PARTİ İÇİ DEMOKRASİ...

Dünkü yazım son zamanlarda en çok okunan ve yorum alan yazılarımdan biri oldu. Hatta o yazılarımın içinde en çok öne çıkanı... Yazımın okunmasını sağlayan Ali Turbalıoğlu’nun söz konusu il başkanı adaylığı mı yoksa Ahmet Aras Başkan’ın CHP’de delege seçimleri ve ilçe kongreleri sürecine müdahil olup olmayacağı meselesi mi oldu anlayamadım. Tabii her ikisi de etkili olmuş olabilir.

Yazıma gelen yorumlardan biri Bodrum CHP’de Parti Eğitmeni Çiğdem Erko’ya aitti. Partisindeki kimliğinin yanında Bodrum’un ‘yaşam savunucusu’ aktivistlerinden biri olan Çiğdem Erko “Bodrum'u da tek aday, mavi liste ile duyurmakta beis yok. Vekiller zahmet etmesinler, atı alan Üsküdar'ı geçti. Pek çok yerde, sürecin tam ortasında duran Belediye Başkanlarının misafiri olacakları da net idi zaten.. CHP’de parti içi demokrasi başka bahara kaldı ve o bahar gelemiyor bir türlü!.” diye yazmış...

Öyle görünüyor... Oysa ülkeye demokrasi getirme iddiasındaki bir partinin kendi içindeki demokrasi meselesini halletmiş olması gerekirdi.

Tabii umutsuz da olmamalı... Belki ilçe kongreleri öncesi musallat olmayı bırakırlar...

+

Dünkü yazımda Ali Turbalıoğlu ile ilgili şu ifadelerim olmuştu:

Ali Turbalıoğlu’na ‘Aday mısın?’ diye sordum. Gülerek ‘Nejat ağabey yazmış, aday olduğumu O’nun yazısından öğrendim. Sağ olsun bizi bu kutsal göreve yakıştırmış. Şu anda aday değilim. Bu işler önce inanç, sonra vakit ve nakit meselesidir. Ben de üçü de var, ağabeylerim, kardeşlerim, partimizin emekçileri ‘hadi yürü’ derlerse görevden kaçmam’ dedi.

Turbalıoğlu başka şeylerde söyledi, şimdilik onları yazmam, ama diyebilirim ki, Ahmet Aras Başkan delege seçimlerine ve ilçe kongrelerine burnunu sokmazsa daha çok il başkanı adayı çıkacaktır...

Çiğdem Erko’nun sitemine de bakılırsa Bodrum ve benzeri yerlerde “delege seçimleri” ile ilgili yapılacak bir şey kalmamış olabilir. Ancak Ahmet Aras Başkan ilçe kongrelerinin gerçekleştirilmesinde ve “il delegelerinin” belirlenmesinde örgütün rahat bırakılmasını sağlayabilir.

Su akar yatağını bulur nasılsa... Benim asıl dikkatimi çeken dün Ali Turbalıoğlu’ndan gelen yorum oldu. Doğru anladıysam Turbalıoğlu dün yazımın altına yaptığı yorumla “adayımsı” oldu...

+

Ali Turbalıoğlu dil bilgisinin, yazım kurallarının bizden beter başını gözünü kıra yara kaleme aldığı, duygularını düşüncelerini oldukça naif, içinden geldiği gibi sayfama akıttığı yazı/yorumunda “Bu işler önce nasip” diyerek şu ifadelerde bulunmuş:

Benim şirketim yok. İhale işim olmaz. Yıllarca esnaflık yaptım, ne bir belediye ihalesine girdim ne de devletin.. Yıllarca hayvancılık yaptım, hiç bir kuruma tavuk dahi satmadım. Helal kazandığımızın hesabını nasıl vereceğimizin Tanrı korkusunu içinde yaşayan biriyim. Ne birinin hakkını yerim yediririm ne de kendi hakkımı yediririm.

Ben hayatım boyunca bende küçüklere abilik etmeye çalıştım. Benden büyüklere kardeşlik etmeye çalıştım. Kimseden bir şey beklemeden.. Şimdi ben sizlere bunu yaptım kardeşlik, abilik yapma sırası sizde demem, ama karşımda da durmalarını istemem.

Rabbim nasip ederse süs biberi gibi belediye başkanlarımızın sabah akşam yanlarında değil onların işini kolaylaştırmak için halkın içinde onlar gibi giyinen onlar gibi kahvede, sofrada oturan, iyi gününde acılı günlerinde yanlarında olan biri olmak istiyorum.

Ben bu ifadeleri “Ali Turbalıoğluca” bir adaylık açıklaması olarak kabul ediyorum...

+

İL BAŞKANI PROFİLİ

Ben Ali Turbalıoğlu’nun yazı/yorumundaki “Rabbim nasip ederse süs biberi gibi belediye başkanlarımızın sabah akşam yanlarında değil onların işini kolaylaştırmak için halkın içinde onlar gibi giyinen onlar gibi kahvede, sofrada oturan, iyi gününde acılı günlerinde yanlarında olan biri olmak istiyorum.” sözleri ile şu sözlerini de bir “İl Başkanı profili” çizmiş diye kabul ettim.. Ki Turbalıoğlu şöyle devam etmiş:

Ben duyduğuma değil gördüğüme inanırım abi, o yüzden sahada halkın içinde olacaksın ki görebilesin. Rabbim bizleri nefsine yenik kullarından eylemesin efem. Beni biri şikayet etsin, eleştirsin, hatta sövsün dövsün, ama Allah’a şikayet etmesin. Ben öyle ilçe kongreleri bi netleşsin bakarız ederiz diyerek köşede bekleyecek karakterde biri değilim. Hani diyoruz ya devrimciyiz diye işte öyle korkmadan, geçmişi temiz biri olarak adayız derim. Gider anlatırız delegelerimize, ilçe başkanlarımıza, belediye başkanlarımıza neler yapabileceğimizi, kabul görürse devam ederiz, görmezse de çekiliriz Efem.

