Dört büyük kulübümüz “Dernek” yasaları ile yönetiliyor.
Bu nedenle yöneticiler, uzun vadeli projeleri yürürlüğe koyamıyorlar.

Kulüpler, kısa zamanda başarıya ulaşmak için, yabancı teknik direktör ve futbolcu transfer ederek işe başlıyorlar.
Yabancı teknik direktörler ve futbolcular, bizim gibi gönülden ve tutku ile takımlarımıza bağlanamıyorlar.
Bu da çok doğal...
Yabancılar, profesyonel insanlar; olaylara da profesyonelce yaklaşıyorlar.
Bu yaklaşım da, arzu ettiğimiz başarıyı getiremiyor.

Aldığımız futbolcuların defolu bir yanı olmasa bu futbolcuları bize satarlar mı?
Yabancı futbolcu almayalım, demiyorum.
Alınsın. Ama Afrika ve Türk devletlerinden yetenekli gençleri biz bulalım, yetiştirelim, Avrupa’ya biz satalım.

Yetenekli genç arama işini, ülke içinde de ciddiyetle yapmalıyız.

Bu konuda becerikli miyiz?
Bence hayır.
Örnek olarak, Muğla şehir stadyumunu gösterebiliriz.
Muğla stadyumu şehir içinde kalmış ve şehir yaşamını zorlaştırıyordu.
Ayrıca şehir stadyumunun dört köşesi 1938 yılında belirlenirken, stadyum doğu-batı istikametinde yanlış konumlandırılmış.
Eski tribünler yıkıldı.
Yeni tribünler yapılırken, bu yanlışın düzeltilmesi mümkün idi.

Böylece güneşin her iki takıma eşit etki etmesi sağlanır.
Ama bu altın kural, Muğla stadının yeni tribünleri yapılırken dikkate bile alınmadı.

Spor aşkıyla ne dostluklar ve ne ekonomik anlaşmalar yapıldığını hepimiz biliyoruz.
Dört büyük kulübümüzün uzun vadeli programlar yapma ve uygulamalarının önü açılmalıdır.

Kulüplerimiz borç içinde iken, yönetime gelen kişilerin kısa bir zaman sonra zengin iş adamına dönüşmelerini de daha ciddi şekilde takip etmeliyiz.

Futbol ve sporun mucizesini kullanmayı öğrenmeliyiz.
Bu da, doğru işler yapmakla mümkün olacaktır.