ÇEVRECİLERE AĞIR SUÇLAMALAR

Bayram tatili devam ediyor... Hiç tatil yapmayanlar olduğu için de utanarak yazıyorum, Hamle’de tatil dün bitti. Benim tatil de... Bayramlaşma notlarına yarın bakarız. Bayramdan önceki hafta Muğla da, Menteşe de o kadar çok olay yaşandı ki neredeyse hiç birini köşeme alamadım.

Menteşe Kent Konseyi yönetimi yenilendi... Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras Menteşe’de “Bayrama yetiştireceğim” dediği çevre yolunu şehir merkezine bağlayan 4 şeritli “Otogar Yolu”nu yetiştirdi... Başkan Aras, Mumcular Barajı’ndan su sağlayamadıklarını belirterek, Bodrum Yarımadası için alarm verdi. Bodrum’a yetecek kadar suyu sağlamak için alternatif projeler üzerinde çalıştıklarını söyledi... Termik Santrallerin kapatılması için İdare Mahkemesi’nde açılan davaların duruşmalarına geçildi. Akbelen’de yeni ağaç kesimine izin veren kararın iptali için açılan davada, İkizköylülere destek için gelen TBMM Başkan Vekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Başkan Aras’ı ziyaret etti. Biri internette 2 yerel yayın organı feyk hesapları kaynak göstererek Muğla il merkezindeki bazı çevrecilere ağır suçlamalarda bulundu. Yayınlarda adı geçen çevrecilerle ilgili “acaba” dedirten iddialar ortaya atıldı... Çevreciler kaynağı belirsiz iddialara tepki gösterirken, bazıları da savcılığa suç duyurusunda bulundu, bazıları ise hazırlık yapıyor.

Termik santraldi, çimento idi, deniz kirliliğiydi derken şehirde “yayın kirliliği” de başladı... Bu hafta bu konuyu ele alacağız. Taraflara sorularımız olacak... Elbette AK Parti Milletvekillerinin hastane sözü ve “Ne olacak Atatürk Stadyumunun hali?” sorusu dahil öteki konularda gündemimizde olacak.

xx xx xx

ÇİFTE MÜHÜRLÜ İNŞAATLA İLGİLİ GERÇEKLER

Geçen hafta Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü tarafından bir kere daha mühürlenmesi yanında 21. ve 24. Dönem İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın ortaya koyduğu iddialar sonucu Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) A.Ş. tarafından yapımı her şeye rağmen devam eden “Marmaris Kızılbük Resort Otel ve Devremülk” inşaatı da gündemdeydi...

Marmaris Kent Konseyi’nin tartışmalı inşaat ile ilgili ortaya koyduğu gerçeklere göre, 1-İnşaat alanında imar uygulaması yapılmamıştır. 2-Sinpaşın son ruhsat yenilemesi 2018 yılında 550 odalı otel 46.000m2 olarak gerçekleşmiştir. Bu gerçek ortada iken geçen dönem CHP’li Mehmet Oktay Başkanlığındaki belediye yönetimi ‘Tadilat’ adıyla hem ruhsatın cinsini hem de metrekaresini değiştirmiş otel+konut ve 122.000m2 çıkartmıştır.Bu da yetmezmiş gibi önce 56 sonra 17 ruhsat daha vermiştir. 3-Kanalizasyon ve su altyapısı yoktur. Altyapının tek sağlayıcısı olan Muğla Büyükşehir Belediyesi durumu bakanlığa bildirmiştir. Bakanlık bu itiraza rağmen ‘ÇED olumlu kararı’ verince Muğla Büyükşehir Belediyesi kararın iptali için dava açmıştır. 4-Sinpaş kendi parselini mahvettiği yetmezmiş gibi 85 milyona ait olan Milli Park alanının, 21 futbol sahası büyüklüğündeki kısmını talan, tahrip ve işgal etmiştir. İşgal alanını büyütmeye devam etmektedir. Bunlara bir madde de ben ekleyeyim;

Danıştay kararı verdi: ‘ÇED olumlu’ iptali davası tekrar görülecek...

xx xx xx

MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN DAVASI REDDEDİLMİŞTİ AMA...

