Bir avuç kömür için doğal yaşamı, canlıların ve insanın bir ömrünü yok saymayı göze alan yasaya teslim olmayanların, olmak istemeyenlerin kalbi hafta sonunda, doğal ve tarihi çevre mücadelesinin yeniden yazıldığı, çok uluslu sermayeye karşı yürütülen kavganın yeniden bayraklaştığı Milas-İkizköy/Akbelen’de attı.
“Zeytinimize, toprağımıza ve doğamıza sahip çıkıyoruz!” diyerek “topraksızlaştırmaya” karşı direnen Akbelenliler, Milas’ın köylüklerinden traktörleri ile desteğe koşan “zeytinciler” ve hepsinin yanında, yaşamın ardında durmaya devam eden yaşam savunucuları önceki gün İkizköy’de “zeytinliklerimizi ranta, doğamızı talana açacak Maden Yasası”na karşı yaşamı savundular..
“Zeytinliklerimizi de tarihimize de söktürmeyeceğiz. Omuz omuza, yürek yüreğe direneceğiz!” diye bir kez daha haykırdılar...
+
Olup biteni whatsappta “İkizköy Basın Gurubu”ndan takip ettim.
Akbelenliler ve onların her zaman yanında olan MUÇEP üyeleri Akbelen Ormanı’nın tehdit edilmeye başladığı günlerde seslerini yükseltmeye başladıkları ilk günkü heyecan içinde ‘aşure kazanlarını’ kaynatma sırasında “Bugün buraya gelecek olan herkese yeter mi?” telaşını yaşarlarken, o kadim toprakların ürünü buğday ile birlikte fasulyenin, nohudun, mısırın, narın, cevizin birbirine sarılıp kaynaştığı aşure muhtemelen artmıştır.
Çünkü beklenenlerin büyük bölümü gelmemişlerdi...
Günlerdir “Ahmet Aras’ın arkasındayız, MUSKİ’nin arkasındayız”.. “Ahmet Aras’ı yedirmeyiz” diye paylaşımlarda bulunan Milas İlçe Başkanı hariç CHP’nin 12 ilçe başkanı ile Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ve öteki CHP’li Belediye Başkanlarını paylaşılan hiçbir fotoğraf karesinde göremedim.
Yoktular muhtemelen...!
Ahmet Aras’ı anladık ta MUSKİ’nin arkasında ne işiniz var diye sormak isteyip de soramadıklarım Pazar günü “Zeytinliklerimizi de tarihimize de söktürmeyeceğiz. Omuz omuza, yürek yüreğe direneceğiz!” diyenlerin arkasında, aşure sofrasında neden yoktunuz?
+
Sadece onlar mı?
O gün orada Yatağan- Menteşe bölgesinden bir tek Yatağan-Turgut, yani Lagina’nın (Leyne) son Belediye Başkanı Muammer Bahçeli varmış...
O gün orada olması gerekirken olmayanları saymaya kalkarsam bu sayfa yetmez. Tabii öfkeyle “Sen orada mıydın?” diye sormaya kalkacak vicdansızlar da çıkacaktır... Yukarıda “İkizköy Basın Gurubu”ndan takip ettiğimi vurguladım. Bilenler biliyor, her yere gidemiyorum, ama kimse de merak etmesin her yerdeyim!
O “Ahmet Aras’ın arkasındayız, MUSKİ’nin arkasındayız”.. “Ahmet Aras’ı yedirmeyiz” diyen bildirileri yazıp ilk imzayı atan CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı’nın ve MUSKİ ile birlikte arkasında durduğu Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın mazereti neydi acaba?
Op. Dr. Osman Gürün ve Bahattin Gümüş’ü sormayacağım. Onlar CHP’nin bir önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Akbelen’e gelişinin dışında hiçbir zaman orada olmadılar zaten...
