“Merak edilmesin, bir ara bu konuyu da ele alacağız. ‘Basın herkese lazım olur’ diye boşuna demiyoruz…”
Dünkü yazımı böyle noktaladım. Gündem ise yavaşlamıyor. Çeşitlenerek ve daha hızlı değişiyor. Mesela hafta sonunda korsan mı feyk mi bilmiyorum, Siber Haber TV’de yapılan yayında Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’ye dil uzatılmış, nasıl adaylaştığına dair iddialarda bulunulmuş. “Ve Kriptolar Patladı” başlıklı canlı yayın Tamar Tanrıyar tarafından yapılmış. Habercilik mi algı operasyonumu belli değil…
Ama Bodrum’da iki gündür kıyamet kopuyor… Gariptir Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın adı da geçiyor bu canlı yayında, ama Tamer Mandalinci’ye sahip çıkıldı! Milletvekilleri dahil CHP’nin Bodrum ağırlıklı Muğla örgütlerinde öne çıkan isimler ortak ses verdi; Tamer Mandalinci’yi yedirmeyiz…
Bu güzel de bu kadar gürültüye gerek var mıydı? Bir gazeteci olarak bu kanaldan haberim olmadığı gibi Tamar Tanrıyar Hanımı da tanımıyordum. Şimdi tanıyorum... Takibe de aldım... Koparılan yaygara ile tanımayan da kalmadı! Tanrıyar Hanım para verse reklamını yapamaz, Muğla’da bu kadar tanınır olamazdı.
CHP’nin yerel kurmayları ne yaptıklarının farkındalar mı bilmiyorum. CHP’nin gerçekten hasıma ihtiyacı yok…
Daha yayının muhatapları iki başkan, dün Bodrum’da bir araya geldiler, ama açıklama yapmadı... Size ne oluyor? O yayını ben yapsam çoktan tekzip gelirdi. Bakalım o hanıma ve yayın kurumuna dava açılacak mı?
Bekleyip görelim, ama dünkü yazımda “bir ara ele alırız” dediğim konuyu bekletmeyelim…
Konu Büyükşehir Belediyesi’nin billboardları ve Osman Gürün… “Yıllardır Dört Kısa Mola Merkezi Vardı, 2 Yılda 6 Adet Açtık 10 Adet Oldu” ve “Yıllardır Yoktu Biz Yapıyoruz” yazılı billboardların ardında umarım Reklam A.Ş.’nin Gölge Başkanı yoktur…
*
Gazeteci Yazar Orhan Okutan arkadaşımız Fethiye Alternatif Bakış’ta 18 Nisan 2026 tarihli yazısında “CHP’nin Dışarıdan Düşmana İhtiyacı Var Mı?” diye sordu. Güzel soruydu. İhtiyaç olmadığını Tamar Tanrıyar Hanımın “ortaya karışık” koyduğu iddialara verilen “öfkeli kontrolsüz kalabalık” tepkisinde gördük. İğneyi önce kendimize batıralım. Bodrum’da bazı meslektaşlarımızın Tamer Mandalinci’ye sahip çıkan “abartılı yayını”nı ise anlayabilmiş değilim. Çok seviyor olmalılar… Ama abartmamalı da…
Orhan Okutan’ın “İletişim Hatası Değilse: ‘Yıllardır Yoktu’ Kime Yükleniyor?” başlığını taşıyan 18 Nisan 2026 tarihli yazısında “Yıllardır yoktu, biz yapıyoruz” ifadelerinin tartışma yarattığını belirtirken “Bu dil bir hata değilse, afişlerin aynı partinin geçmiş yönetimine yönelik örtülü bir eleştiri taşıdığı yorumları yapılıyor.” dedi.
