Alış-veriş kültürü insanlık tarihi kadareskidir. Üretim ve tüketim ilişkisi başladığı andan itibaren alış-veriş kültürüde başlamıştır. Bu kültür sadece temel ihtiyaçların giderilmesini karşılamamış,kendisine bağlı olarak yeni kültürel alanların da oluşmasına yol açmıştır.Mimarî ve şehirleşme bunlardan biridir. Alış-veriş kültürü yayıldıkça meselâvergi kültürü de oluşmuştur. Ayrıca üretenlerin teşkilatlanması, meselâ bizdeahilik ve lonca kültürünü ortaya çıkarmıştır.

Alış-verişin etkisini daha genişalanlara yaymak mümkündür ama biz konuyu o kadar dağıtmadan, Türklerdealış-veriş kültürü konusuna gelelim.

PAZAR

En eski metinlerimiz olan OrhunAbideleri (8. yüzyıl)'inde alış-veriş kültürü ve çarşı-pazar geleneği ileilgili hiçbir kelime ve kavram yoktur. Türkçe'de alış-veriş kültürünün ilkkelimesi olan "pazar" kelimesi Farsça'dır ve Türkçe ile beraber pek çokHind-Avrupa dil gruplarında da bu kelime kullanılmaktadır. Türkçe'de Selçukludöneminde "çarşı" anlamında Arapça'dan geçme "sûk" kelimesi de kullanılmıştır. Mesela göçebeTürkmenlerin başta hayvan satmak üzere oluşturdukları pazara "Sûkü't-Terakime:Türkmen çarşısı" denmiştir.

Pazarlar geçici kurulurken aşağıda elealınacak olan diğer alış-veriş mekânları, sabit mekânlardır.

ÇARŞI

Türkçe'de daha sonra Farsça'dan gelmeama Farsların bile kullanmadığı bir kelime kullanılmaya başlanmıştır: çarşı.

"Çarşı" kelimesi Farsça'dır ama kelimebu hâliyle Farslar tarafından kullanılmaz.

Kelimenin kökeni Farsça "çehar: dört"ile gene Farsça "sûy/sû: taraf, yön, cihet" kelimelerinin birleşmesinden oluşan"çehâr-sû(y): dört taraf" terkibidir ve "şehrin içinde yolların birleştiğiyerde kurulan alış-veriş yeri" anlamında kullanılmıştır. Tabii "çehar-sû"kelimesi zamanla Türkçe'de "çarşı" şeklinde söylenir olmuştur.

ARASTA

"Arasta" kelimesi de Farsça'dır ve"ârâsten: süslemek, güzel olmak" fiilinden türetilmiş bir sıfattır ve "güzel,hoş, iyi" demektir. Selçuklu vebeylikler döneminde Anadolu şehirlerinin merkezinde, küçük sokaklarınbirleşmesinden oluşan çarşılara, şehre kattığı güzelliklerden dolayı arasta denmiştir. Bunun çok güzel vecanlı örneklerinden birisi " MuğlaArastası "dır. (Hadi bakalım. Yılların "Muğla Arastası"nı "Menteşe Arastası"diye isimlendirin. Kolay değilmiş değil mi şehrin adını değiştirmek?) Çizmeciler, bakırcılar, ayakkabıcılar,demirciler sokaklarıyla capcanlı bir arastamız var. Anadolu'da Selçuklu vebeylikler döneminden kalma şehirlerin çoğunda arasta vardır. Bu gelenekOsmanlı'da da devam etmiştir.

BEDESTEN(BEDESTAN/BEZZAZİSTAN)

Kelime Arapça-Farsça "bezzâz-istan"'dangelir. "Bezzâzistan" kelimesi zamanla "bedesten/bedestan" şeklini almıştır.Bedestenler, değişik ölçeklerde tek bir bina kompleksinden oluşan alış-verişmerkezleridir ve buralarda daha çok kumaş ve kumaş mamulü ürünler satılır.Kapalı bina kompleksinin içinde ve muhtemelen orta avluya bakan küçük dükkânlarvardır ve önlerinde kemerli revaklar bulunan bu mekânlar şehrin en işlekyerlerinden biridir. Muğla'nın Yağcılar Hanı'nın avlusunun daha küçük olduğunudüşünün; işte bedesten o!...

HANLAR/KAPANLAR

Bu iki kelime de Türkçe'dir. Eskidentoptan ticaret merkezleri han' lar ve kapan' lardı. Kervanlarla şehre gelenmallar bu han veya kapanlara indirilir, şehir esnafına buradan satılırdı. Muğla'da Yağcılar hanı, zahire pazarı ve Saburhane , han-kapan örneğininbulunduğu yerlerdir. Yağcılar hanı, daha düne kadar yağ toptancılarının merkeziimiş. Zahire pazarı da tahıl toptancı merkezi imiş. Koca han da pek çok malınsatıldığı büyük bir han imiş. Sabri Ağa hanı (Saburhane adı buradan gelir ve oSabri ağa'nın mezarı da Orada Camnin yanındadır.), Kale-Tavas taraflarındangelen kervanların mallarını yıktıkları han imiş. Oraya indirilen mallar,şehirdeki esnafa satılırmış. İstanbul'daki "Unkapanı" da un toptancılığıyapılan yer imiş.

GELELİM"PASAJLAR"A

Modern zamanlarda, pasajlar (Kelimedilimize Fransızca'dan geçmiştir ve orijinali "passage"dır.) da bir tür alış-veriş merkezi oldu. Çeşitli üretimmaddelerinin satıldığı dükkânlar bulunan pasajlar, tek koridorlu bedestenlergibi görülmelidir. Muhtemelen 19. yüzyılda ortaya çıkmaya başlayan pasajlar,orta halli ve büyük şehirlerde görülmüştür.

VEAVM'LER

Modern zamanlar, dağınık alış-verişmekânlarını bir araya getirip, pek çok konfor unsuru ile de zenginleştirip,yeni tip tüketim tarzının merkezi yaptı. Beslenme ve gıdadan giyim-kuşama,eğlence mekânlarından "book store"lara kadar pek çok şeyin bir arada olduğuAlış-Veriş Merkezleri(AVM)'nin temel özelliği ışık ve sergileme başarısıdır.Tabii yapılan her şey, daha çok tüketmeye maruz bırakmak için yapıldığından,buralara "kapitalizmin ve tüketim kültürünün kalesi" demek yerindedir.

YA"ÜRETİM"

Eskiden zenaatkârların veya daha eskiifadeyle "ehl-i hıref"in "dükkân"ları vardı. Sonra bunlar "atölye"ye ve dahasonra da "fabrika"ya dönüştü. Bu arada "bakkal"lar da "market" ve süpermarket"lere dönüşürken "mağaza"lar da "show room" oldu. Üretim ve sergilemekültürü de değişti yani Süheylâ.

2 Ekim Pazartesi akşamı MenteşeBelediyesi'nin Konakaltı Kültür Merkezi' ndegerçekleştirdiği Kültürel ve TicarîBoyutlarıyla Arasta panelinde bu çerçevede konuşmalar yapıldı. Ayrıntılarıhaftaya yazarız.