Ama DİSK’in Muğla’daki Genel İş Sendikası şubeleri ile Belediye-İş Muğla Şubesi yöneticileri neredeydiler diye sormadan da edemeyeceğim.
Tes-İş ve Maden-İş Sendikası yöneticisi arkadaşlarına karşı ayıp olmasın diye gelmemiş olabilir diyeceğim, ama onlar zaten belediye başkanlarının olmadığı yerlerde olmazlar ki...
+
Evet, CHP’de delege seçimleri başladı. O nedenle “Pazar günü Akbelen’de olmayanlar delege avına çıkmışlardır” desem yanlış olur mu acaba?
Tabii niyetim kimseyi “samimiyet testine tabi tutmak” değil... Ki buna gerek de yok. Zaten Akbelen hep bir ‘turnusol kağıdı’ olmuştur. Merak etmeyin, o gün Muğla’dan Atatürk Stadyumu önünden otobüs kaldırılmıştı, Menteşe Kent Konseyi neredeydi diye de sormayacağım. Onların alışık olduğumuz yerlerde olmamalarına da alıştık artık...
Onca olmayanın yanında CHP Muğla Milletvekilleri Gizem Özcan, Süreyya Öneş Derici ve Cumhur Uzun oradalarmış... “Delege seçimleri onları ilgilendirmiyor mu acaba?” diye de kendi kendime sormadan edemedim.
Nejat Altınsoy yazdı, CHP Genel Merkezi belediye başkanlarına “Delege seçimlerine müdahale etmeyin” demiş... Olacak iş değil ama inşallah... Bu arada Milletvekilleri ile ilgili bir uyarı var mı yok mu bilen yok...
Neyse, üç milletvekili her zaman Akbbelenlilerin yanında oldular...
27. Dönem Muğla Milletvekili Burak Erbay da hep onlarlaydı... Biber gazı bile yemişti. Av. Akın Üstündağ da biber gazına maruz kalmıştı galiba... Oradan seçimlere yakın ne fotoğraflar verilmişti...Hiçbiri yokmuş...
Gizem Özcan, Süreyya Öneş Derici ve Cumhur Uzun’u kutluyorum...
+
Ben meseleyi biraz kömürden madenden ötede görüyorum...
Sanki nasıl şekerimiz, pamuğumuz, tütünümüz, fındığımız, buğdayımız ve dolaysıyla ekmeğimiz kartellere teslim edildi, zeytinimiz yağımız da kartellere teslim ediliyor.
O yüzden önceki gün ticaret odalarının, ziraat odalarının yöneticilerinin, markalaşmaya, dış pazara açılmaya başlayan zeytinyağı üreticilerimizin, tüccarlarımızın Akbelen’de olmamaları da beni şaşırtıyor.
Bu mücadele sadece “solcuların mücadelesi” olarak görülüyor. Ben bunu anlamakta da zorlanıyorum. Bölgede en büyük zeytinliklerin sahiplerinin “sağcı aileler” ve zeytin, zeytinyağı ticaretini yapanların büyük bölümünün de “sağ görüşlü” olduğunu Milaslılar benden iyi bilirler...
Onların zeytinliklerinin altında kömür veya herhangi bir maden belirlenince görmezden mi gelecekler acaba?
+
Pazar günü İkizköy’de CHP Muğla Milletvekilleri Gizem Özcan ile Cumhur Uzun ve Süreyya Öneş Derici de birer konuşma yapmışlar. Etkinlikten sonra sosyal medya hesaplarından birer mesaj paylaşan vekillerden Cumhur Uzun “Yaşamı savunmak için #İkizköy #Akbelen’ deydik! İkizköy’de sadece ağaçları değil, geleceğimizi savunuyoruz. Maden yasasıyla doğamızın, köylümüzün, yaşam hakkımızın yok sayılmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu mücadele hepimizin. Sonuç alana kadar yan yana, omuz omuza olmaya devam edeceğiz!” derken, Süreyya Öneş Derici, “Zeytinlerimizi vermeyeceğimizi TBMM'de söylemiştik, Milas'ta da tekrar ediyoruz. Toprağımızı, suyumuzu, havamızı korumaya kararlıyız! Maden yasasını iptal ettirene kadar mücadelemiz devam edecek.” demiş.
