"Veşenlikten ayrılırken bunca zorluğun üstesinden gelen dostumun yüzüne baktım.Bir Anka kuşunun gölgesi vurmuştu yüzüne, mutlu ve kendinden emin. Aşk olsun sanadedim o zaman. Aşk olsun sevgili dostum."

İlksohbetimizde hemen farkına varmıştım. Karşımdaki dolu dolu bir insandı. Farklıdüşüncelere farklı bakış açılarıyla genişlik kazandırabiliyordu. Bir de tekyönlü düşünmüyordu. Alternatif fikirlere de pay bırakıyordu. Okuyordu, hem deiyi okuyordu. Karşımdaki gerçek anlamda bir okurdu. Fırsat buldukça onunlasohbet etmek için fırsat yaratmayalım demiştim kendi kendime. Ama yakınmesafede uzaklıkları yaşıyorduk.

Uzakaralıklarla görüşme fırsatı bulduğumuzda yavaş yavaş okurluğunun ötesinegeçmeye başladığını fark ettim. Konuşmalarında okuduklarından daha çok birşeyler üretme, planlama heyecanını yaşadığını fark ettim. Okumak, üzerindedüşünmek ve de konuşmak ona yetmiyordu. İcraata yönelik bir şeyler yapmak istiyordu.Çalıştığı kurumun özelliği gereği kafasında tasarladığı birçok projeyi hayatageçirmeye başladığını fark ettim.

Negüzel bir tesadüftür ki biricik evladının öğretmeni olmuştum. Böylece bir arayagelmek için aramızdaki mesafeler azalmaya başladı. Daha sık görüşebiliyorduk.Her görüşmemizde yürüttüğü çalışmalarda elde ettiği değişimleri ve hedeflediğinoktalara nasıl ulaştığını anlatıyordu. Onu dinlerken bu heyecanın yavaş yavaşbeni de etkilemeye başladığını fark ettim. Bunu ileride iyice fark edecektim.

Birgörüşmemizde yazmaya başladığından bahsetti. Yazılarından örnekleri paylaştıbenimle. Yazılarını okuduğum an karşımda gelişimini tamamlamış, üslubunuoturtmuş bir yazar olduğunu fark ettim. Okurluktan yazarlığa geçen bu sürecitamamlarken ne büyük emekler sarf ettiğini görüyordum. Yazarlık kimliğiniçalıştığı kurum üzerine hazırladığı bir kitapla taçlandırdı. Ve bununla dayetinmedi, kitabının içeriklerinden yola çıkarak eğitim kursları da vermeyebaşladı. Okurken yazarken derken bir eylem insanı olma yolunda ilerliyordu.

Birgün evlerine davet ettiler. O gün hayatımdaki milatlardan biri oldu çıktı. İlkihayatımda o gün ailecek hakiki bir kardeş, hakiki bir dost kazanmış oldum. Odostluk eli bugünkü yaşadığım zenginliğin ve güzelliklerin temeli oldu. O günkarşımda çok farklı bir insan gördüm. Hayatın akıp gittiğini, insan iradesininçok güçlü olduğunu, üretmek ve hizmet etmek için bu kısa zamanı çok iyideğerlendirmek gerektiğini söylüyordu. Hayata dair planları vardı. Bu planlarıileriki yıllarda tek tek gerçekleştirdiğini görmekten ve bizzat tanıklıketmekten büyük bir mutluluk da duyacaktım aslında.

Ogece sevgili dostuma artık yazarlığının farklı boyutlara taşıması gerektiğini,yazdıkça üslubunun da zenginleşeceğini söyledim. Asıl amacım artık bu kaleminokurla buluşmasını sağlamaktı. Ve küçük bir bağlantıyla yerel bir gazetedehaftalık yazılar yazmaya başladı. Yazarlığın can suyu köşe yazarlığıyla niceummana kavuşacaktı.

Okur,yazar, köşe yazarı, eğitmen, eylem ve proje adamı derken dostumuz biryayınevinde editörlük yapmaya başladı. Biyografisinde eserler hanesineekleyeceği kitapların her biri ardı ardına gelmeye başladı. Okuyor, not alıyor,sorguluyor ve hedeflediği noktada bir kitapla sonuca ulaşıyordu. Artık yaşadığıyere de sığmıyordu enerjisi. Büyük şehirlerde daha üst görevlerde üretimleridevam etmeliydi, etti de. Çalıştığı kurumda çok kıymetli projelerin oluşumunakaynaklık etti, hazırlanıp yaşama geçmesini sağladı.

Gösterdiğibütün gelişim sadece kendi hayat ekseninde gitmiyordu. Tanıştığı ve dostlukhalesine eklediği insanlara da el veriyordu. Okur, yazar, köşe yazarı, eğitmen,eylem adamı, editör derken liderlik kimliğini perçinlemeye başladı. Sevgilidostum benim hayatımın akışına da can suyu verdi. Yıllardır yazdığım yazılarıyerel bir gazetede ya da müstear isimlerle yayınladığım dergiler dışında birkitaba dönüştürme fikri ondan çıktı. İlk kitabımın o yılların şartlarıylahayalini kurduğum halde çıkmasına vesile oldu.

