Milas/Akbelen 'de 12 Eylül 'de direnişçilerin zorlaçıkarıldığı " özel mülkiyet olan " nöbet alanında sınır tespiti içinyapılan bilirkişi keşfine arazi sahibi ve avukatı alınmadı... Köylülerolağanüstü önlemleri, " Biz teröristiz, ondan koymuyorlar içeri! "diye protesto ederken, keşfe konu mülkün tapulu sahibi Hasan Demir " Malsahibi olarak beni koymuyorlar. Adalet duysun, adalet! " diye tepkigösterdi. Keşfe katılabilen avukatlardan Avukat Arif Ali Cangı zehirzemberek bir açıklamada bulundu. " 12 Eylülün 43. yıl dönümünde 12 Eylüleyakışan bir müdahaleden sonra Burada yapılanların delil tespitini yaptırmayaçalıştık. Ama gerçekten burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin kanunları, Anayasasıuygulanmıyor. " diyerek, Baroları , siyasileri göreve çağırdı.
Önce bir 12 Eylül'egidelim...
Milas/İkizköy'deki Akbelen ormanlarını korumak için mücadele eden köylüler veyaşam savunucuları 2 yıldır nöbetlerini sürdürdükleri kamp alanından 12Eylül sabahı jandarmanın zoru ile çıkarıldı. Kamp alanındaki çadır,konteyner ve eşyalar boşaltılırken, yerine konteyner ile jandarma karakolbirimi kuruldu.
Köylüler ve az sayıda çevreciözel mülkiyet araziden tahliye edilmelerinin ardından, nöbetlerini atıldıklarıyerin yanındaki tarlada yıldızların altında sabaha kadar nöbet tutarak veslogan atarak sürdürdü.
Halende oradalar...
xx xx xx
12 Eylül 1980 'in yıl dönümünde, o günleri anımsatan uygulama ileözel mülkten sökülüp atılan köylülerden Hasan Demir 'in, kendisine aitolan kamp alanı arazisi için bedelsiz kullanım hakkı verdiği Milas 'ın Karadam ve Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı KorumaGüzelleştirme ve Dayanışma Derneği 'nin (KARDOK) avukatı Arif Ali Cangı 'nınhemen ertesi gün yaptığı " Delil Tespiti " başvurusu üzerine, Milas Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile önceki gün söz konusu alanda keşifyapıldı.
Keşif, gayet normalkoşullarda, gerilimsiz, kavgasız gürültüsüz yapılabilecekken, Akbelen 'dehemen her gelişmede yaşandığı gibi gerilimli bir keşif oldu. Sadece tazyikli suve biber gazı yoktu... Yasal hakları olduğu halde jandarmanın etten duvarınıaşamayıp, öfkelenen ve isyan eden köylüler vardı...
Yeşil Gazete 'nin haberine göre, alanda Perşembe günü İkizköy sakinlerinden Hasan Demir 'in, KARDOK 'a tahsis ettiği özel arazide tespit yapıldı.Ancak bilirkişilerin saat 15.30 'da başladığı arazi tespitine nedirenişçiler, ne arazi sahipleri ne de avukatlar alınmadı. Tespite KARDOK Başkanı Nejla Işık ve Avukatları Arif Ali Cangı alındı.Alanda yaklaşık 30 köylü protesto gerçekleştirdi...
xx xxx xx
Çam ağaçlarının acımasızcakesilip ortadan kaldırıldığı günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'ndan TİP Genel Başkanı Erkan Baş 'a kadar bütün muhalefet partisi liderlerininziyaret ettiği, başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün olmak üzere bütün belediye başkanı ve siyasilerin, hatta Zülfi Livaneli 'ninbile ziyaret edip " İstanbul Hatırası " gibi fotoğraf verdiği Akbelen 'dene 12 Eylül 'de ne de önceki gün yapılan keşifte o güruhtan temsilci bileyoktu... Sosyal medyadaki " Yanınızdayız " mesajlarına rağmen İkizköylüler yapayalnızdılar...
