"Biz Âkif diyen diller,her sözümüzde seni düşünmeli,

imtina etmeliyiz. Seninruhûnu incitmeden sözümüzü

Hakk üzere söylemeli,benli dillerden uzaklaşmalıyız.

Seni yeren diller nekadar acizse seni öven diller de

o kadar hakkaniyetliolmalı."

" Sessiz yaşadım , kimbeni , nerden bilecektir ?" diyorsun. Yazdığın şiir mecliste "İstiklâl Marşı"olarak kabul ediliyor büyük bir coşkuyla alkışlar arasında. Defalarca okunuyor.Sen, başını kaldırmıyorsun oturduğun sırada. Âkif, Âkif sesleri yükseliyor, senbaşını eğip oradan sessizce ayrılmak istiyorsun. Çanakkale Şehitleri'nin,Bülbül'ün, Leylâ'nın, İnsan'ın, Hasta'nın ve Safahat'ın her bir sayfasındamısra mısra karşımıza çıkan şiirlerin şairi sen hiçbir mısranla övülmeyiistemiyorsun, sessizce hizmet etmek istiyorsun.

Övüldüğünmeclislerde duramıyorsun, sıkılıyorsun. Âkif ismi senin gönlünde Rabbine karşıbir aciz ve fakir bir kul olmaktan memnunken hiçbir dünyevi hazzı kabuletmiyorsun. Sen Mehmet Âkif Ersoy şair, yazar, öğretmen, veteriner, âlim,milletvekili ve nice sıfatlarından azade sadece mümin, sadece insan. İçimizdenbiri, bizim sesimiz, bizim vicdanımız, bizim insanımız olmaktan çok çok ötede,uzakta değil yanımızda ama her daim önümüzde.

" Sessiz yaşadım , kimbeni , nerden bilecektir ?" diyorsun. Dürüstlüğünde timsalin yok. Ahlâkında,edebinde, sözünün eri olmanda örneğin yok. Sana doğruluk dilinden başka hiçbirsöz isnat edemez dilleri olanlar, kalem tutanlar. Sen Yunus hâllince cümlekapısından eğrisini geçiremezsin ki. Hayatından aktarılan hiçbir kesit sanagölge düşüremez ki. Senin gönlün Yunûs'un hâliyle hâllenmiş ve mayalanmıştır. "Yaratılanı sev Yaradan'dan ötürü" hayattakiduruşun olmuştur hep. Yaradan'a imanın aşkla yoğrulmuş, bu sevda uğruna Hakyoluna aşkla hizmet etmekten başka bir yolun da olmamıştır hiç.

Biz Âkifdiyen diller, her sözümüzde seni düşünmeli, imtina etmeliyiz. Senin ruhûnuincitmeden sözümüzü Hakk üzere söylemeli, benli dillerden uzaklaşmalıyız. Seniyeren diller ne kadar acizse seni öven diller de o kadar hakkaniyetli olmalı. Sessiz yaşadım , kim beni , nerden bilecektir ?" diyen sözünayırdına varmalı Âkif'in hakikatini vatanseverliğinde, hakseverliğinde, Rabbineolan sevdasında, imanın onun karakterine sirayet eden aşkında, zorluklaragöğsünü siper eden asla acziyet göstermeyen mücadelesinde görmeliyiz. Âkif'iözne edinen her cümle sözün gücünü sözü söyleyen dillerin sözün mânâsıncayaşamında nasıl hakikate erdiğinde kurulmalıdır.

Âkif,Asım'ın nesli diyordum ya; derken işaret ettiği gibi suret olanın değil özünde,hakikatinde olanın peşindedir. Onun davası dünyalık bir değildir. O vatanınıçiğnetmeyecek, bastığı yerleri toprak deyip geçmeyecek nereden geldiğinibilerek istikametini belirleyecek ve düstûru her ne olursa olsun vatan içindenildiğinde her hizmete baş koyacak, asla talep etmeyecek, talep edildiğindesadece hizmet için yola koyulacak bir dava adamıdır. Sözler galebe çalarkenÂkif'i anlatmak yetmez. Âkif Almanya'da, Necip çöllerinde, Ankara'da,Kastamonu'da, Balıkesir'de, Balkanlarda her nereden çağrılırsa oraya koşar. Tekbeklentisi Hakk'a ve halka hizmettir.

