26 Aralık 2023 günü, Hamle’deki yazımda Arasta’da sohbet etme sevdam ile ilgili kısa bir yazı yayımlamış ve şöyle demiştim:
Muğla Arasta’sını önce Prof. Dr. Metin Sözen’den duymuş; gelir gelmez Arasta’yı gezmiş ve “Ah burada bir yazıhane açabilsem!...” demiştim. Bu idealimi Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’e anlatmıştım. O da “Ben de bi bakıverem.” demişti. Üniversitede fiilen çalışırken sadece arkadaşlarla bir yazıhanem olmasını istemiştim. Olmadı…
15 Temmuz (Ne mübarek gün!...) 2023’te 67 yaşımı bitirince emekli oldum ve Arasta’da yer aramalarım başladı. Şimdilik eski “Angaralı’nın Gave”nin ilerki köşesinde, Semerciler sokağın başında bir yer kiraladım. İnşallah orada güzel sohbetler yapacağız ve güzel projeler o mekânda şekillenecek…
Mekân işi yoluna girdi. Boya-badana, temizlik, yerleşme derken artık sohbet edilecek kıvama geldi. 12 metre karelik bir mekân olsa da arkadaşlarla oturup sohbet etmeye güzel bir fırsat ve imkân oldu.
Arasta romantizmi devam ederken, Türkiye Yazarlar Birliği kurucu başkanı ve şimdi de şeref başkanı olan D. Mehmet Doğan ağabey telefon etti ve “Türkiye Yazarlar Birliği’nin kuruluşunun 45. yılı münasebetiyle bazı illerde temsilcilikler ve şubeler açmak istiyoruz. Muğla’da temsilcilik için seni düşündük. Ne dersin?” dedi. Ben de “45 Manisa’nın plaka numarası ve ben de Manisalı olduğuma göre bu görevi kabul etmek farz olur abi.” diyerek görevi kabul ettim. 1978 yılında henüz DTCF’de öğrenci iken ve Divan dergisini çıkarırken, kuruluşuna şahit olduğum Türkiye Yazarlar Birliği’nin Muğla İl Temsilciliği de bu fakire verilmiş oldu. İşte bu görevi de Arasta’daki mekânda sürdüreceğim inşallah.
BÜRO MU, OFİS Mİ, YAZIHANE Mİ?
Mekân işini halledince, yerin adlandırılması söz konusu olacaktı elbette. Bu tür yerler için “büro” ve “ofis” kelimelerini kullanmak son yıllarda yaygınlaşmıştı. Eskiden bu tür mekânlara “yazıhane” denirdi. Ben de o eski hatıralara istinaden kiraladığım mekâna “yazıhane” dedim. Tabii, hem yazıhane hem de “sohbethane” demek lazım. Çünkü orada sadece yazı yazılmayacak, hatta daha çok sohbet edilecek.
Mekânın elektriğini üzerine devralmak için elektrik şirketine gittiğimde görevli “Mekânı ne amaçla kullanacaksınız?” dedi. Ben de “Yazıhane olarak kullanacağım.” dedim. Şıkları internette işaretlemeye çalışırken baktı ve “Yazıhane olarak sadece avukatlık var. Başka yok.” Dedi. Ben de “Avukatlık yapmayacağız ki… Sadece kültür, sanat, edebiyat, tarih konularının konuşulacağı bir mekân olacak.” dedim. Şıklara baktı ve “ofis” kelimesini tıkladı. Yani ben ne dersem diyeyim, sistem teknik olarak yazıhane kelimesini öldürmüş, yerine “ofis” kelimesini koymuştu.
AGA-DEMİ
Yazıhane’yi açtık; Türkiye Yazarlar Birliği Muğla İl temsilciliği tabelasını da astık…Bir eksiklik hissediyordum. Mekânın işlevini anlatacak bir kelime ile adlandırmamız lazımdı… Düşündük taşındık ve en sonunda AGA-DEMİ’de karar kıldık.
Niye Aga-demi?
25 Kasım 2019 günü ebediyete uğurladığımız Ağabeyim Halil Açıkgöz’ün dostlar arasında lakabı “Aga” idi. Âdetâ adı unutulmuştu ve herkes ona “Aga” diyordu. Rahmetli Aga, bir ara “Serbest Akademi” diye bir web sayfası da düzenlemişti ve evine de “Serbest Akademi” diyorduk. Oraya nitelikli okuyup yazması olan pek çok insan gelir giderdi. O yüzden “Serbest Akademi” idi. Eski öğrencilerimizden Yasemin Akkuş da Aga’ya takılanlardandı. Bir gün ‘Buranın adı Agademi’ olsun” demiş. İlk adım öyle atıldı.
İkinci adımı da sevgili Hayri Ataş attı ve rahmetli Aga’nın çay demlemesindeki hassasiyetinden dolayı, “Agademi”yi “Aga-demi” yaptı.
Artık, dostları Aga-demi’de çaya-kahveye ve sohbete bekleriz.
Çayımız kahvemiz bahane olsun
Mekânımız sohbethane olsun.