Bu arada Kızılbük GYO tarafından planlanan 206 odalı otel ve 1323 adet devre mülk projesi hakkında 10 Mart 2023 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ‘ÇED olumlu kararı’ verilmişti. Bunun üzerine Marmaris Kent Konseyi, ‘ÇED olumlu kararının’ iptali istemiyle dava açtı. Ancak açılan davada Muğla 2. İdare Mahkemesi keşif kararı vermesine rağmen, aynı taleple Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan davanın reddedilmesi üzerine, bu karar gerekçe gösterilerek Marmaris Kent Konseyi’nin davası da 26 Ocak 2024’te reddedildi. Ardından dosya Danıştay’a taşındı.

Danıştay, “Yeni bilirkişi incelemesi yapılmalı” dedi ve yeni bir bilirkişi heyetiyle hazırlanacak raporla dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğine, bu nedenle de ilk derece mahkemesi kararının reddine hükmetti. Gerekçeli kararın açıklanması sonrası Marmaris Kent Konseyi de “Sinpaş’a karşı verdiğimiz adalet, ahlak ve çevre mücadelemizde Danıştay bir kez daha yerel mahkemenin aleyhimize verdiği kararı bozdu” açıklamasını yaptı. Başkan Acar Ünlü’nün baskın ve mühürlemesine kadar inşaata devam edildi...

Danıştay bu ‘ÇED iptal kararını’ verirken, Simpaş’ın Kıyı Yasası ve benzeri yasalara aykırı denize sıfır devre mülk inşaatı geçen hafta Marmaris’in CHP’li yeni Belediye Başkanı Acar Ünlü tarafından bir kere daha mühürlendi. Bilindiği gibi Başkan Ünlü, Danıştay kararının ardından geçtiğimiz günlerde selefi Mehmet Oktay’ın “girmediği” Simpaş şantiyesine girerek, mühürlemede bulunmuştu. Başkan Ünlü o gün şantiyeden ayrılırken de yetkilileri “Bu yaptığınız suç, bir daha bizi buraya getirttirmeyin. İnşaatı derhal durdurun ve boşaltın” diye uyarmış, inşaat yıllar sonra ilk kez durdurulabilmişti...

xx xx xx

ACAR ÜNLÜ; MARMARİS’E İMAR GETİRMELİYİZ...

“Marmaris Kızılbük Resort Otel ve Devremülk” inşaatı bu defa da (13 Haziran) “Denize beton dolgusu” yapıldığı gerekçesiyle mühürlendi. Başkan Acar Ünlü, bu konuda “Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile yaptığımız tespitlerde İçmeler Mahallesi 2518 parsel önü kıyı alanında kaçak ve ruhsatsız 6 bin 520 metreküplük su içi betonu, 469 metreküplük kronman betonu ve 10 bin 867 metreküplük dolgu yapıldığı belirlendi. Söz konusu imalatların projesinin ve inşaat ruhsatının olmadığını nedeniyle 60 milyon liralık da bir idari para cezası kesildi.” diyerek şöyle devam etti:

3194 sayılı İmar Kanunu ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa muhalefet ve aykırılık nedeniyle yapılan bu idari işlemler ilgili firma tarafından yasal 30 günlük süre içerisinde düzeltilmediği veya ruhsata bağlanarak yasallaştırılmadığı takdirde 30 günlük süre sonunda yıkım kararı alınacak. Alınan bu yıkım kararı ilgilisine tebliğ edilecek. Tebliğ sonrası ilgili firma alınan yıkım kararını 60 gün içerisinde idari yargıya taşıyabilecek