Haklarını yemeyelim, CHPMuğla Milletvekili Gizem Sayar Özcan 12 Eylül 'de oradaydı... 27. DönemMuğla Milletvekili Burak Erbay 'da önceki gün oradaydı demeye gerek var mı bilmiyorum,O zaten bütün sıkıntılı anlarda orada... O gün orada Burak Erbay bir Hukukçu olarak, Jandarmadan " Bir durun ya.. Sadece tapu sahibi ve avukatıgirecek. " diye barikatın açılmasını isterken, tespit dosyasındavekaleti bulunan Avukat Pınar Gayretli de alana alınmadı. Jandarmabarikatı önünde açıklama yapan Gayretli , " Şu anda özel mülk olan,köylülerden birine ait araziye alınmamamız sebebiyle açmış olduğumuz bir deliltespit davasının keşfi gerçekleşiyor. Bu davada ben de avukatlardan biriyim vebuna rağmen ben keşif mahalline alınmıyorum. Alınmamamın hukuken hiçbir sebebiyok ve şu an bir emir varsa bile bu hukuka aykırı bir emir. " diyekonuştu.
xx xx xx
Önceki gün yapılan tespitealınmayan mülk sahibi Hasan Demir jandarmalara " Ben HaydarDemir'im şu anda arazimde ölçüm yapıyorlar. Mal sahibi olarak beni goymeyolar.Şu etten barikata bak nereden geçeyim? Adalet duysun, adalet! " diyetepki gösterirken, " Mülk sahibi olarak içeriye girmek, hakkımı aramakistiyorum ama gördüğünüz gibi içeriye alınmıyoruz. Barikatlar kurulmuşvaziyette. Ben içeriye giremezsem benim hakkımı kim arayacak? Kim benimleilgili karar verebilecek? Tek yanlı yargı olur mu? Benim sözüm dinlenmedenbenimle ilgili karar verilmiş oluyor. Hakkımı nasıl arayacağım bir vatandaşolarak. " ifadesinde bulundu.
Arazi sahiplerinden birbaşkası da kameralara tepkisini şöyle dile getirdi:
" Bak kızım benim adımNazife Asar. Bu topraklar bubamın. Bubamın hakkını topraklarını korumakistiyorum. Ormanının sınırı nerede bubamın sınırı nerede öğrenmek istiyorum.Seni kendi tapulu toprağına bile guymuyorlar. Biz yukarıda bubamız hasta olsanerden girip çıkacağız? Her yeri kapalı. 95 yaşında goca adam. Kalp krizigeçirmiş olsa şekeri yükselmiş olsa nereden gireceğiz, biz oraya neredenambulans çağıracağız. Havadan halikopternenmi geçcez? Kendi tapulu arazimizegiremiyoruz. Önümüzü askerle kapattı. Yeter gari ya, bu kadar işkenceçektirdikleri yeter. Bi köylünün halinden anlamaları lazım. Köylünün derdinianlayan yok konuşan yok. Heç arep soran yok. İnsanın heç değeri galmamış. Bizimheç değerimiz yok. Biz insan değiliz. Biz dışardan geldik bore gızım, bizyabancıyız. Biz teröristiz. Yazıklar olsun bunu böyle yaptıranlara. Bir avuçkömür için. Allah yime nasip etmesin unnara. Unnan arkası guvatlı oldundanherşeyi yapıyolar. "
Limakçılar bu kadar ahı nasıl taşırlar bilemiyorum...
xx xx xx
Keşif, Jandarma barikatı dışında kalan köylülerin protestoları eşliğinde tamamlandıktan sonrabasının karşısına geçen Av. Arif Ali Cangı " 12 Eylülün 43. yıldönümünde 12 Eylüle yakışan bir müdahaleden sonra burada yapılanların deliltespitini yaptırmaya çalıştık. Ama gerçekten burada Türkiye Cumhuriyetidevletinin kanunları Anayasası uygulanmıyor. " diyerek Baro 'laraşu çağrıyı yaptı:
" Burada başka bir hukukuygulanıyor. Jandarma başka bir hukuk uyguluyor. Orman işletmesi başka birhukuk uyguluyor. Kaymakamlık ayrı bir hukuk valilik ayrı bir hukuk uyguluyor.Yani hukukun 'h'si yok burada. Zira ben bir avukatım. Bir işlem yaparkenmahkeme heyetine neyi göstereceğimin önceden hazırlığını yaparım. Keşiften önceburaya geldik, jandarma bizi içeriye sokmadı. Bununl kalsa iyi. İçeriye yetkibelgesi olan iki avukat arkadaşımız alınmadı. Türkiye Barolar Birliği, Barolar,buna ses çıkartın. Avukatlık mesleğinin onuru zedelendi bugün burada. "
Delil tespiti yapılan alaniçin " Adeta düşman işgalinden kurtarılmış bir alan görüntüsü vardı. Orayakonulan konteynırla, üzerine bayrak salınan konteynırla, yere dökülen mıcırlabu görüntü verilmeye çalışılıyordu. " diyen Av. Arif Ali Cangı şöyledevam etti:
