"Şahitlik ettiğimiz bu yangınlar karşısında hele ki Muğla'danyangının orta yerinden gözlerin gördüğü, kulakların duyduğu bu tanıklıkkarşısında kendimize gelmeliyiz. Ben, sen, o demekten vazgeçmeliyiz. Bugün"Biz" diyemezsek yarın bu topraklarda "Siz" olarak yaşamaya mahkum oluruz."

Gözlerimizden akan yaşlar yürek yangınlarını söndürmüyormaalesef. Özümüz yanıyor için için. Ateşi harladıkça harlıyorlar. Alevler heryanı sarmış durumda. İçinden çıkamadığımız bir girdapta sürükleniyoruz. Sisler,dumanlar arasında doğacak güneşi arıyoruz. Hayal kırıklıkları, umutsuzluk veelinden bir şey gelememenin verdiği tarifi imkansız çaresizlik. Kızgınalevlerde dağlanan canların sessiz çığlıkları günü güne eklemeyi engelliyor .

Her gelen haberde umutla bir bekleyiş. Ve her haber sonrasıyaşadığımız hayal kırıklığı.. Gittikçe artan kesif karanlığa mahkum olaninsanlığın tabiatın kendisine sırtını dönmesi sonucu yaşadığı çaresizlik.Kayıpta ve boşluktayız. Bunca kayıp, bunca ızdırap, bunca gözyaşı ile yaşanılançaresizliğin isyanı .

Bütün bunların yanında her türlü ekrana yansıyan fotoğrafkareleri. Yanmış, kavrulmuş cennet diyarının yok oluşuna şahitlik edengörüntüler. Kuluçkadaki yumurtalarını korurken yanarken yuvasını terk etmeyenananın insanlara ibretlik yanmış kavrulmuş görüntüsü ve cennet diyarınınsakinlerinin nice yanmış kavrulmuş, küllenmiş ızdırap dolu sahneleri. Bakarkeneriyip gittiğimiz, ciğerimize saplanan yüzlerce iğnenin verdiği tarifsiz acı.Bunca acıya rağmen bir insan olarak akıp giden zamana karşısında nefes alıpvermenin bile imkansızlaştığı demler..

Ve her mezalimde, her afette onca çaresizliğine rağmen bütünmasumiyeti ile yaşam savaşını sürdüren Anadolu'mun saf ve masum insanları.Günümüz şehir medeniyetinde kayıp ilanı verdiren insanlık alemine ibretolunacak manzaralar. Dağ köylerine sırlanmış, saklanmış insanlarımızıngönüllerinde hâlâ yaşattıkları insanlık manzaraları. Teslimiyetin, şükrüniçerisinde onca isyana rağmen şefkat, merhamet zerre zerre yaşamaya devamediyor. Canlarından can bildikleri, Rabbimin bir can emaneti olarak gördüklericanlara tutumları. Hâl dilince mânâya aktarılan sahneler.. Yangın yerine koşanineklerini durduramayan yaşlı amcamın "Durun, gitmeyin!" çığlığı veçaresizliği. Evi, yurdu her şeyini yangına teslim eden çaresiz insanımın oyangın yerinde bir mucize gibi yeni doğumlara müjde olan bir kuzuya bir evlatgibi sarılışı.

İhmal midir, kundaklama mıdır, terör saldırısı mıdır henüznetice vermeyen bu yangının müsebbipleri konusunda değerlendirmeyi tabiî ki hepbirlikte yapacağız. Bunca büyük kayıpların, yitip giden canların ve yineyoksulluğa, yoksunluğa mahkum edilen insanlarımızın bu vahşet sonrasındaderdine deva, şifa nasıl olacağız. Acılar harman yerinde savrulurken atılançığlıklar gökyüzünü aşacak. Sessiz çığlıklar bu kayıpların belki asırlarsonrasına bugüne şahitlik eden bizleri sorgulayacak, suçlayacak.

Suçlu arandığında binlerce bahane, binlerce suçlubulabiliriz. İhmalimiz bugüne ait değil bu kayıpların bedelini emaneti teslim edeyemeyeceğimizgelecek nesiller ödeyecek. Hem de bine bin katarak. Bizler bu anahükmedememenin çaresizliğini hayırla yad edilmeyerek ödeyeceğiz. Bize nebıraktınız ki diyecekler.. Oysa bize bırakılan bu cennet diyarı emanetleri bizhar vurup harman savurduk diyeceğiz.

Şahitlik ettiğimiz bu yangınlar karşısında hele ki Muğla'danyangının orta yerinden gözlerin gördüğü, kulakların duyduğu bu tanıklıkkarşısında kendimize gelmeliyiz. Ben, sen, o demekten vazgeçmeliyiz. Bugün"Biz" diyemezsek yarın bu topraklarda "Siz" olarak yaşamaya mahkum oluruz.

Şahitlikten bu yangının şehidi olan canlarımıza rahmetle sözüaktaralım. Askerlik yaptığı bölgede terörler mücadele esnasında kahramanlıkmakamına gaziliği ile erişen kardeşimiz askerlik dönüşü yangın yerine yardımiçin koşarken şehit düştü. Bu nokta duruş bile bizim için kendimize geliş heryokluğun ardında küllerinden yeniden doğacak bir gücün diriliş çığlığını habervermekte. Bu kahraman evladımızın tüm canlara yeniden dirilişlere şefaatçiolmasını dilerim.

Ve son sözüm içimi dağlayan başka bir yürek yangınına. Biröğretmen için her bir öğrencisi evladı gibidir. Bir anne, baba için bu dünyadayaşanabilecek en büyük acı evlat acısıdır. Turgut Reis Lisesi'nden öğrencim,evladım güzel yürekli, harika bir adam veteriner Burak Kallem'i hunharca birsaldırı sonucu kaybettik. Öfkenin, benliğin vahşetine kurban gitti sevgiliBurak. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Ailesine sabırlar diliyorum.