Küre şeklindeki dünyamız kendi etrafında dönüyor.
Dünyamız kendi etrafında dönerken güneşin etrafında dadönüyor.
Dünyamız ayrıca ait olduğu Samanyolu galaksisi ile debilinmeze giden bir yere doğru hızla sürükleniyor.
Dünya kendi etrafında döndüğü eksen de, güneşe göre 22- 23 derece civarında eğimli bir eksen.
Bu eksenin iki ucu da sabit değil.
Bu nedenle dünyamızın etrafında döndüğü eksen de,kendi etrafında 3 - 4 dereceyi bulan bir dönme ile dönüyor. .
Dünyadaki hayat, bu hassas dengeler ile günümüze kadargelmiş.
Modern insan da bu hassas dengeler üzerinde var olan dünyadatakriben bir milyon yıldır varlığını sürdürüyor
Son 80 yılda insanoğlu uzayla ilgilenmeye başladı.
Son 50 yılda da uzaya 22 binin üzerinde uydu gönderdi.
Son iki ay içinde de Ay'ın görünmeyen yüzüne araçindirdi.
Bu uydular ve uzay çalışmaları ile haberleşmemizmükemmel bir hale geldi.
Mesleğimden biliyorum, harita yapımı da çok basitleşti.
Harita mesleği koordinat bulma mesleğidir.
Son aylarda starling denen bir uydu kümesi dünyamızınetrafında dolaşmaya başladı.
Starling sistemi üzerinden geçtiği ülkelerdekiistediği noktaların koordinatlarını anında hesaplıyor ve ilgili adresleregönderebiliyor.
Bu belirttiğim bilgiler, bize ulaşmasında sakıncasıolmayan bilgiler.
Uzayda gezen 22 bin uydu, uzay istasyonları başkaneler yapıyor bilmiyoruz.
Bu yıl, ABD, Yunanistan, Arabistan, Yemen, Libya veülkemizde yaşadığımız sel felaketlerini görünce insan ister istemez şöyledüşünmeye başlıyor.
"Acaba, Dünya etrafında gezen uydularını ve uzay istasyonlarınıyapan ve sahipleri olan kişiler, doğal afet dediğimiz meteorolojik olaylarısilah gibi mı kullanıyorlar?"...
Çünkü Libya, Arabistan, Yemen ve Yunanistan gibiülkelerde yaşanan sel felaketleri akıl alır gibi değil.
Bu ülkeler su fakiri olarak bilinen ülkeler.
Meteorolojik olayların (Aşırı yağışlar, kasırga, sel,dolu, tusunami, hortum, deprem, orman yangınları vs ) ölümcül etkisi, adeta birsavaşı hatırlatıyor.
Dünya'da ve ülkemizdeki bazı dereler, 30 - 40 yılda,hatta 100 - 200 yılda bir defa tam kapasite ile akıyorlar.
Meselâ Muğla ili Menteşe ilçesi, Kara Muğla deresi ileTabakhane deresinin oluşturduğu bir coğrafyada kurulmuştur.
Asar dağının doğusundaki Kara Muğla Kanyonu ile Asardağının batısındaki Tabakhane kanyonundan gelen sular şehri üç mahalleye bölmüşidi.
Kızıldağ eteklerindeki mahalle, Asar dağieteklerindeki mahalle ve Yılanlı dağı eteklerindeki mahalle..
Kara Muğla ve Tabakhane dereleri 100 - 200 yıl ara iletam kapasite ile akan dereler cinsindendir...
Şimdiki nesil bu iki derenin ne kadar acımasızolduğunu bilmiyor...
Çocukluğumda yaptığımız uçurtmaları şimdi Eren sitesiolarak bilinen tepecikte çakıl taşlarının bulunduğu alanlarda uçurur idik.
Kumaş boyacıları kumaşlarını bu beyaz çakıl taşlarıüzerinde boyarlar, kurutmaya bırakırlardı.
Eren sitesinin bulunduğu yere, çakıl taşlarını orayakim taşımış olabilir?
Bu soruyu kendimize sormayacak mıyız?
Bu çakıl taşlarını oraya Kara Muğla deresi coştuğuzamanlarda çıkarmış ve taşımıştır.
60 yıldır Kara Muğla deresi uslu uslu duruyor.
Biz de Kara Muğla deresinin aktığı doğal güzergâhlarıkapattık ve yerine Perşembe pazarını inşa ettik.
Tabakhane deresi de şehrin altından geçerek bugünZiraat Bankasının önündeki yoldan da geçerek General Mustafa Muğlalı iş hanınınönünde Kara Muğla Deresi ile birleşiyor.
Ve beraberce Mustafa Muğlalı hanının ve Sınırsızlık Meydanınınaltından geçerek Hamursuz Dağının doğusundaki yapay golü oluşturuyorlar..
Bu göl de düdenler vasıtası ile 2 - 3 ay içindesularını yeraltı gölüne akıtıyor.
Eğer iklim değişikliği nedeni ile Kara Muğla veTabakhane dereleri 100 yıl beklemeden tam kapasite ile coşarlar ise, öncePerşembe pazarı, sonra da General Mustafa Muğlalı İşhanı başta olmak üzereMenteşe büyük bir afet yaşar.
Arabistan, Yemen, Libya ve Yunanistan'daki selfelaketlerini gördükten sonra, bu senaryo geliyor insanın aklına.
İlim insanları, "Akdeniz'in son yıllarda 3 - 4derece ısındığını, Akdeniz'de buharlaşmanın artması neticesinde bölgede yoğunyağışlar olabileceğini ve bu yağışların da sel felaketlerine sebepolabileceğini" söylüyorlar.
Uzayda tek başına dönüp duran ve bir bilinmeze doğruhızla sürüklenen mavi küremiz üzerinde yaşayan biz insanlar, deneme yanılmametodu ile dünyamızın dengelerini bozuyoruz...
Eren sitesinin bulunduğu tepede çakıl taşları var ise,doğa bize bir şeyler söylüyor...
Deve kuşu gibi başımızı toprağa sokmak da, bizeyakışmaz.
Kara Muğla ve Tabakhane derelerinin bir gün canımızıyakmasını istemiyorsak bu iki derenin güzergâhlarından uzak durmalıyız.
Çünkü dereler, kendilerinden alınan alanları çokacımasız şekilde geri alıyorlar ve canımızı acıtıyorlar.