İnsanın bi duruşu olmalı. Ben bu duruşumu hayatım buyunca gösterdim, hem söylemle hem eylemle.. Atatürk’ün partisinin hiç bir neferi korkmamalı, pusuya yatarak siyaset yapmamalı. Umarım ve hayırlısı neyse olsun, ülkemiz partimiz için kendim için..

+

ALİ TURBALIOĞLU’NA İLGİ VAR

Ortak dostumuz Ahmet Tan Karaosmanoğlu da sayfama “Ali Turbalıoğlu efe sen olmuşsun. Gözüm de; elinde mikrofon konuşma yapıyormuşsun gibi canlandı. Bence yakıştı da. Yolun açık olsun. Başarılar.” diye yazdı. Ben de dünkü yazımda, “Yürü be Ali Turbalıoğlu, kim tutar seni..” demiştim. Şimdi sözüm gelen tepkilerin ardından daha bir güçlü geçerli... İşte o yorumlardan biri:

Bodrum’un önceki Belediye Meclis Üyelerinden Nurten Çakıcı Bıçak;

Ali Turbalıoğlu işte bu yazdıklarından dolayı, bu samimiyetinden, korkusuz siyaset yapmandan dolayı seni canı gönülden destekliyorum. Kimseye gebeliği olmayan kişiler siyaset yapsın. Güç neredeyse oraya kayan, rüzgarın savurduğu insanlardan, ne vatana ne de millete fayda gelmez. Koltuk için kendilerini küçülten insanları gördükçe, keşke bu insanları tanımaz olsaydım diyorum. Siyasette ya onurluca kazanacaksın, ya da onurluca kaybedeceksin. İnsanın önce kendine saygısı olacak... Adalet, vicdan, merhamet, yürek kimde varsa ben onunlayım. Yolun açık olsun..

Şimdi okurlardan “Ali Turbalıoğlu aday olur da kaybederse ne olacak?” diye soranlar da olacaktır.

Nurten Çakıcı Bıçak’ın dediği gibi “onurluca” kaybeder... Kendisinden ve mevcut il başkanından daha iyi yapacak biri çıkar kazanırsa emrine girer...

Hatta benim tanıdığım Turbalıoğlu, aday olmuşsa ve kendisini aşan biri çıkarsa çekilir de...

+

İL BAŞKANI ZEKİCAN BALCI NE YAPACAK?

Dünde vurguladım, İl Başkanı Av. Zekican Balcı’nın aday olup olmayacağı belli değil... Ali Turbalıoğlu’nun dediği gibi ilçe kongrelerinin sonucunu bekliyor olabilir mi bilen yok.

Bilindiği gibi İl Başkanı Av. Zekican Balcı, dönemin CHP İl Başkanı Hüseyin Erol’a karşı aday çıkarılmıştı. Hüseyin Erol o kongreyi dönemin Osman Gürün iktidarının il başkanı olduğu için kaybetmişti.

Aslında Av. Zekican Balcı’nın kongreyi kazanması da kolay olmamıştı.

Av. Zekican Balcı’yı Marmaris’ten aday çıkaran ise başta dönemin milletvekilleri Burak Erbay ve Mürsel Alban olmak üzere yine dönemin Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay ve Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat olmuştu... Bu ekip o zaman CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın ve dolayısıyla dönemin Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın da desteğini almıştı...

Zaten o günlerde Osman Gürün ve dolayısıyla İl Başkanı Hüseyin Erol’a karşı olmayan kalmamıştı... Ki Av. Zekican Balcı’yı tanıyan bile yoktu...

Bu “Osman Gürün karşıtı” ekip duruyor mu?

Bilen yok... Osman Gürün ekibinin hala diri, aktif durmakta olduğu biliniyor.

Bilinen bir şey daha var, o da Marmaris Belediye Başkanlığı sona erdikten sonra partisinden de ihraç edilen ve uzun zamandır Yunanistan’da yaşamakta olan Mehmet Oktay’ın Rodos’tan Marmaris İlçe Başkanı Ömer Bozdemir’i desteklediği... Burada ilginç olan Mehmet Oktay ile ihraç edildiği partinin İl Başkanı Av. Zekican Balcı’nın aynı kişiyi destekliyor olmaları..

Sanıyorum Ömer Bozdemir yeniden İlçe Başkanı seçilirse Zekican Balcı da il başkanı adayı olacaktır. Peki sonra... İlk yerel seçimde Marmaris Belediye Başkanı adayı Mehmet Oktay mı Zekican Balcı mı olacak?

Evet oldukça karışık görünüyor.

Eee boru değil, CHP bu... Hem Osman Gürün ekibi duruyor, ama iktidar da “Ahmet Aras ekibi” var!

Ben en çok Ahmet Aras’ı merak ediyorum...

----------                       -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin. --Cemal Süreyya