delmeye çalış” demeye kalktım, “Çarşaf değil, blok.” diye karşılık verdi.
Doğruysa üzücü tabii...
+
Nejat Altınsoy bu konudaki yazılarından birinde “Yıllardır CHP’de delegelerin, il-ilçe başkanlarının büyük oranda belediye başkanları tarafından şekillendirildiği yönündeki değerlendirmeler sır değil. Hatta birçok yerde, “belediye başkanlarının örgütün üzerine ‘ağabey’ gibi çöktüğü, ilçe örgütlerini ya da delegeleri kendi siyasal bekası için dizayn etmeye çalıştığı bir düzen alışıldık hale geldi.” derken doğru söylüyordu.
Hem böyle gelmiş böyle mi gidecek?
CHP’nin kısa süre önce gerçekleştirdiği tüzük kurultayında, “belediye çalışanlarının kongrelere aday olamayacağı ve il-ilçe yönetimlerinde görev alamayacağı” hükme bağlanmıştı. “Keşke o kurultayda belediye çalışanlarının delege olamayacakları da hükme bağlanmış olsaydı...” denilebilir, ama ne yaparsanız yapın CHP’li Belediye Başkanlarının bulunduğu yerlerde belediye başkanlarının; bulunmadığı yerlerde de il, ilçe başkanlarının belirleyici olacakları kaçınılmazdır...
+
Nejat Altınsoy’un söz konusu yazısının altına Muğla SMMM Odası Başkanı Halilibrahim Sağuş
“Milletvekilleri delegeler üzerinde belediye başkanları kadar tahakküm kuramaz.çünkü balediye başkanları icranın başında olduğu için başkanların konumu biraz daha farklı olduğunu düşünüyorum.Yine de evet vekillerde karışmamalı.” derken emekli Sendikacı Necdet Doylan şu ifadelerde bulunmuş:
“Belediye çalışanları niye aktif siyaset yapmasın demokrasi adalet diyen bir partide bunu anlamış değilim. Belediyeden maaş alıyor yeter mi diye düşündüler bu tüzüğü yazıp oylayanlar.. Belediye işçilerinden kaç tane kurultay delegesi var? Bu tüzüğe bakmak lazım. CHP’li belediyeye zaten %80 CHP’li olanlar işe alınıyor. Sen seç seçilme mantığı ne, bunu yapıncaya kadar CHP’yi belediye başkanı hegemonyasından kurtaracak başka yol yok mu ki işçinin siyasi geleceğini seçilme hakkını elinden alıyorsun...”
Milas’tan Nevzat Çağlar Tüfekçi de “CHP Milas Delege Seçimlerinde Anahtar Listeye Hayır” başlıklı yazısında, parti üyesinin özgür iradesine saygı duyulmasını istemiş. “Delege seçimleri çarşaf liste ile olmalı, parti içi demokrasi işletilmelidir...” ifadesinde bulunmuş. Bende şu ifadede bulunayım:
“Sayın belediye başkanları sürece müdahale eder, parti içi demokrasiye gölge düşürürseniz. Anahtar listenizde yer almayanlar bunun hesabını adaylığınızda sorarlar...”
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Ne gelir elimizden insan olmaktan başka.--Edip Cansever