Tamam,rüyalarım gerçek olmuştu. Kitabım da basılmıştı ama sevgili dostumun heyecanıtükenmek bilmiyordu. Yazmalıyız, üretmeliyiz. Bir çiçekle bahar olmaz, diyordu.Bir de yanına aynı kafadan bir yayıncı da bulunca hızlarının önünegeçilmiyordu. İki senede ikinci kitap nasıl basıldı anlayamamıştım.

Çalıştığıkurumda yaptığı hizmetler, alanında hazırladığı çalışmaların insanlara verdiğikurslarla yaptığı eğitimler yetmiyordu. Yayınevinin de kurumsal yapısınadoğrudan yaptığı dokunuşlar, Türkiye'nin münbit ikliminde gün ışığına çıkmayıbekleyen kalemlerin eserleriyle kendini göstermesi için nasıl çalışıyordu. Hertanıştığı yazar ve eseri onun için yepyeni keşifler anlamına geliyordu.Editörlük olarak kapağından mizanpajına tashihine ve kitap olarak basımaşamalarında ne gerekiyorsa hepsi için adım adım kendini yetiştiriyor, bu yoldaöğrenmesi gereken ne varsa sabırla kendini vakfediyordu.

Yayınevininyayın politikasından hedeflerine kurduğu ekip amatör ruhla sadece hizmet etmekve daha yüksek hedeflere ulaşmak için canla başla çalışıyorlardı. Kitapfuarları, söyleşiler, imza günleri, okul ve kurum söyleşileri dur durakbilmiyor, arkasından yaşadığı güzelliklere bizim de yaşamamızı sağlıyordu.

Şuanda yayınevinde basılan kitaplar arasında Muğla'da neredeyse bir düzineyazarın imzası vardır. Bunda sevgili dostumun katkısı çoktur.

Veson yaşadığımız güzellik ütopik bir hedefin gerçekleşmesiydi sanki. Kendisi buprojeyi dile getirdiğinde ne kadar büyük emek getireceğini ve Türkiye'dealanında büyük harcamaların yapılmayacağı ve hiçbir firmanın bağlantısı olmadanyapılacak bir etkinlik gerçekleşecekti. Bağlı bulunduğu ilçeye en uzak biryayla köyünde yapılacak bir kültür şenliğinden bahsediliyordu. Gözlerinebaktığımda bu projesinin da hayat bulacağından emin oldum. Projenin her biradımında iğneyle kuyu kazar gibi emek sarf ettiğini biliyorum. Şenliğinyapılacağı mahallenin (köyün) muhtarlığı ve mahallenin bağlı bulunduğu ilçeninbelediye başkanlığının himayelerinde bütün çerçeve hazırlanmıştı.

Şenlikteana hedef o bölgenin çocuklarını, insanını kitapla buluşturmak ve yazarlarla biraraya getirmekti. Şenlikte Türkiye'nin önemli isimleri konuk olacak söyleşileryapacak, ulusal bazda sanatçılar konser verecek. Köye yönelik yerel ürünlertanıtılacaktı. Proje lideri şenliğe neler ekledi neler. Şenlik şenlik olmanınbütün zenginliğini yaşadı ve yaşattı. Ve şenlikten ayrılırken bunca zorluğunüstesinden gelen dostumun yüzüne baktım. Bir Anka kuşunun gölgesi vurmuştuyüzüne, mutlu ve kendinden emin. Aşk olsun sana dedim o zaman. Aşk olsunsevgili dostum.

Sevgilidostum İdris Koç liderliğinde Dalaman Belediyesi ve Darıyeri Mahallesihimayelerinde 25 Ağustos Cuma günü ülkemizde bir ilk olan Yayla Kültür Şenliğigerçekleştirildi. Asla unutamayacağım güzellikleri bir arada yaşadım. SanatçıTuğba Ger'den yazarlar Alişan Kapaklıkaya, Osman Çeviksoy, Hasan Kallimci,İsmail Zorba, Ali Can, Münevver Ongun, Nail Ongun, Alpaslan Demir, SalihaDemir, Namık Açıkgöz, İdris Koç, Osman Köse, Gülhan Gürbüz, Kenan Gürbüz,Levent Preveze ve Aylin Mıhçı'ya Fethiye ve Kötekli Gençlik Merkezi gençlikgruplarına, Ortaca Halk Oyunları Grubuna ve daha kimler, hangi kurumlar say saybitmeyecek katılımcılarla hem yöre halkı için hem katılımcılar için harika veunutulmaz bir andı.

Şenliküzerine izlenimlerimiz ayrı bir yazı konusu. Bugünkü yazım yıllardırgerçekleştirmek istediğim küçük bir teşekkürün arz-ı hali.