Gizem Özcan da “Zeytinimize, toprağımıza ve doğamıza sahip çıkıyoruz! Bugün Milas İkizköy’de, zeytinliklerimizi ranta, doğamızı talana açacak Maden Yasası’na karşı yaşamı savunduk. Bir kez daha hep birlikte haykırdık: Zeytinliklerimizi de tarihimizi de söktürmeyeceğiz. Omuz omuza, yürek yüreğe direneceğiz. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi: ‘Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez.’... Bu topraklar bize miras değil, emanet. Biz o emanete sahip çıkacağız. Ne bir ağacımızı, ne bir karış toprağımızı, ne de bir yurttaşımızın geleceğini kaderine terk etmeyeceğiz!” ifadelerinde bulundu...
+
“Maden Yasasını Tanımıyoruz” buluşmasına Muğla’nın ilçelerinden, Milas'ın İkizköy, Karacahisar, Alaçam, Balcılar, Ekinambarı, Güllük köylerinden muhtarlarıyla köylüler ile Aydın, Çanakkale, Eskişehir, İzmir gibi illerden yaklaşık 500 kişi katılmış. “Yasa şirketlerin, topraklar bizimdir!”, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma!”, “Maden yasasını tanımıyoruz!”, “Zeytine dokunan eller kırılsın” gibi pankartlar eşliğinde sloganların atıldığı buluşmada aşure yenirken, konuşmalar yapılırken etkinlik halk oyunları ile olaysız son bulmuş.
Köylüler adına konuşan Esra Işık, “Ankara’ya defalarca kez yol teptik. Sesimizi duymadılar. Çünkü bu Meclis, şirketlerin Meclisi olmuş. Biz bunu birebir gördük, yaşadık. Meclise bizi almadılar. Kapısına oturduk, ‘Bizi insan yerine koyuyorsanız gelirsiniz buraya. Buradan gitmiyoruz’ dedik. Ankara’yı sel alan yağmurlar yağdı. Üzerimizden, altımızdan seller, sular geçti. Geri adım atmadık. ‘Geleceksiniz’ dedik. ‘Biz insan yerine koyulmayı öğreteceğiz size’ dedik. Biz bu ülkenin yurttaşı değilmişiz, bunu gördük. Şimdi topraklarımıza döndük. Bu güzel memleketimizin, bu güzel topraklarımızın her bir karışında, her bir karışında bu mücadeleyi büyüteceğiz.” ifadelerinde bulunmuş.
Katılımcıların meramı ise şöyle anlatılmış:
“Bu yasa zorla geçirilmiş bir yasadır. Her ne kadar bu yasa geçirilmiş olsa da bizim için yok hükmündedir. Ankara’da bu yasa tasarısı tartışıldığı dönemde tuttuğumuz nöbetle, verdiğimiz mücadeleyle, kararlılığımızla Türkiye’ye, memleketimize duyurduk. Direnişimizi büyüttük. Ankara’dan ayrılırken köy köy bu yasayı, bize yapılanları anlatacağımızı bu mücadeleyi ilmek ilmek öreceğimizi söylemiştik. Bugün burada komşu köylerimizle, muhtarlarımızla, dostlarımızla, halkımızla buluşmak bunun ilk adımıydı. Bu yasayı uygulatmayacağız. Zeytinimize, toprağımıza dokunmaya kalkarlarsa karşılarına dikileceğiz, etten duvar olacağız, izin vermeyeceğiz. Mücadelemizi güçlendirerek sürdüreceğiz!”
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Mey biter, sâkî kalır; her renk solar, hâkî kalır. Diploma insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik, bâki kalır. --Anonim