Gazeteci Yazar Nejat Altınsoy arkadaşımız dünkü yazısına “İyi Afiş Duvarı Deler” diye başlık attı. Sözün sahibi sevgili Nejat’ın da belirttiği gibi üstat Hıfzı Topuz Hoca

Nejat Altınsoy, Hıfzı Topuz Hocanın bu özlü sözüne, kendi deneyimlerinden süzülen “İyi afiş sahibini arar bulur” sözünü eklemiş. Güzel ve haklılığı kanıtlanmış sözler…

Nail Kızıl’ın CHP Muğla İl Başkanlığı binasına astığı söylenen ve üzerine “hiçbir CHP’linin solcunun” yapamayacağı şekilde “çarpı işareti” atılmış Kılıçdaroğlu posterini nereye koyacağız?

Duvarı mı deldi? Sahibini mi buldu?

Siz istediğiniz yere koyun ben bir yere koyamıyorum, ama Nail Kızıl dün il başkanlığından oldu.

Beklenen buydu, dün olmadıysa bugün yarın olur…

*

O posteri Nail Kızıl’ın astığı ne belli… Ki “Asmadım, ben kaldırdım” da diyormuş.

Ben Uğur Ürper’den duydum. Zaten ilk paylaşımı da O yaptı. Yapmamış olsa kimsenin haberi olmayacaktı. Belki de o affedilmeyecek poster orada Aylin Karaca Kavşağında günlerce asılı kalacaktı!

Gazeteci kaynağına güvenir. Ben Uğur Ürper’e güvenirim. Tabii herkes gazeteci ve ben değil, Sevgili Uğur’un kanıtını ortaya koymasında yarar var.

Diyelim ki O asmadı ve O kaldırdı. Keşke kaldırırken polise haber vermiş olsaydı. O poster “provakatif” bir poster. İstenmedik ve olmadık işlere yol açabilirdi. Allah’tan Muğlalılar mülayim insanlar.

Oraya sadece Kılıçdaroğlu’nun provakatif posteri asılmamıştı. Özgür Özel’in posteri ile birlikte asılmıştı. Biliyoruz ki CHP Muğla İl Başkanı Kızıl ve yönetimi yaşanan ayrışma da Özgür Özel’in yanında duruyor. Bunda bir şey yok. Onlar buna inanmışlar, kimse de bir şey diyemez.

Anlaşılan sosyal medya paylaşımları yetmemiş, bir de partiye afiş asalım denmiş. Bu da normal… Ben olsam öyle küçücük de değil, binanın çatısından aşağıya dev bir Özgür Özel afişi sarkıtırdım… Üzerine de “Yanındayız” filan bir şey yazılabilirdi.

Kılıçdaroğlu’nun Allah aşkına o posterine ne gerek vardı…

*

Dün Muğla’da CHP İl Başkanlığı’na CHP’nin bir önceki Bodrum İlçe Başkanı Halil Karahan’ın atanması bekleniyordu. Ben bu yazımı yazarken, henüz açıklama yapılmamış ve bir netlik yoktu.

Bu konudaki paylaşımımda MBB Başkanlığı Yeminli Mali Müşaviri Mehmet Kubilay Özcan ve Muğla eski il başkanlarından Hüseyin Erol’un adının geçtiğini de yazmıştım. Dün bu isimlere Bodrum Basınından Bodrum Belediye Başkan aday adaylarından Emin Palalı’yı ekleyenlerde oldu. Duymadığımız başka isimlerde oldu mu bilmiyorum, ama CHP’nin Bodrum’daki “Yalıkavak lobisi” iyi çalışıyor görünüyor!

Burada dikkat çekici olan “Mutlak butlan” tepkilerine rağmen Muğla’da il başkanı olmak isteyenlerin pek de az olmadığıdır. Nail Kızıl’ın il başkanı yapıldığı, bazı belediye başkanlarının, hatta AK Parti tandanslı olanının bile Kurultay Delegesi olduğu kongrede bu kadar değil, hiç aday çıkmamıştı!

*

Bu arada yeni atama yapılması beklenen İl Yönetiminde mevcut yönetimden bazı isimlerin yeni yönetimde kalacağı ve onlardan birinin de mevcut İl Yönetimi'ndeki isimlerden İsmet Çağlar Doylan olduğuna dair açıklama geldi.

CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Çağlar Doylan dün şu paylaşımı yaptı:

Açık ve net bir şekilde ifade etmek isterim ki herhangi bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu ile bir siyasi bağım ya da bu yönde bir konumlanmam söz konusu değildir. Siyasi duruşum ve yol haritam, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'in ortaya koyduğu değişim ve yenilenme çizgisiyle örtüşmektedir.

Tabii İsmet Çağlar Doylan’ın açıklaması dün en çok konuşulan olmadı.

Muğla da en çok konuşulan isimlerden biri Bodrum’dan Muğla Arama Kurtarma Acil Yardım Derneği (MAKAY)nin Kurucu Başkanı Ahmet Değirmenci oldu.

Ahmet Değirmenci sosyal medya hesabından paylaştığı yazılarında Özgür Özel’den veya Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana değil, başka türlü tavır sergiliyor. “Partisine sahip çıktığını” söylüyor.

Gerçi sosyal medyada kıyasıya yaşanan “mutlak butlan” kavgasında birbirlerine sallayanların hepsi “partisine sahip çıkıyor” … Ahmet Değirmenci onlardan farklı… Dünkü paylaşımın bir yerinde “Taraf olmak zorundaymışız. Yok ya…” dedikten sonra şu ifadede bulunmuş:

Kimin tarafında? Her gün ağız dolusu hakaret edenlerin yanında mı? Örgütü belediyeler üzerinden dizayn edenlerle mi? Yozlaşmaya, yolsuzluğa bulaşanlarla mı taraf olayım?”