Orhan Okutan dikkatli ve kibar davranmış… Örtülü değil, düpedüz eleştiri yapılmış. Sadece “yıllardır yapmayanın” adı verilmemiş: Osman Gürün…
Op. Dr. Osman Gürün’ün başkanlığının ilk yıllarında CHP Üyesi bir gazeteciydim. Kendisini benim eleştirdiğim kadar eleştiren de olmamıştır. Ancak hiçbir zaman da itibarsızlaştırmadım… Sağ olsun, “Partili bir gazeteci seçilmişlerini eleştiremez” diyerek disipline verilmem için Adem Zeybekoğlu’na kaç kere talimat verdi unuttum. İki kerede yüksek disiplin kurulluk oldum. Sonunda “Partim işgal altında. İşgal sona erince dönerim. Savunma yapmıyorum. Atın beni.” diye savunma yaptım kurtuldum…
Tarafsız gazeteci olmaz, ama o günden beri bağımsızım!
CHP’li bir Büyükşehir Belediyesi billboardlarından birinde “YILLARDIR DÖRT KISA MOLA MERKEZİ VARDI … 2 yılda 6 adet açtık 10 adet oldu … Söz verdiğimiz gibi değer katmaya devam”, birinde de “YILLARDIR YOKTU BİZ YAPIYORUZ … Kötekli altyapıya kavuşuyor … Söz verdiğimiz gibi değer katmaya devam” ifadeleri yer almış.
Benim eleştirilerim vallahi bu kadar ağır değildi ve ben bir seçilmiş değildim. YDK Üyesi Renzi Kazmaz bu konuda ne düşünüyor acaba?
*
Orhan Okutan yazısına “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kent genelinde sergilediği yeni reklam afişlerinde kullanılan dil şaşkınlıkla karşılandı. Bu bir iletişim hatası değilse CHP içindeki büyükşehir belediye başkanları arasında halef selef çekişmesini gözler önüne seriyor olabilir.” diye kaydetmiş.
Buna çok takıldım… Çünkü Orhan Okutan’ın da vurguladığı gibi, afişler “Muğla Bilsin” alt sloganıyla hazırlanmıştı! “Muğla Bilsin” ifadesi ise yabancı gelmedi…
Anımsadınız mı, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Bodrum’da, Milas’ta ve Menteşe’de bazı “medya kuruluşlarına” bazı tanınmış meslektaşlarımızın “ekran yüzü”, sunucu yapılması ile Ahmet Aras Başkan’ın konuk edildiği rahmetli Turgut Özal’ın ‘icraatın içinden’ programları tadında ve yine Başkan Aras’ın sosyal medya hesabı üzerinden ve galiba YouTube üzerinden de yayınlanan “Muğla Bilsin” video programları paylaşılmıştı.
Sonra ne oldu, amaçlanan olmadı mı ne birden kesilen bu “televizyonculuk harikası” yayın ile ilgili Ahmet Aras Başkan bir paylaşım yapıp “Bu programları bütün kanallarımızla yapacağız. Bu ‘Muğla Bilsin’ projemiz Sayın Levent Arkan arkadaşımıza aittir” demişti.
Yani…
Yukarıda “… billboardların ardında umarım Reklam A.Ş.’nin Gölge Başkanı yoktur…” diyen ifadem olmuştu. Galiba o billboardlardaki afişlerde “Muğla Bilsin” alt sloganı yer aldığına göre, Orhan Okutan arkadaşımızı da rahatsız eden o dil ‘Reklamcı’ Levent Arkan’a ait olmalı…
Ben ‘Muğla Bilsin’i alt slogan değil, Levent Arkan’ın imzası olarak görüyorum…
Orhan Okutan ise devamla “Kullanılan dil özelinde bakıldığında bu bir iletişim hatası ise, afişten çok belediye yönetiminin yetersizliği bir kez daha sorgulanır.” derken, “Yok değilse, bu kez de akıllara şu soruyu getirir: Aynı partiden bir selefi kötüleyerek puan kazanmak mümkün mü?” diye sormuş…
Bana göre bu sorunun yanıtı da Sevgili Orhan’ın bu yazısını noktaladığı şu satırlar olmuş:
“Muğla bilsin ki; bu afişler vatandaşa bir anlatımdan çok, parti içine verilmiş sert birer mesaj niteliğinde. Ancak unutulmamalıdır ki; kurumsal hafızayı ve kurucu emeği yok sayan bir anlayış, kendi geleceğini de pamuk ipliğine bağlar.”