Mühürleme ile ilgili açıklamasında ilk mühürlemenin gerekçesine bir açıklık getirmeyen Başkan Acar Ünlü, Marmaris’in birçok bölgesindeki imar sorunu nedeniyle bölgede yaşayanların mağdur olduğuna dikkat çekerek “Bu yapılanlar belki hukuki olabilir. Ama yıllardan beri bölge insanı imar imar diye inlerken, kişiye özel imar vicdani değil. Sosyal adaleti uygulamalıyız. İmarı getiremediğimiz her gün buraları kaybediyoruz. İmarın gelmediği her gün yapılan kaçak yapılaşmalar doğamızı katlediyor, denizimizi kirletiyor. Çok zengin topraklarda yaşıyoruz ama halkımız imar gelmediği için zengin toprakların fakir bekçisi haline getirildi. Bu nedenle ben bütün yetkili kurum ve kişilere sesleniyorum; sosyal adaleti sağlama adına imarı Marmaris’e getirmemiz lazım” diye konuştu.

xx xx xx

“CUMHURBAŞKANI SİMPAŞ PROJESİNE KARŞI”

Yerel seçimler sırasında AK Parti adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın sık sık “Muğla’nın imar planını yenileyeceğiz” demesinin nedeni bu muydu bilmiyoruz. Ancak artık bildiğimiz Aydın hocanın Muğla ile ilgilenmeye devam ettiği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Simpaş GYO’nun projesine karşı olduğu...

Gerek AK Parti çevrelerinde, gerek Muğla’da pek çok insan 21. ve 24. Dönem İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın yerel seçimlerin ardından Bodrum’daki evinde inzivaya çekildiğini sanırken, kendisinin Muğla’ya dair çalışmalarının devam ettiği anlaşıldı... Aydın hoca bazı gazetelere SİMPAŞ gerçeklerini anlatırken, “Sayın Erdoğan görünce 'Hoca bu nedir?' dedi.” diyerek şaşırtıcı bir paylaşımda bulunmuş. Şöyle:

Muğla mitinginden sonra biz helikoptere bindik Marmaris’e geldiğimizde SİMPAŞ projesinin üzerinden geçerken sayın Cumhurbaşkanı; ‘Hoca bu nedir?’ dedi. ‘Efendim bu SİMPAŞ projesi devre mülk tipi bir satış yapıyor.’ deyince ‘Böyle bir proje mi olur, orman içerisinde denizin kıyısında nasıl olur sen seçimi alır almaz burayı, projeyi derhal incelemeye al’ diye buyurdu. Bu konuşma da şunu gösteriyor; Sayın Cumhurbaşkanının bu projeyle yakından uzaktan bir ilgisi yok, hatta projeyi de desteklemiyor. Dolayısıyla bugüne kadar o projenin Sayın Cumhurbaşkanının desteği altında yapıldığını ima edenlerin de tamamen bir algı yaratmaya yönelik çalışma içinde olduğunu ortaya çıkarmış oldu.

Tabii Prof. Dr. Aydın Ayaydın, AK Parti’nin Muğla oylarını arttırmakla birlikte seçimi kazanamamış olsa da belli ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isteğini yerine getirmiş ve SİMPAŞ projesi sürecini gazetecilik hassasiyetiyle mercek altına aldığını ve verdiği röportajla Muğla’nın ilçeleriyle ilgisini kesmediğini de bir kez daha göstermiş oldu...

xx xx xx

İşte o röportajdan çarpıcı başlıklar:

KANALİZASYON ALTYAPISI YOK, YANARDAĞ TEHDİDİ ALTINDA, DEPREME DAYANIKSIZ!

Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü’nün Simpaş şantiyesine baskını için “Başkanın yaptığı ziyaret sadece inşaat yasağı başladığı için sen yasak olmasına rağmen burada inşaat yapamazsın durdur bunu ziyareti.” değerlendirmesi yapan Aydın Ayaydın, “Tamamen şova yönelik bir işlemdi. Ben olsam basını da çağırırdım. Simpaş dosyasını açardım. Eğer SİNPAŞ’ın yaptığı inşaat projesine uygun her şey düzgünse derdim ki bu belediyenin vermiş olduğu  ruhsat, her şeyi yasalara uygundur boş boşuna bu firmanın ismini lekelemeyin diye açıklama yapardım. Yok eğer verilen ruhsatta birtakım yanlışlıklar varsa gerçekten MUSKİ’nin olumsuz raporlarına rağmen ruhsat verilmiş ise bununla ilgili yaptırım uygulardım.” demiş...

