TELEFON ŞİFRESİNİ VERMEDİ

Niyazi Atare gözaltında iken, tutuklanmadan önce Murat Sökdü arkadaşımız 31 Ekim 2025 tarihli OdaTV‘de yer alan haberinde Atare’nin karakoldaki ifade tutanaklarına dayanarak şu ifadelerde bulundu:

Muğla’nın Bodrum ilçesinde CHP’li Belediye Meclis Üyesi Niyazi Atare, iddiaya göre Mumcular’da inşaat yapan bir iş insanından, belediyedeki izin sürecini hızlandırmak karşılığında 1 milyon TL istedi. İlk etapta 150 bin TL aldığı öne sürülen Atare, daha sonra izinleri çıkaramayınca belediyedeki koordinatörlük görevinden ‘ sağlık gerekçesiyle’ istifa ettiğini açıkladı. Ancak bir süre sonra iş insanından ikinci ödeme olarak 400 bin TL talep etti. Şüphelenen iş insanı durumu savcılığa bildirince, KOM ekipleri seri numaraları alınmış paralarla operasyon düzenledi. Bodrum Gümbet’te buluşma sırasında 400 bin TL’yi teslim alırken suçüstü yakalanan Atare, gözaltına alındı. Gece boyunca evinde arama yapıldı; telefonunun şifresini vermediği öğrenildi. Siber suçlar birimi devreye girdi.

Sanıyorum Siber suçlar birimi şifreyi çözmüş olabilir...

*

RÜŞVET ALMADIM”

Odatv’nin ulaştığı şüpheli ifade tutanağına göre Bodrum Belediyesi Meclis Üyesi Niyazi Atare, “rüşvet” iddiasıyla alınan ifadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.

Murat Sökdü arkadaşımızın haberinde bu konuda da şu ifadelere yer verildi:

Soruşturma kapsamında 30 Ekim 2025’te gözaltına alınan Atare’nin, evinde ve aracında yapılan aramada ABD doları ve Türk lirası cinsinden paralar bulundu. Ancak Atare, bu paraların rüşvetle ilgisi olmadığını, ‘CHP Bodrum İlçe Başkanlığı’nın düzenleyeceği Cumhuriyet Balosu için toplanan bilet parası’ olduğunu savundu. Atare, emlak danışmanlığı yaptığını belirterek, ‘Şahıstan herhangi bir şekilde rüşvet almadım. Ele geçirilen paralar mesleki gelirlerimle ilgilidir. Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum’ ifadelerini kullandı.

İfade tutanağında Atare, hakkında suçlamada bulunan Tayfun Çelik isimli kişinin beyanlarını da reddetti:

Bu şahıs, meclis üyeliğim nedeniyle bana iftira atmıştır. Belediye üzerinde karar yetkim yoktur. DSI ayrı bir kurumdur. Rüşvet almadım, kimseden para istemedim.’

Atare, ifadesinde ayrıca ‘Bodrum Belediyesi Genel Koordinatörlük görevinin olmadığını, meclis üyesi olarak sadece görevini yürüttüğünü’ söyledi.

*

AVUKATLARDAN ORTAK AÇIKLAMA: İDDİALAR TEMELSİZ”

Niyazi Atare’ye iki avukat hukuk desteği veriyor. Emniyette sorgulanmasında yanında Bodrum Belediye Meclisi Üyesi Azat Öztürk yer alırken, Savcılık’ta Av. Merthan Ece’de dahil olmuş.. Her iki avukat müvekkilleri ile ilgili suçlamaları “çelişkili ve temelsiz” olarak nitelendirirken, bu konu Murat Sökdü’nün haberine şöyle yansıdı:

Avukat Merthan Ece, tutanakta yer alan beyanında şunları kaydetti:

Müvekkilim Atare’ye yöneltilen iddialar tamamen çelişkilidir. Dosyada yer alan belgeler rüşvet değil, belediye işlemleriyle ilgisiz evraklardır. Müvekkilim hiçbir şekilde haksız menfaat sağlamamıştır.’

Tutanakta yer alan ifadeye göre, Atare’nin evinde ele geçirilen 6000 ABD doları için de açıklama getirildi. Atare, söz konusu paranın Herodot Kültür Merkezi’nde yapılacak Cumhuriyet Balosu için satılan biletlerden toplandığını söyledi; ‘Yaklaşık 150 bilet satılmıştı. Bu para bilet karşılığı toplanan bedeldir.’ İfade tutanağı 31 Ekim 2025 günü saat 04.50’de tamamlandı. Atare, ifadesini şu cümlelerle sonlandırdı: Ben kesinlikle üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Bu kişi meclis üyeliğimden dolayı hakkımda asılsız beyanda bulunmuştur.

Sonrası malum... Operasyonun ertesi günü (31 Ekim) CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Yedek Üyesi emlakçı İbrahim Çırakoğlu'da göz altına alındı. Emniyetteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilen iki isim, çıkarıldıkları mahkemede gece saatlerinde tutuklanarak cezaevine gönderildiler...