" Ancak konteynırınüzerinde Yeniköy, Kemerköy yazıyor. Numarasını da vereyim tutanağa geçirdik.703 384. Barkodu da var. Fotoğraf çekmemize izin verilmedi. Mahkemeden talepettik, mahkeme dava konusu değil diye reddetti. İçeriyi çok değiştirmişlerarkadaşlar. Ve işin trajikomik yanı delil tespitine müdahil olan MilasKaymakamlığı, Muğla Valiliği, Orman Genel Müdürlüğü vekili duymuşlarhaberlerden burada keşif yapılacağını geldiler müdahil talebinde bulundular.Oysa biz delil tespiti dilekçemizde taraf göstermemiştik. Çünkü kimin yaptığınıbilmiyorduk burada. Bu delil tespiti üzerine kimin yaptığı ortaya çıkacak vebunun üzerine biz dava açacaktık. Kendilerini gösterdiler, kimlerin sorumluolduğu ortaya çıktı. Milas Kaymakamlığı, Muğla Valiliği, Orman GenelMüdürlüğü... Tek eksik kalan Jandarma Genel Komutanlığı o da gelseydi tamolacaktı aslında. "
xx xx xx
Av. Arif Ali Cangı içeride delil tespiti yapılırken kendilerine " OrmanKanununa muhalefet edildiği için kampın kaldırıldığının söylendiğini " belirterek," Biz de dedik ki, orman mı kaldı? (Kamp alanını göstererek) Buysa ormandediğiniz bunu da biz koruduk. Biz olmasaydık bunları da keseceklerdi. TümTürkiye insanının görmesi gerekiyor. Lütfen Akbelen Ormanında orman görüntüsükaldı mı? Bu ağaçları İkizköy Akbelen direnişçileri korudu. Bunlar dagidecekti. Bunları koruduğumuz için oradan atıldık biz. Şirketin ihtiyacıolursa bunları da kesecekler. " derken, sözlerini çağrıda bulunarakşöyle tamamladı:
" Sonuçta bu deliltespitiydi. Yapabildiğimiz kadar yaptık. İzlenimimi söyleyeyim. Mahkeme ciddibaskı altında. En doğal taleplerimizi dahi yerine getirmekte zorlandı. HukukMuhakemeleri Kanununda 'keşfi hakim duyu organlarından yararlanarak yapar' der.Yani hakim görecek, gördüğünü yazacak. Duyacak duyduğunu yazacak. (Nejla Işık'ıgöstererek) Nejla'nın ağlamasını görmedi. Oradaki etiketi görmedi. Son sözümherkese; burası bir turnusol kağıdı. Bu ülkede hukuk olacaksa önce Akbelen'deolması lazım. Akbelen de hukuku gerçekleştiremezsek, bu ülkenin bu ülkedeyaşayan hiç kimsenin hukuksal güvenliği yok. Burası çözülemezse görevlendirilenjandarmanın da hukuki güvenliği yok. Bu ülke topraklarındaki hiç bir ağacıngüvenliği yok. Hiç bir börtü böceğinde yok. Geleceğin güvencesi güvenliği yok.Bu nedenle siyasetiyle hukukuyla toplumsal hareketleriyle Akbelen'e sahipçıkmaya çağırıyorum. Burada Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve hukuku yerle biredilmiş vaziyette. Buraya kulak verin. Burada yeniden 12 Eylül yaşandı. 12Eylülü aşacağız derken tekrar yeşillendi 12 Eylül. 12 Eylüllerden kurtulmadanbu ülkede hiç kimseye rahat yok. Eylüllerden kurtulmadan bu ülkede hiç kimseyerahat yok. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum. "
xx xx xx
Av. Arif Ali Cangı 'ya ister katılırsınız ister katılmazsınız... Banasorarsanız " umudum yok "... CHP 'nin üç Muğla Milletvekilinden ikisi Cumhur Uzun ve Gizem Sayar Özcan hukukçu, onlardan biri deönceki Baro Başkanı ... İkisi de ortada yok... Burak Erbay ileteselli mi bulayım?! Nasıl " umut var " olabilirim... 12 Eylül günü Milletvekili Özcan ile telefonda konuştuk. Kendisine meslektaşı Cangı 'nınettiği sözleri ettim... Bir basın açıklaması yapar diye çok bekledim...
Benim umudum İkizköylülerde, Akbelen Nöbetçilerinde... Av. Arif Ali Cangı'dan sonra konuşan Nejla Işık"Burayı terk etmeyeceğiz" diyordu...
----------- ----------
GÜNÜN SÖZÜ ; Bazen başını alıp gidebilecek kadar cesur vebazen kalıp her şeye göz yumacak kadar yürekli olabilmeli insan. --Sunay Akın