Haftasonunda, sokağa çıkma yasağının kalkmasıyla kısa bir yürüyüş için kendimizidışarı attık. Eve dönerken parkın köşesinde bir kadının seslenişiylesohbetimizin konusu değişti. Çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadığınısöyleyen kadın bizden yardım istiyordu.

Kadınınsözü uzatmasına fırsat vermeden ve hiç tereddüt etmeden cüzdanımdaki en küçükparayı kadına uzattım. Muhtemelen yine duygularıma yenik düşüp kandırılıyordum.Çünkü bu şekilde defalarca kandırıldım. " Açım, bir yemek parası ." diyeyalvaran kişiye, " Gel, şurada ne istiyorsan sana alayım. " dediğimdehakarete uğradığım çok oldu. Çok büyük bir ihtimalle bu kişi de ihtiyacı olduğuiçin değil, kolay yollardan kazanmayı meslek edindiği için para istiyordu vebenim verdiğim o paraya gerçekten ihtiyacı yoktu.

Haklıolarak, " Öyleyse bir dilenciye neden para verdin? " diye sorabilirsiniz.

Banasöylenenler doğru ya da yalan, ben o kadının ihtiyacı olduğuna inandığım için değil; vermeye ihtiyacım olduğu için çıkarıp oparayı verdim. Verdiğim para, yalan söylüyorsa o kişiyi zengin etmeyecek vebeni de sıkıntıya sokmayacak miktarda bir paraydı.

Az veyaçok, verebildiğimiz ve paylaşabildiğimiz oranda "insan" yanımızın canlı kalabildiğiniunutmamak için verdim. Küçücük bir ihtimal de olsa bir çocuğu, gerçektenihtiyacı olan bir yüreği sevindirme ihtimali olduğu için o parayı verdim.

Sokaklarda,köşe başlarında, kapımıza gelerek yardım isteyen insanlar çoğu kez bizikandırsa da bana yönelen eli boş çevirmemek için verdim.

Gülmekiçin değil, güldürmek için.

Sevilmekiçin değil, sevmek için.

Sevinmekiçin değil, sevindirmek için.

Kazanmakiçin değil, kazandırmak için.

Yaniedilgen değil, etkin olunca; paylaşınca, güldürünce, sevindirince, kazandırıncadaha mutlu olabileceğimizi unutmamak için verdim.

Bu haftaiki güzel haber basına yansıdı. Yüzleri güldüren iki güzel haber.

CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğan, Balıkesir Dursunbey'de yaşanan sağanak yağış sırasındakoyunları telef olan Ali Rıza Çelikel'e 16 koyun göndermiş. Erdoğan, ayrıcaÇelikel'i telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerinde bulunmuş.

" Malcanın yongasıdır ." derler. 16 koyununu kaybetmek elbette Çelikel ailesiniüzmüştür. Bu üzüntüye rağmen Çelikel ailesinin kendisine verilen bu 16 koyunaihtiyacı olmayabilir. Ancak Devlet'in vatandaşının yanında olması, Anadolu'nunbir yanında canı yanan, içi sızlayan vatandaşından haberdar olması gerekiyor.İhtiyacı olsun ya da olmasın, ölen 16can için akan gözyaşını dindirmesi, hüzünlü yürekleri sevindirmesi gerekiyor.Bunun için de haberdar olması, verebilmesi ve paylaşabilmesi gerekiyor.

Bir diğergüzel haberin kahramanı ise polislerimizdi. Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürlüğü,Reyhanlı'da ikamet eden ve yolda yürüdüğü sırada kurbanlık için biriktirdiğiparayı kaybeden 80 yaşındaki Rahme teyzeye bir sürpriz yapmış. Yaşlı kadının kurban kesemeyeceği için çok üzgünolduğunu öğrenen Reyhanlı polisi, aralarında topladıkları parayla bir kurbanlıkalarak Rahme teyzeye hediye etmişler. Hediye kurbanlığı evinin kapısında görenRahme Teyze'nin sevinç gözyaşları ve duaları hepimizi duygulandırdı.

İşte,böyle olmalıydı. Rahme teyzenin kurbanlık koyuna ihtiyacı yoktu, çünkü onunkurbanı çoktan Allah'a ulaşmıştı. Ancak o polislerin, verebilmenin,paylaşabilmenin ve sevindirmenin verdiği mutluluğa ihtiyacı vardı.Sevindirmenin sevinmek olduğunu, sevmenin sevilmek, güldürmenin gülmek olduğunuunutmamak gerekiyordu.

Devletolmanın vatandaşlarının sorunlarından, acılarından, ihtiyaçlarından haberdarolmayı; insan olmanın da etrafımızdaki insanların sorunlarına, acılarına,ihtiyaçlarına karşı sorumlu olmayı gerektirdiğini unutmamak gerekiyordu.

Varsın,bazen birileri bizi kandırsın.

Bizanlatılan yalanlara kandığımız için değil, inandığımız için verelim. Küçücükbir ihtimal de olsa sevindirmenin getireceği sevince ihtiyacımız olduğu içinpaylaşalım. Hüzünlü yürekleri sevindirmek, gözyaşı döken gözleri güldürmek içinverelim.

Gerisinisahtekarlar ve yalancılar düşünsün.