*

ARDI ARDINA GELEN AÇIKLAMALAR NEYİN TELAŞI?

Bütün bu süreç yaşanırken, Bodrum Haber’den Mustafa Gündoğ’un ifadesiyle “Durumdan vazife çıkaranlar ardı ardına açıklama yapıyor.”.. İlk açıklama Belediye Meclis Üyelerini olağanüstü toplantıya davet eden Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’den geldi.

Gündoğ “Açıklamada ne denildiği anlaşılmasa da, Bodrum Belediyesinin konuyla ilgisi olmadığını ileri sürerek, yargı sürecine ve hukukun üstünlüğüne dem vurarak, olaydan belediyeyi nasıl yara almadan kurtarırız peşine düşülüyor.” diye yazdı ve şöyle devam etti:

Ardından Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Yönetimi tarafından yapılan açıklamada, ‘Parti üyesi Niyazi Atare hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, partimizin etik ilkeleri ve kamu güvenine verdiğimiz önem gereği, ilgili üye tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle Parti Disiplin Kurulu’na sevk edilmiştir.’ deniliyor. Olayı birlikte yorumlayalım demek isterdim, lakin yapılan açıklamaları okuyunca görüyorum ki ‘yoldaş’ dedikleri insanın cenaze namazı kılınmış, mezara fazla toprak atarsam olay bana bulaşmaz derdine düşülmüş.

Bu arada ben 1 Kasım 2025 tarihli “Muğla CHP'de rüşvet sarsıntısı, sırada kim var?” başlığını taşıyan bu konudaki ilk yazımda “Niyazi Atare’yi Disiplin Kurulu’na kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak sevk eden CHP İl Yönetimi İ.Ç’yi neden sevk etmedi? Birini suçlu bulup, birini bulmadı mı?” sorusunu sorarken, aynı gün, Cuma gecesi Atare ile birlikte tutuklanan CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Yedek Üyesi emlakçı İbrahim Çırakoğlu’nun da disipline sevk edildiği haberi geldi...

*

SARI ÖKÜZ MÜ, VURUN ABALIYA MI?

Mustafa Gündoğ’un yukarıdaki yazısı “Niyazi Atare hakkında yargı bir hüküm verecektir. Ancak yargıdan önce hüküm verenler bu kısmı iyi okuyun. Bodrum Belediye Başkanı Mimar Tamer Mandalinci ve CHP Muğla İl Başkanı neyin telaşına düştüler dersiniz?” diye devam ediyordu.

Gündoğ’un yazısına yarın devam ederiz.

Önceki gün saat 18.00 sularında CHP Muğla İl’den İbrahim Çırakoğlu’nun disipline sevki ile ilgili yapılan açıklamayı sosyal medya hesabımda “İmamoğlu'nu disipline sevk etmeyen CHP Çırakoğlu’nu da disipline sevk etti” başlığı ile paylaştım.

Tabii hemen “İmamoğlu’nu niye karıştırıyorsun, o hukuki değil, siyasi bir dava” diye tepki gösterenler oldu. Canları sağ olsun... Ben burada bir çifte standart olduğunu düşünüyor ve yukarıdaki “Niyazi Atare’yi Disiplin Kurulu’na kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak sevk eden CHP İl Yönetimi İ.Ç’yi neden sevk etmedi? Birini suçlu bulup, birini bulmadı mı?” sorumaşu sorularımı ekliyorum:

“Bodrum Savcısı Niyazi Atare’yi tutuklamadan önce disipline sevk eden CHP İl Yönetimi bunun içim talimat aldı mı? Almadı ve kendi kararları ise İbrahim Çırakoğlu’nu da sevk etmek için talimat beklemedi ise neyi beklemiş olabilir? CHP İl Yönetimi’nde bu iki kararın alınmasını sağlayanların bir bildiği mi vardı? Yoksa Mustafa Gündoğ haklı mı? En önemlisi CHP İl Yönetimi ve Bodrum Belediyesi ‘Sarı öküzü’ mü verdi, yoksa bilmediğimiz bir sorumlulukları varsa ondan kurtulmuş mu oldular?”

*

BİR YANINIZ YAPRAK DÖKER, BİR BAŞKA YER BAHAR

Doğrusu ben CHP kurmaylarının ‘sarı öküzü’ verdiklerini düşünüyorum.

Bodrum Gündem’den Çiçek Yaman Bozoğlu da dünkü “CHP Niyazi Atare'yi Niye Yalnız Bıraktı?” başlıklı yazısında “Seversiniz sevmezsiniz, eleştirirsiniz eleştirmezsiniz... Ama bu partinin yükünü taşımış biridir. Ve kusura bakmasın kimse: Siyaset sadece seçim döneminde hatırlanacak insanlarla yürümez. Bugün Atare’yi sahipsiz bırakan mekanizma yarın kimi bırakacak? Partiyi büyüten sadakat değil midir? Emek değil midir? Yol arkadaşlığı değil midir? Eğer siyaset sadece ‘rüzgar nereden esiyorsa oraya dönmek’ ise, onun adı demokrasi değil, paniktir.” diyordu.