Ayaydın verdiği röportajda “Ben o projeyle ilgili çalışma yaptım araştırdım. Bu projenin ilk aşaması SİNPAŞ ile alakalı değil, başka bir firma, 80’li yıllarda proje hazırlanmış. O projedeki yüksekliğine, o günkü durumuna göre ruhsatını almış. O gün daha az katlı, daha az imarı olan statik hesaplı, depremde çok dayanıklı olmayan bir proje fakat daha sonra uzun süre inşaat yarım kalmış ve beklemiş, daha sonra devredilmiş.” ifadesinde bulunup şöyle anlatmış:

Yani SİMPAŞ bu projenin yaratıcısı değil, ruhsatı alınmış bir projeyi devralmış. Yanlış burada zaten buranın projesi statik hesapları daha az katlı bir proje üzerine yapılmış, depreme çok fazla dayanıklı olmayan görünümlü bir proje. SİNPAŞ aldıktan sonra keşke oranın güçlendirilmesi veyahut da yeni bir statik hesabı yapılsaydı, mevcut olan katlara göre bir statik hesabı yapılsaydı ona göre başvuru yapılmış olsaydı. Çünkü orayı biliyorsunuz orası yanardağın olduğu bir bölge, denizin ortasında yanardağ vardır. Allah korusun Yanardağın harekete geçmesiyle veya fayın üzerinde olduğu için herhangi bir hareket olduğu  zaman orası havaya uçar. Onu da bırakıyorum atılan temeller bir önceki projeye ve öngörülen daha az sayıdaki kata göre atılmış, fakat bugün üzerine katlar yükseldikçe bana göre çöker. Teknik adam değilim ama yıllardır siyasetin içerisindeyim ve bunu anlayabiliyorum, görebiliyorum.

Röportajında “Bir projeye başlamadan önce MUSKİ’ye başvurulur altyapı ruhsatı alınır.” diyen ve ayrıca araştırma yaparken Marmaris Belediyesinden bazı yetkililerle de görüştüğünü belirten Aydın Ayaydın, “MUSKİ buraya olumsuz görüş bildirmiş. Buranın altyapısı yoktur ve altyapı yapılması mümkün değildir demiş. Buna rağmen CHP’li Belediye buraya ruhsat vermiş.” derken şöyle devam etmiş:

Şimdi sordum bu alt yapı onaylanmamasına rağmen nasıl ruhsat verildi diye, dediler ki efendim inşaat firması belediyeye taahhüt etmiş biz buraya paket arıtma sistemi yapacağız diye. Bu işler böyle olmaz önce alt yapıyı yapacaksınız alt yapı yapıldıktan sonra üstyapı yapılır. Doğru mudur değil midir bilmiyorum kimsenin günahını almak istemiyorum, inşaat firmasının da geçmişte çok önemli güzel projeleri var onların da isminin lekelenmesini istemem, ama ortada bir gerçek vardır bu alt yapı olmadan bu bina yapıldığına göre buranın kanalizasyon nereye verilir. Döşenmiş Borularla yer altından denize verildiğini duyuyorum şimdi bu güzelim körfezi eğer böyle bir şey yapıldıysa bu çok büyük bir ihanettir. Kaldı ki buradaki insanlar ev alacaklar ve o denize girecekler. Kendi kanalizasyonlarının akıtıldığı denize mi girecekler sorusu  aklımıza geliyor. Bunu öyle yapmışlardır demem de mümkün değil, çünkü gözlerimle görmedim ama sadece belediyedeki görüştüğüm kişilerden aldığım bilgiler ama bunu araştırmakta idarenin görevi daha doğrusu belediyenin görevi.

-----------------

GÜNÜN SÖZÜ; Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun. --Che Guevara