*
Gazeteci Yazar Orhan Okutan söz konusu yazısında o afişleri sorgularken, “Yıllardır Yoktu, Demek Kimin Karnesi” alt başlığı altında bir de şu saptamaları yapmış:
“Muğla Bilsin, alt sloganıyla hazırlanan afişlerde yer alan ‘Yıllardır yoktu, biz yapıyoruz’ ve ‘Yıllardır 4’tü, 2 yılda 10 oldu’ gibi ifadeler, yüzeyde hizmet artışını anlatıyor gibi görünse de, siyasi kulislerde bu dilin doğrudan geçmiş dönem belediye yönetimini hedef aldığı, bir geçmiş eleştirisi yapıldığı, aynı siyasi yapı içinde önceki dönemin yetersiz bırakıldığına dair bir mesaj üretildiği yorumları yapılıyor.
Bu dil, Osman Gürün dönemini doğrudan ‘yetersiz’ ilan ediyor. Oysa siyasi partilerde süreklilik esastır; bayrağı devralan, selefinin üzerine taş koyarak ilerler. Ancak Ahmet Aras yönetiminin, sanki belediyeyi başka bir partiden devralmışçasına kullandığı bu ‘nazire’ dili, parti tabanında da çatlaklara yol açma riski taşıyor.”
Aslında bir yıldan fazla bir süre, hatta Levent Arkan Bey başkanlık katında makam sahibi olacak kadar “güç zehirlenmesi” yaşamaya başlayıncaya kadar Op. Dr. Osman Gürün Başkan, Ahmet Aras Başkan’ın “ağabeysi” idi… Hemen her etkinlikte, hatta açılışlarda beraberlerdi. Zaten açılışı yapılanlar da Osman Gürün Başkan’ın başlattığı projelerdi…
*
Hani aklımdan “mutlak butlan” tartışması gölgesinde “Özgür Özelciler” veya “Ekrem İmamoğlucular” ile “Kemal Kılıçdaroğlucular” arasında ‘rekabet’ serleşmeye mi başladı, bu anlamda Osman Gürün dönemi yok mu sayılıyor diye de düşünmedim değil…
Ama Osman Gürün Başkan dönemi yok sayılırsa geriye “Dünya Kenti Muğla Vizyonu”ndan başka ne ne kalır?
Ne o ne bu ne şu…
Sadece “Sepetçioğlu dansı” ile Perşembe Pazarı girişindeki çay ocağında yurttaşlarla oturup bir yudum kahve içmesi ile değil, selefi Osman Gürün’le fotoğraf vererek de sempati toplayan Ahmet Aras Başkan’ın Orhan Okutan arkadaşımızın altını çizdiği dili kullanacağını sanmıyorum, ama…
Bu yazıdan sonra çıkıp “O dil bana aittir” diyeceğinden de adım gibi eminim artık…
O dil bana göre ise Levent Arkan’a aittir.
Malum Levent Arkan, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Kurucu Başkanı Osman Gürün'e “hakaretten” yargılanmıştır.
Bu yazım yarın da devam edecek. Bugünlük “Siyaset sevgi bağlarıyla veya kin ve nefret duygularıyla yapılmaz” diye noktalayalım diyeceğim, ama Levent Arkan ne siyasetçi ne de belediyeci…
Neyse, bir Muğlalı sözüyle bitirelim:
Ağabeyimi sevmeyebilirim, ama ağabeyimi sevmeyeni hiç sevmem…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Cehalet bizi boğuyor artık. Eskiden zalimin zulmü vardı, şimdi cahilin zulmü! --Meral Okay