O zaman bu neyin paniğidir?

Eğer böyleyse, yani Niyazi Atare yapayalnız bırakıldıysaönümüzdeki günlerde“yerel yönetim gücü ile yönetilen siyasette pandoranın kutusunu” açabilir...

Sevgili Çiçek yazısında ‘disipline sevklerle’ ilgili “Biz buna siyasette ‘yargıdan önce infaz’ deriz. Masumiyet Karinesi Kimin İçin Var? Hukuk çok açık söylüyor: Suçu ispatlanana kadar herkes masumdur. Bugün savunmasını bile yapmamış bir partili, kamuoyunun önünde yalnız bırakılıyorsa orada hukuk değil, siyaset refleksi vardır. Ve bu refleks aceleci olursa, bedeli olur. Bugün Niyazi Atare’nin günahı ya da sevabı konuşulmuyor. Konuşulan CHP’nin refleksi.” diye devam etmiş...

*

Yeri gelmişken Bodrumlu meslektaşlarımız Abdülkadir Sevindik’in tutuklamadan önce yaptığı “Ortaipolis yazılımının en eski sürümü sistem dışı kaldı...” başlıklı paylaşımını da paylaşmak isterim:

Önce Muğla Büyükşehir Belediyesi Denizcilik A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliği görevinden, sonra Bodrum Belediyesi Koordinatörlük görevinden istifa etti, ettirildi... Son olarak ta dün akşam rüşvet iddiasıyla yapılan teknik takip sonrasında suç üstü yapıldı. Arada da askerlik görevi sırasında aldığı çürük raporuyla ilgili yapılan ihbar nedeniyle, 40 yaşına 5-6 ay kala Ankara'da tam teşekküllü bir hastanede yeniden muayene oldu. Umarım; şimdilik bir şahsın özelinde ve üzerinden görünür hale gelen bu olan biten, ‘temiz siyaset, temiz belediye, temiz bodrum’ beklentisinin miladı olur...”

Ben sadece Bodrum için değil, tüm Muğla için umarım...

Tabii bu yorum üzerine bende garip bir merak uyandı; Niyazi Atare üzerinden bir düğmeye basılmış olabilir mi?

Hem askerlik meselesini 40’ında kurcalamak kimin aklına gelebilir? Galiba önceki günde Niyazi Atare’nin doğum günüydü...

Üzerinden numarası alınmış paralarla 150 bilet parası olduğunu savunduğu 6 bin dolar çıkanNiyazi Atare emniyet ve adliyede 2 avukatla yapayalnız ifade verirken, o bilet paralarının sahipleri abileri ablaları CHP Bodrum İlçenin Cumhuriyet Balosu’nda eğleniyorlardı! Hayat böyledir; bir yanınız yaprak döker, bir başka yerde bahar bahçedir...

Sahi bu olay kimin tekerinin dönmesini sağlar, kimin tekerine çomak sokulmasına yarar...

*

Yine Bodrum’dan Alp Arbak arkadaşımızın “Vurun Abalıya!” başlıklı yorumu ile noktalayalım:

Bodrum Belediye Meclis Üyesi Niyazi Atare, rüşvet iddiasıyla tutuklandı. Burada artık söz bizde değil. Top yüce Yargıda. Kim haklı, kim haksız; suç var mı yok mu, ortaya çıkacak. Ben bu olayı bir kenara koyuyorum. Çünkü benim söylemek istediğim, bu ülkede yıllardır değişmeyen bir refleks. Bir olay oluyor ya da biri gözaltına alınıyor... Hemen iki cephe beliriyor!

- Sevenleri; ‘Yapmaz o! Kesin siyasi!’, ‘Üstüne oynuyorlar!’, ‘Sesini kısmaya çalışıyorlar!’

- Sevmeyenleri; ‘Oh olsun!’, ‘Az bile! Daha neler yapmıştır!’, ‘Sonuna kadar hak ediyor!’

Arkadaşlar... Bir durun! Daha ortada kesinleşmiş hiçbir şey yokken, neyin davasını görüyoruz biz? Bu ülkede haksız yere suçlananlar da oldu. Bu ülkede suçlu olup da aklananlar, üstü kapatılanlar da oldu. Ama çoğu zaman yargı sonunda neyin ne olduğunu ortaya koyuyor. Ben gazeteciyim. Benim işim bilgi ve resmi açıklama. Ortada belge yokken kimseyi linç etmem. Kimseyi de aklamam. Bu yüzden tepki çekerim biliyorum.

Niye konuşmuyorsun?’, ‘Sen de sessiz kaldın!’. ‘Tarafını belli et!’

Varsın öyle olsun. Benim için taraf, hakikattir. Ve hakikatin son sözünü, sosyal medya mahkemesi değil, yargı söyler. İster sevin, ister sevmeyin... Hepimiz önce bir beklemeyi öğrenmek zorundayız. Keşke memlekette herkes önce ‘bir durmayı bilse.’

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Dostluk, çınar gibidir. Meyvesi olmasa da gölgesi yeter. --Alfred Capus