İnsanakıl ve irade sahibi bir varlık. Bu iki değer sayesinde doğru-yanlış, iyi-kötü,güzel-çirkin, fayda-zarar ayrımını yapabilen, duygu ve düşüncelerini buna göreşekillendirebilen bir varlık.
Akıl,insan zihninin bir sıfatıdır ve sahibi onun aracılığı ile anlar, idrak eder;onun aracılığı ile iki şeyden birini seçer. Soyut bir varlık olan akıl; insanınsöz, seçim, tutum ve davranışı ile kendisini gösterir.
Allah,insanlara akıl vermiş ve yalnızca akıllı olanlara sorumluluk yüklemiştir. Bununiçindir ki, Kur'an-ı Kerim'de yaklaşık 700 kez " Akıl etmez misiniz? ", " Düşünüpöğüt alan yok mu? ", " Düşünmez misiniz? ", " Hâlâ akıllanmayacak mısınız? " gibiuyarılarla insanlar aklını kullanmaya davet edilmektedir. Diğer taraftan daakıllarını kullanmayanların pişmanlığı, " Şayet kulak vermiş veya aklımızıkullanmış olsaydık, şimdi şu azgın ateşe atılanlar arasında olmazdık! "(Mülk Suresi: 10) şeklinde dile getirilmektedir.
Görülüyorki, insan tercihlerinin faili, amellerinin yaratıcısıdır. Her ne kadar yanlışkader inancına sığınarak kendi seçimlerimizin suçunu kadere yüklesek desorumluluk bize aittir. Dolayısıyla söz, seçim, tutum ve davranışlarımızın bizeverilen aklın ürünü olup olmadığı önemlidir.
Düşünmeningünlük hayattan kovulduğu bir toplum oluverdik. Bu durumu o kadar benimsedikki; " Batı aklın, Doğu gönlün vatanıdır ." (Cemil Meriç) şeklinde birtasnifleme bile yaptık. Düşünen insanı tehlike kaynağı olarak görüp, bu nedenleişlerimizi hep birilerine havale ettik. O kadar ki, imanımızı ve ibadetimizibile aracılara bıraktık. Sorumluluk almaktan korktuk. Farzları arka arkayasıraladık da Allah'ın yüzlerce kez tekrarladığı "aklını kullan" emrine oncafarzın içinde bir yer bulamadık.
Yoksabu daha kolayımıza mı geliyor? Acaba, hesap günü yalnızca akıl sahiplerininsorumlu tutulup hesaba çekileceği gerçeğini yanlış mı anladık? Aklımızıkullanmayınca, düşünmeyince sorumlu tutulmayacağımızı; daha özgür olacağımızımı zannediyoruz?
Oysaaklını kullanmamak, düşünmemek özgürlüğümüzün önündeki en büyük engel.Varlığımızı anlamlı kılan ve farkımızı ortaya koyan aklı kullanmamak, insanınkendisine pranga vurmasından başka bir şey değildir.
Çokda haksızlık etmeyelim, aklı tamamen hayatımızdan kovmuş değiliz. İş çıkar,menfaat ve maddiyat olunca aklını çok daha iyi çalıştıran bir toplum olduğumuzubu koronavirüs günlerinde bir kez daha gördük. Yasakları delmek,kısıtlamalardan kurtulmak, krizi ranta çevirmek için bulduğumuz yöntemler;halimizin o kadar da kötü(!) olmadığını gösteriyor.
Makam,mevki, gayrı menkul ve şöhret müptelası olanların; kurnazlığı akıllılık zannedenlerin marifetlerini görünce durumunçok da vahim(!) olmadığını görüyoruz.
Buahmaklıktan bahsedip de "Aptal Puma Sendromu"ndan bahsetmemek olmaz.
Puma,kedi ailesinin en yırtıcılarından; gizlilik, hız, güç ve üstün görme yeteneğiile en iyi avcılarından biridir. Puma çok zeki bir avcıdır. Koşarken harcadığıenerji miktarı, avı yiyince elde edeceği enerjiden fazla ise koşmaktanvazgeçer. Ormanın güzel avcısı, yenilgiyi kabullenmekten korkmaz, yeni avaramaya başlar. Bir ceylanın peşindeyken geçirdiği zaman ile bir tavşanınpeşinde geçirdiği zaman aynı değildir. Yani puma, attığı taşın ürküttüğükurbağaya değip değmeyeceği hesap ederek avlanır. Elde edeceği şey, harcadığıemeğe değmelidir.
"AptalPuma Sendromu" ise yaşamının her alanında bunun zıddını yapan insanlar içinkullanılan bir deyimdir. Yani bir tavşanın peşinden günlerce koşan, sonra dayakaladığı avını bir öğünde yiyip bitiren pumanın ahmaklığını ifade etmek içinkullanılır. "Aptal Puma Sendromu", bir iş yaparken, karar alırken aklımızın birkenarında bulunması gereken bir kavram.
Neyazık ki; etrafımıza baktığımızda "Aptal Puma Sendromu"na yakalanmış çok insangörüyoruz. Bulunduğu makam, mevki ve pozisyon ile bağdaşmayan küçük şeylerinpeşinde koşan ahmaklar. "Fani dünya" diye diye biriktirme telaşında olanahmaklar. Her fırsatta dürüstlük nutukları atıp, kapalı kapılar ardındabakiyesini arttırmaya çalışan ahmaklar.
Attığınıztaşlar, ürküttüğünüz kurbağaya değiyor mu? Elde ettiğiniz şeyler,kaybettiklerinize değiyor mu? Kazandığınız bakiye; kırdığınız kalpleri tamire,yediğiniz hakları tazmin etmeye yetecek mi? Bugün yetki ve gücünüzle eldeettikleriniz; yarın yetki ve güç elden gittiğinde yaşayacağınız pişmanlık,üzüntü ve öfkeyi dindirebilecek mi?
Montaigne," İnsanın en zavallı hali, kendini bilmez ve yönetemez olduğu zamandır ."diyor. Allah; kendini bilmeden her şeyi bildiğini zanneden, kendini yönetemedenherkesi yönetmeye çalışan "Aptal Puma"lardan bizi korusun.
17.06.2020