Yunûshâllince olduğu kadar Âkif hâllince de olmak gerekir. Âkif'i anlamak içinÂkif'in hakikatince yaşamak gerekir. Ama Âkifçe yaşamak bizde ne gezer? İki üçÂkif'li cümle kurarken dahi Safahat'ın kapağını kaldırmadan konuşmak nasılhoyratlıksa İstiklâl Marşı'nı anlamadan Âkif'i anlatmak da o kadar abesleiştigaldir. " Sessiz yaşadım , kim beni , nerdenbilecektir ?" mısralarında aramak gerekir Âkif'i. Beraberce bakalımmısrayı tamamlayan dörtlüğe. 'Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,Günler şu heyulâyı da er, geç, silecektir. Rahmetle anılmak, ebediyyet buduramma, Sessiz yaşadım , kim beni , nerden bilecektir ?'

Evet, Âkifde bir fânidir. O da sıradan bir insandır. Senin benim bizim gibi bir insandır.Ama o bir dava adamıdır. Bana, sana, bizlere dava adamlığı zor gelir,nefeslerimiz tükenir. Ama Âkif'in soluğu hiç kesilmez, o yorulmak nedir bilmez.Her mücadelesinde üzülür, yaralanır hatta kahrolur ama davasında dimdik hiçbirsapma görülmez. Çünkü o mümin hakikatince bir insandır. Davası imanından gelir.Davası Rabbine olan inancından ve yaratılmışların en mükemmeli insanainancından gelir.

Âkif'in sözüeğilip bükülmez. Ne söyleyecekse doğrudan söyler. İtidallidir, şefkatsahibidir, merhametlidir, mümin hâllince tevazu sahibidir, rikkatlidir ama işHakk'ın hakikatine gelince asla yolundan sapmaz. Bu yolda "Çiğnerim, çiğnenirim, hakkıtutar kaldırırım." diyecek kadar kararlı ve inançlıdır. O Asım'ın herbir sıfatında geleceğe hükmeden hayırda, hakikatte, imanda, ilimde, şuurda hepönde tuttuğu hakiki mümini görür. Her daim kararlı, her daim davasında, herdaim vicdanında, irfanında onurlu. Asım gerçektir. Ete kemiğe bürünmüş içimizdebir candır. Canlara timsal olmuştur. Âkif'in inancı yersiz değildir.Çanakkale'den Kurtuluş Savaşı'na ve İstiklâl Marşı'nın her bir mısrasında aynıyürekte Asımlar vardır.

" Sessiz yaşadım , kimbeni , nerden bilecektir ?" der ama Âkif hâlinde hiç değişmeyen bir hakikatvardır. Âkif'in tüm mısralarına sinen o yüce ruh, Hakk yolunda eğilmeyen baş,zulüm karşısında her zaman haykıran kendinden emin o gür ses. Kimi zaman'Korkma!' der, kimi zaman 'Uyan!' der bu ses. Bu ses o kadar samimi ve inançdoludur ki bu sesi işiten yürekler hemen sinesine koşar. Balıkesir'de,Kastamonu'da, Ankara'da, Berlin'de, Necip çöllerinde. Onun sesi Fatih'ten,Süleymaniye'den çıkıp gelmiştir çünkü. Asırları aşıp gelen ilây-ıkelimetullahın Allah Allah nidaları gibi gökyüzüne dağılır. Yürekleri coşturur,gaflet uykulu yürekleri uyandırır.

Âkif'iyazmak hatta dilime almak ne haddime ama onun mısralarıyla bir kerekarşılaşanlar aynı İstiklâl Marşı'ndaki gibi tek yürek olur ona gönlünükaptırıverir. Söyleyemediklerimizi, içimizden geçenleri söyler. Sessizyaşayanların sözcüsü olur. Âkif hâllince hâllenmek ve de Âkif'i anlamak içinÂkif'i hakkınca okumak gerekir. Akif aktarmaz, anlatmaz, yaşar, yaşatır.

Âkifyürektendir, yürektedir. Bu yüzdendir ki Edirnekapı Şehitliği'nde şahit olmuşsinelerden bir sineye bakar gözler. Şehitliğin şahitliğinde teslim olmuş biryürek vardır. Şehitler safında bir bayraktardır o. Sessizliğin sonsuzluğuna "Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl" damgasını vurmuşyürektir o. Vatantopraklarına bıraktığı emanetini şehitlerin diyarında bayrağın gölgesi altındabayraktar kılınan vicdandır o. Âkif hâllince " Sessiz yaşadım , kim beni , nerden bilecektir ?" diyenÂkif'tir o.