Altına “Bu satırlara imzamı atıyorum...” diye yazdım…

*

Gerçekten CHP’deki ‘mutlak butlan’ kavgasında bu insanlar neye taraf oluyorlar?

CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Çağlar Doylan, “Genel Başkanım” dediği Özgür Özel’in yanında dururken “Siyasi duruşum ve yol haritam, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'in ortaya koyduğu değişim ve yenilenme çizgisiyle örtüşmektedir.

Bakın bu anlaşılır bir şey.

Şimdi “O değişim ve yenilenme çizgisi neymiş?” diye soranlar da olacaktır. Vallahi şimdi ben de merak ettim, ama bu onun gerekçesi. Saygı duyacaksın.

İki tarafın birbirini kendi yanına çekmek, “taraf” yapmak için ortaya koyduğu tavırları anlamakta gerçekten zorlanıyorum. “Ya siz kardeşsiniz” diyesim geliyor. Daha dün çoğunuz Hüseyin Erol’un İl Başkanlığına karşı Av. Zekican Balcı’nın yanında omuz omuzaydınız. Hala çoğunuz Nail Kızıl’ın il başkanlığını onaylamış değilsiniz…

İki gün önce basında “Nail Kızıl alınıyor” diyen, yerine atanması muhtemel isimleri belirten haberler çıkınca “öfkeli kalabalık” ayağa kalktı. Biri “Evetttt... Muğla’'nın.. Hain Butlancıları ortaya çıkmaya başlıyor…” diye yazdı.

Ne olacak? Halil Karahan veya öteki isimlerden biri atanınca çarmıha mı gerilecek? Engizisyonda yargılanıp yakılacak mı? Cadı avına mı çıkılacak?

Ben asıl Ankara’daki liderleri ve Muğla’daki kanaat önderlerini anlamıyorum. Neden “dur” demiyorsunuz?

*

Ahmet DeğirmenciKoltuk Değil, İlke Meselesi” başlıklı yazısında özetle şu ifadelerde bulundu:

Şimdi herkes suskun. Herkes sessiz. Gözler Ankara’da. ‘Atama ne zaman gelecek?’ diye bekliyor.

Atama illaki yapılacak; Birileri de bu görevi kabul edecek! ‘Atansın da biz de hücum edelim’ diyenlere soruyorum: ‘Hücumu kime yapacaksınız? İlkeye mi, koltuğa mı?’…

Butlan kararı konuşulunca kimsenin aklına ‘Biz hangi mecrada, hangi ilkeyle mücadele edeceğiz?’ sorusu gelmiyor mu? Yoksa bütün siyasetiniz bir genelgeye mi kaldı?

Kim atansa ne fark eder? İlkesiz adam, hangi koltuğa oturursa otursun, aynıdır. Bugün CHP rozetiyle gezip, yarın başka kapıya gidenler bunun ispatıdır. Parti değiştirmek mesele değil. Mesele, partinin seni değiştirmesine izin vermektir.

Taraf olmak zorundaymışız. Yok ya… Kimin tarafında? Her gün ağız dolusu hakaret edenlerin yanında mı? Örgütü belediyeler üzerinden dizayn edenlerle mi? Yozlaşmaya, yolsuzluğa bulaşanlarla mı taraf olayım?

Sonra ne anlatacağım? ‘1989’dan, 1994’ten, 1999’ dan ders almadık’ diyeceğim. Atatürk’ü anlamadık, emanetine sahip çıkamadık mı diyeceğim? Hiç aklınıza taraf olmaktan başka bir çözüm gelmiyor mu?

Birbirimizle boğuşmak yerine… Bu ‘mutlak butlanı’ üzerimize bırakıp, planları tıkır tıkır işlerken geçip sırıtarak bizi seyredenlerle mi mücadele edeceğiz? Seçildikten sonra örgütüne arkasını dönen il yönetimi ile mi? Ben değişmem. Ben CHP’nin 6 okuna, tüzüğüne, kurultay iradesine bakarım. Hiçbir yere gitmem. Çünkü gidecek yerim de yok. Bu ev benim evim.

Gün gelir, iki tarafın da karşısına çıkar aday olurum. Çünkü ben koltuk için değil, ilke için aday olurum. Son sözüm şudur: Arkadaşlar, siyaset, ‘atansın da görelim’ işi değildir. Siyaset, ‘atanmasam da dururum’ işidir. Susarak bekleyenler bilsin: Ben susmayacağım. Ben satılık değilim. Ben ilkesiz değilim.

Bugün (Dün) toplanacak MYK da Halil Karahan atanırsa eğer ki hiçbir mahsuru yok ilçe başkanlığı yapmış uzun yıllarda partisi için mücadele etmiş… Kabul eder etmez bu onun kararı… Ancak siz kendinize sormayacaksanız biz soracağız;

Dün partili olmayan Ayhan Karahan’ın başlattığı (Kılıçdaroğlu’nu Bodrum’da istemiyoruz kampanyası) kampanyaya neden koşarak imza verdiniz? Maraş katliamında eli kanlı faşistlerin yöntemini, travmalar daha dün gibi hatırlanırken (!), hangi akıl ile CHP’nin binasına taşırsınız?

*

Evet bugün CHP’deki ayrışmadan ve “Yeni Parti”den söz edecektik. Artık yarın…

---------- ----------

GÜNÜN SÖZÜ:İnsanı büyüten şey, bildikleri değil; öğrenmeye devam etmesidir. --Nikolay Aleksandroviç Morozov